Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2014 Perşembe

Şimdi Reklamlar!


Cnbce.com' dan spor ekonomisti Okan Can, Spor Toto Süper Lig takımlarının forma-göğüs reklamı sorununu yazmış. Biz de daha önce benzer bir konuyu "Hak"lı olmak..." başlığıyla, Bursaspor özelinde ama biraz da lig geneline değinerek yazmıştık. O günden bu yana sorun daha da büyümüş durumda. Yazıyı aynen aşağıya alıntılıyorum.
____________________________________________________________

Süper Lig'de ilk yarı geride kalırken birçok formada reklam alanları boş kaldı. Sponsor gelirleri geçen yıla göre yüzde 10 azaldı. Spor ekonomisti Tuğrul Akşar, düşüşün nedenlerini açıkladı.

Türkiye’de futbol ekonomisinin büyüklüğü 700 milyon Euro'ya ulaşmasına karşın sponsor gelirlerinde düşüş yaşanıyor. Spor Toto Süper Lig’de ligin ilk yarısı geride kalırken birçok kulübün formaları boş kaldı.

GELİRLER YÜZDE 10 AZALDI
2012-2013 futbol sezonunda toplam forma geliri yaklaşık 40 milyon Euro’yu bulurken bu sezon yüzde 10 düşüşle 36 milyon Euro’ya geriledi.

EN BÜYÜK PAY FENERBAHÇE’NİN
Sponsor gelirlerinde Fenerbahçe 9,5 milyon Euro ile ilk sırayı alırken, onu 7,75 milyon Euro ile Galatasaray izliyor. Beşiktaş 3,9 milyon Euro, Trabzonspor da 1,5 milyon Euro gelir elde ediyor.

22 REKLAM ALANI BOŞ KALDI
Göğüs, sırt, kol ve şort bölümlerine reklam alan kulüpler geçen yıl 13 bölümde sponsor bulamazken bu yıl boş kalan reklam alanı 22’ye çıktı. Bir başka deyişle, sponsorların yarısı çekildi.

ANTEP TAMAMEN SPONSORSUZ
Süper Lig’de Fenerbahçe, Galatasaray, Karabük, Sivasspor ve Elazığspor’un formaları dolarken, sadece Gaziantepspor’da hiçbir reklam bulunmuyor. Bursaspor ve Kayserispor’da ise gögüs bölümü boş kaldı.

İNGİLTERE TÜRKİYE'NİN DÖRT KATI
Avrupa liglerinde ise geçen yıla göre gelirler arttı. İngiltere Premier Lig yaklaşık 160 milyon Euro ile forma gelirlerinde ilk sırayı alırken, Almanya Bundesliga 127,8 milyon Euro ile ikinci, İspanya La Liga 85,7 milyon Euro ile üçüncü durumda bulunuyor.

DÜŞÜŞÜN NEDENLERİ
Peki Avrupa’da sponsor gelirleri artarken Türkiye’de neden düşüyor? CNBCe.com’a konuşan spor ekonomisti Tuğrul Akşar, bunun en önemli nedeninin marka değeri ve şike davası olduğunu belirtti. Şike davası ve UEFA’dan gelen cezadan sonra futbola olan ilginin azaldığını belirten Akşar rekabette de dengenin bozulduğunu söyledi. Akşar ”Şike olayları futbola ilgiyi azalttı ve rekabet bozuldu. Örneğin Fenerbahce şampiyon olsa bile Şampiyonlar Ligi’ne gidemeyecek; bu hem marka değeri, hem de futbola ilgide kayıp yaratıyor. Sponsorlar için cazip bir durum söz konusu değil” dedi. Akşar, kulüplerde satış pazarlaması ve stratejisi olmadığını belirterek ”Performanslarında devamlılık da yaratamıyorlar, bu da sponsorlar için sorun yaratıyor” diye konuştu.

(Kaynak: Formalar neden boş kaldı?)

9 Şubat 2013 Cumartesi

Dikta...



Fenerbahçe taraftarı içinde, nihayet uykusundan uyanıp gerçekleri görmeye başlayan bir kitle oluştu. O kitle, fırsat buldukları her an ve yerde Aziz Yıldırım'ı protesto ediyorlar. Son protestoları yukarıdaki videoda. Sanıyorum Yıldırım'ın evine giden sokak. Sokakta bir kaç Fenerbahçeli taraftar, Aziz Yıldırım aleyhine tezahüratlar yaparken sokağa jipiyle Aziz Yıldırım giriyor ve meşhur kibriyle, bizi hiç de şaşırtmayan sözleri sarfediyor;

"oğlum, hiç boşuna kıçınızı yormayın. Ben ne dersem o olur. Bunu bilin!"

22 Ocak 2013 Salı

Wesley...




"Bu videonun hazırlanma amacı, sözüm ona sanal truva adı altında Galatasaray taraftarıyla dalga geçme cüretini kendinde bulan, Fenerbahçe taraftarları olduklarını iddia eden fakat bizce taraftarlıktan yoksun, çocukça hareketler sergileyen (ve) herkesçe bilinen zat'ın maaşlı elemanlarına ithafen hazırlanmıştır.

Bizim, Galatasaray taraftarları olarak takip ettiğimiz, kendi takımımızla ilgili olan Sneijder transferiyle hiç alâkadar olmuyor gibi gözüken bazı Fenerbahçeli arkadaşlarımızın gözünden bu transferi sizlere göstermek istedim.

Onların Galatasaray taraftarını kandırmak için yaptıklarına SANAL TRUVA diyerek gülen bazı gruplar, bu videoyu izledikten sonra, bizim Fenerbehçe taraftarlarına gülmek için kandırmamız gerekmediğini çok açık bir şekilde anlayacaktır.

Bu video tamamen şahsıma ait olup; taraftar gruplarını ve Galatasaray Kulübünü hiçbir şekilde bağlamamaktadır.

BÜYÜK GALATASARAY TARAFTARINA ARMAĞAN OLSUN. ANDAÇ AYTAÇ."


Galatasaray'lı kardeşim Andaç Aytaç (twitter > @andacaytac) Sneijder transferi sürecini çok farklı bir açıdan gören harika bir video hazırlamış. Süreç boyunca medyanın ve basının Khalkedon güdümlü paralı askerlerinin yaptığı yorumlar ve haberleri bir araya derlemiş. Evladiyelik. Daha da sesini çıkarmaya kalkan Fenerbahçe'li olursa çarp yüzüne.

Hiç üşenmeyin, tıklayın play'e ve tadını çıkarın. Hatta video oynarken sırayla ekrana gelen screenshot'lar esnasında videoyu pause'layıp o sayfalarda yazılanları tek tek okuyun. Sadece bir oyuncu transfer edilmediğini, çok daha ötesinde bir zafer kazanıldığını göreceksiniz. İyi seyirler.


18 Ocak 2013 Cuma

Cambaz Nuri...


"...Tarih 3 Kasım 2012...Coca Cola Akademi Ligi'nin 13. haftasında Eskişehirspor - Fenerbahçe maçı oynanıyor...Maçın 65. dakikası. Skor 2-2. Değişiklik haklarını kullanan Eskişehirspor bu dakikada büyük bir şanssızlık yaşıyor. Bir oyuncusu sakatlanıyor ve çıkıyor. Haliyle evsahibi takım maça 10 kişi devam etmek zorunda kalıyor. Kalıyor ama, Fenerbahçe kenar yönetimi hemen devreye giriyor. Federasyon yetkilileri ve maçın hakemi ile görüşen Fenerbahçe kenar yönetimi, 'rakibimizle adil şartlarda mücadele etmemiz gerekiyor. Bir oyuncumuzu çıkartmak istiyoruz' diyor.

Kabul ediliyor. Her 2 taraf da maça 10'ar kişi devam ediyor. İlerleyen dakikalarda bir gol daha atan Fenerbahçe maçı 3-2 kazanıyor. Bu olay kamuoyunda büyük ses getiriyor.


Ama bu örnek davranışın öncesi de vardı..."


Fenerbahçe Genç futbol takımı, Dünya Gençlik Fair Play Ödülünü kazandı geçtiğimiz günlerde. Habertürk gazetesinden Atilla Türker'de geçmişe dair güzel bir anıyla köşesine taşıdı bu olayı bugün. Yukarıda bir parçasını okuduğunuz yazının devamı şurada. Fenerbahçeli genç kardeşlerimizi kutlarken; bu gibi olayların, en alt amatör liglerden Süper Lig'e kadar her arenada, yeni ve daha güzel hareketleri özendirmesi dileğiyle yazıyı noktayalım.

16 Ocak 2013 Çarşamba

Marka Değeri...


Şunu bizim ülkede göremezsin hacı. Forma, eğer yamulmuyorsam Liverpool forması. Sırtta Manchester City'in uslanmaz adamı Balotelli'nin ismi.

Ben mesela, bir Galatasaray taraftarı olarak Alex'e büyük saygı duyarım ve severim de. Şimdi ben bir Galatasaray forması alacağım, arkasına Alex yazdıracağım ve onunla otobüse binip maça gideceğim ha.

Küfür edemiyorum, ayıp olur. Ama bir özdeyişle anlatayım olacakları. "Adamı 2'yle çarpıp 4'e katlayıp kaldırıp rafa koyarlar." Öyle bir dayak yersin ki bırak maça gitmeyi stadın yollarını unutursun. Biz de taraftar kültürü gelişmemiştir. Galatasaray'lı olup Fenerbahçeli bir oyuncuyu ya da Beşiktaş'lı olup Bursaspor'lu bir oyuncuyu sevemezsin. Bu liste böyle uzar gider.

Biz hala "marka değeri", biz hala "Avrupa'nın en iyi 6. ligi" diye kendimizi kandırmaya devam edelim.

13 Ocak 2013 Pazar

Ver Lefter'e...


"Çok gençtim... Her kulüp peşimde idi...Ciddi ciddi Beşiktaş'a gidiyordum... Korktum...Heybetinden çekindim...Baba Hakkı'nın olduğu yerde belki elim ayağım birbirine dolanır dedim ve Beşiktaşlı olmaktan vazgeçtim..."

Lefter Küçükandonyadis


Gidişinin üstünden 1 yıl geçmiş bile. Su gibi akıp gitmiş zaman. Kral Metin Oktay'la birlikte, Türk futboluna ve milli takıma verdiğin emekleri ben kendi adıma unutmayacağım. Toprağın bol olsun.

18 Aralık 2012 Salı

Bu Kaç?


Hatırlarsınız, Engin Baytar Cüneyt Çakır'a saldırdığı ve hakaret ettiği için 11 maç ceza almıştı. Elbette yaptıklarının savunulacak tarafı yoktu. PFDK o güne dek görülmemiş bir ceza vermişti Engin'e. Paşa paşa cezasını çekti, bedelini ödedi.

Şimdi bugünlerde Meireles konuşuluyor haklı olarak. Galatasaray maçında gördüğü kırmızı kart sonrası, hakem Halis Özkahya'ya yönelik yaptığı bir takım gayri ahlaki hareketler ve hakeme tükürmesi nedeniyle (aşağıdaki videonun 27-28. saniyesinde tükürme anı görülüyor) çok ciddi bir ceza beklentisi var.





Talimatname'nin 36. ve 42. maddeleri şöyle diyor;

MADDE 36: SPORTMENLİĞE AYKIRI HAREKET
(1) Sportmenliğe veya spor ahlakına aykırı hareket eden, tutum ve davranışlarıyla TFF'nin saygınlığını zedeleyen ya da futbolun değerini düşüren,
(a) Bir ila üç müsabakadan men

MADDE 42: KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI, HAKARET ve TEHDİT
(1) TFF veya mensuplarına, müsabaka görevlilerine, futbolculara, yöneticilere veya diğer ilgili kulüp ve kişilere, hakaret eden, tehdit eden veya herhangi bir şekilde kişilik haklarına saldırı;
(a) Futbolculara iki ila beş; fiillerin müsabaka görevlilerine yönelik olması halinde ise üç ila yedi müsabakadan men cezası.



PFDK'nın; söz konusu Galatasaray olmadığında ceza vermek konusunda ne kadar pinti, ya da başka bir deyişle ceza vermemek konusunda ne kadar yaratıcı olduğunu, yakın zamandan sadece bir örneğe, Emre Belözoğlu - Zokora arasında geçen ırkçılık olayına bakarak anlayabiliyoruz. Eğer, dosyanın görüşülüp kararın açıklanması gereken Perşembe gününe kadar o maddeler bir hokus pokus operasyonuyla değiştirilmezse, Meireles'i de aşağı yukarı bir 10 maçlık ceza bekliyor. Bekleyip görelim bakalım bu kaç?

17 Aralık 2012 Pazartesi

Spor Hariç Vol 6...


Uzun süredir bu seriye bir şey yazmıyorduk. Ancak dün akşamki Fenerbahçe maçında, ultrAslan yine muhteşem bir koreografiye imza attı.

Kadıköy'de kaldırılan şampiyonluk kupası, geçen sezonki Süper Finalde, Kadıköy'de oynanan Trabzon maçında Fenerbahçe taraftarının yapmak istediği ama beceremediği kel adam koreografisi ve Kadıköy'ü yakan Fenerbahçe taraftarı gibi göndermelerle dolu koreografinin asıl güzel yanı kullanılan müzikti.

Mustafa Sandal'ın ilk albümünde yar alan Beni Ağlatma şarkısının introsu kullanıldı. E haliyle dün akşamdan sonra bu şarkıyı listeye eklemek de farz oldu. :)




Akıp giden sel gibi
Esip geçen yel gibi

Neden yoksun yanımda
Bir sen yoksun
Arar gözler hep seni

Neden yoksun yanımda
Bir sen yoksun

Sorar gönlüm hep seni

Bir gün gelip de karşıma çıkınca
Başkası varsa dilinin ucunda
Anlatma
Beni ağlatma

Keep Calm(*)


Nur içinde yatsın, rahmetli dedem “sessiz insandan korkacaksın” derdi. “Susar, susar, Sabreder. Ama gün gelir bir konuşur. Sen verecek cevap bulamazsın.” Galatasaray ve Fenerbahçe rekabetinde, geçtiğimiz yıl arenada 3-1 kazanılan maçla açılan farklı boyut, dün akşam yukarıdaki sözlerle özetlenebilecek yönde ilerlemeye devam etti. O tarihe kadar Fenerbahçe’nin lig maçları bazında Galatasaray’a karşı ciddi bir psikolojik üstünlüğü vardı. Öyle ki; zaman zaman içerde ya da dışarıda, iyi oynayan Galatasaray olsa bile kazanan Fenerbahçe oluyordu. 3-1’lik maç zihinlerde yeni bir kapı açtı.

Galatasaray o günden sonra Fenerbahçe derbilerine, “34 maçlık lig maratonu içinde, sizi şampiyonluğa götürecek 3 puanlardan birinin alınması gereken, diğer maçlardan farksız bir maç” gözüyle bakmaya başladı. Mental hazırlıklarda hep bu doğrultuda yapıldı. Bu; takımın maç öncesi psikolojik olarak dingin, böylece daha konsantre, maç sırasında da sakin kalarak hata yapmamasına imkan tanıdı. O günden sonra Galatasaray, kötü oynasa da kazanması gereken maçları hep kazandı. Oyun zamanla düzeldi ve Galatasaray kompakt bir takım halini aldı.

Bunun en güzel yanını dün akşam gördük. Baktığınız zaman dün akşam takımın en verimsiz 2 ismi Umut ve Burak’tı ama bugün onları pek konuşan yok. Çünkü takımın geri kalanı sahada sakin kalarak, “forvetler bugün kötü, gol atamayacağız galiba” paniğine kapılmadan, “onlar yoksa biz varız” deyip işlerini o kadar iyi yaptılar ki onlardan bahsetmeye gerek bile kalmadı. Maç boyunca ayakta kalan ve yine sakin kalıp savunma arkasına 1 tane dahi top kaçırmayan Semih’in liderliğinde kurulu savunma, önceki maçlara nazaran bu kez topu 3. bölgeye taşımakta ve orada tutmakta çok da zorlanmayan orta saha kilidi açan unsurlardı.

Riera’nın, sol açık mahreçli bir sol bek olarak en iyi işlerinden birini çıkardığı, Hamit’in takım oyununa giderek alıştığını ve oyunun içine daha fazla girmeye istekli olduğunu gösterdiği, Selçuk ve Melo ikilisinin geç de olsa beklenen performansını sergilediği, Yekta’nın “basketbol deyimiyle” bu takımın en iyi 6. adamı olduğunu açıkça ortaya koyduğu bir maç oldu. Her anlamda ezeli rekabetteki üstünlük sadece 5 maçla el değiştirdi.

Galatasaray’ı bugün bu noktaya getiren, o tatsız Fenerbahçe egemenliği zamanlarında susup, konuşacağı günlerin geleceğini sabırla beklemektir. Sakin kalıp, puan farkı kapandığında, hatta liderlik el değiştirdiğinde dahi panik yapmayıp sıradaki maçına hem fiziksel hem de mental olarak sakince hazırlanmasının sahaya ve oyuna sirayet etmesi kaçınılmazdı. Dün akşam bu ayyuka çıktı fark da 5’e. Tebrikler Galatasaray.

(*)SAKİN KAL

İsmail ŞEN
GSFans.org

29 Kasım 2012 Perşembe

3...2...1 Puşkaş!




FİFA'nın her yıl verdiği Puşkaş Ödüllerinde, yılın golü ödülü için finalistler belli oldu. Atletico Madrid'ten Radamel Falcao, Santos'tan Neymar ve Fenerbahçe'den Miroslav Stoch son 3'e kalarak ödül için yarışacak oyuncular oldular.

FİFA'nın internet sitesindeki yarışmayla ilgili sayfada, 3 oyuncunun da finale kalmalarını sağlayan gollerin videoları var. İzleyip karar veriyorsunuz. Katılıp oy kullanmak için şöyle buyrun. Ben oyumu Neymar'a verdim. Oldum olası sevmişimdir slalom golleri.

24 Temmuz 2012 Salı

O An...

Geçtiğimiz sezonun son maçı olan Fenerbahçe-Galatasaray şampiyonluk maçını, totem yaparak izlemeyip, maç sonuna kadar arabasında oturup maç bitiminde sonucu ve şampiyonu öğrenmek için yaşadığı muhitte aracıyla tur atan ve sonunda şampiyonluk turuna çıkmış Galatasaray'lıları görünce sevinçten ağlayarak şampiyonluğu kutlayan ve bu anları saniye saniye videoya kaydedip internete yükleyerek efsane olan taraftar arkadaşımızı ve meşhur videosunu hatırlarsınız.



Kendisi; video internette patladıktan ve meşhur olduktan sonra sözlüğe yazdığı yazıda, videonun aslında daha uzun olduğunu, evden çıktığı andan maç sonuna kadar çekim yaptıklarını söylemişti. İşte o görüntüler bugün ortaya çıktı. Efsane "O An" videosunun kahramanları evden çıkışlarından şampiyonluğu öğrendikleri ana kadar geçen süreyi dakika dakika yayınladı. Yaklaşık 10 dakikalık videoda heyecanı, inancı, beklentiyi ve düşüncelerini göreceksiniz ve eminim yine duygulanacak, sizde tıpkı benim gibi onlarla ağlayacaksınız. En azından gözleriniz dolacak. Buyrun; keyifli seyirler.

10 Temmuz 2012 Salı

Bu Ülkeden Bir McRae Geçti...


Tarih, 17 Ocak 1971. ABD'nin Kaliforniya eyaletinde bir hastane odasında, geleceğin en önemli basketbolcularından biri dünyaya geldi o gün. Ailesi ona Conrad dedi. Syracuse'ten çıkan pek çok basketbolcu gibi o'da merakla ve ilgiyle takip edildi. Vakti gelip NBA adım attığında Washington Bullets o'na kapılarını açtı. Conrad McRae artık NBA oyuncusuydu. Ancak o seçimini Avrupa'dan yana kullandı ve Türkiye'ye geldi.

Önce Fenerbahçe'ye transfer oldu. 2. sezonunda, antreman sırasında kalp spazmı geçirince sözleşmesi fesh edildi. Ama durmadı. Fransa'ya; Pau Orthez'e gitti. Orada geçirdiği 1 sezonun ardından, kendisini yeniden ait olduğunu hissettiği topraklarda, Türkiye'de buldu. Bu kez durak, efsane kadroyla birlikte efsaneleşeceği Efes Pilsen'di.

Efes o sıralar yakıp kavuruyor ortalığı. Mirsad, Ufuk Sarıca, Murat Evliyaoğlu, Petar Naumoski. Ve tabii ki; o sıralar Türk basketbolunun geleceğine damga vuracağının sinyallerini vermeye başlayan Hüseyin Beşok, Hidayet Türkoğlu, Mehmet Okur'da kadroda. Bana o dönemki; Michael Jordan, Scottie Pippen, Dennis Rodman ve Toni Kukoç'lu efsane Chicago Bulls'la birlikte basketbolu sevdiren 2 takımdan biriydi Efes. Ve Conrad da o takımın bir parçasıydı.

Conrad, 10 Temmuz 2000 günü, yani 12 yıl önce bugün ayrıldı aramızdan. Yine kalbi ihanet etmişti o'na. Daha önce de kalp spazmı geçirmiş olmasına rağmen basketbol sevgisi yüzünden sporu bırakmayan Conrad, basketbol salonunda hayatını tamamladı. Bu gözler, böyle bir basketbolcuyu izlemiş olma şansına erişti. Bir zamanlar, Türkiye'de semt spor sahaları bazı şehirlerde lükstü. Bizde o lükse sahiptik. Hafta sonları arkadaşlarla beraber Belediye'nin basketbol tesislerinde sabahtan akşama kadar basketbol oynar, her şutta, her drive'da, her turnike'de birer Conrad olurduk. Öyle sevmiştik bu adamı. R.İ.P Conrad.


24 Mayıs 2012 Perşembe

Seneye Voleybol İle Daha Fazla İlgileneceğim


Evet benimde garibime gitsede, konumuz voleybol, bu sene ben ve çoğu Galatasaraylı, artık voleybol ile daha çok ilgilecek. Bu sene bayan voleybol takımına yapılan yatırımlar, alınanan oyuncular, getirilen antrenör ve en önemlisi Şampiyonlar ligi'ne katılmamız. Benim bu ilgimi oluşturan farktörlerdir. Erkek voleybolda da gelen oyuncular ve yeni bir yapılanma, oradaki sponsorlar bu işi dahada büyütme derdindeler. İnşallah seneye o çook eski ihtişamlı voleybol yıllarımıza döneceğiz. Gerçi Bayan takımımız için Şampiyonlar ligi başvurusu olacağını biliyordum. Ama büyük ihtimal kabul etmezler diye düşünüyordum. Yinede ciddi bir atılım olacaktı. En azından Türkiye ligi finali ve Avrupanın ikinci kupasını kazanma hedefinde bir takım kurulacaktı. Ama şampiyonlar ligi erken geldi. Galatasaray'ın voleybolda büyüme işi daha erken oldu. Eminim yenide bir sponsor bulanacak oraya, takımın genel Menajeri Orkun Darnel şuan İtalya'da, transfer görüşmeleri yapıyor. İlk isim Gioli oldu. Tam bir dünya yıldızı, uyum sorunuda olmayacaktır. Türk bir ortaoyuncusu da alındı. Beşiktaş'tan, Türk bir libero ve bir smaçör daha alınacak diye biliyorum. Ama isimler belli değil. Yalnız Fenerbahçe'den, Seda veya Eda olduğunu duydum o kadar. Vakıfbank TT'den de ilgilenilen oyuncular var. Ama oradaki isimler belli değil. Erkeklerde 2 transfer yapıldı. Biri Türk biri yabancı olmak üzere, Bu atlımları görüp kayıtsız kalınmaz. Zaten futbolda iyice bozuldu. Tamamen kendimi basketbola konsantre etmiştim ki artık benim için voleybolda var.

Galatasaray'ın Şampiyonlar ligine gitmesi olmaması gerektigi gibi olay oldu. Başvurusunu aynı anda yapan iki takımdan biri seçildi. Ama niyeyse herkes, Fenerbahçe alınmadı diye ya Galatasaray'ı suçluyor. Yada fedarasyonu, federasyonun yapacağı ne var. İki takımında başvurusunu, CEV'e göndermiş ve beklemiş. Sonucunda da Galatasaray'ı almışlar. Fenerbahçe'yi neden almadıklarını açıkalayan CEV, gayette mantıklı bir açıklama yapmış. Ama yok illa altında bir şey olması lazım. CEV'in tavrı çok net, "Bizim koyduğumuz kurallar var. Ona uymadı. Bende Wıld Card vermedim" diyor. Ha direk, ligdeki konumun iyi olması gereği gelselerdi. Ona bir şey yapmazdık. Lakin işi benim iznime bıraktılar bende almadım, otoritem sarsılmasın diye diyorlar. Medyanın prim yapma isteğiyle bu rekabeti voleybolda bile körüklemesi ve FB yönetiminin hatasını kapatma derdinde oldukları için bunlar oluyor. FB yönetimi doğal olarak, kadrosuna güvenmiş ve nede olsa direk gelirim diye, kurallara uymamış. E terslik oluncada, CEV'in eline düşmüş bir nevi, o da geçen senenin faturasını kesmiş. Bakıyorum bazıları Galatasaray'a sallamış, bazılarıda federasyona, yahu CEV, FB kurallara uymadı diye almadık diyor. Buradaki asıl suçlu FB yönetimi ona kızmanız gerekirken, kabak FB yönetimi dışında herkese patlıyor. Herkes suçlu bir tek FB yönetimi suçsuz, herşeyi doğru öyle mi ? Yahu yapmayın arkadaşlar, bu en basit tanımıyla "gülünç" sadece gülünç, aynı mantığı, şike sürecinde de yaptılar. Kimse demedi. Yahu bu tapeleri bii yazmadı sonuç olara, nedir bu tapeler demedi. Herneyse konumuz başka ama örnek verdim sadece, kısacası son Şampiyonlar ligi şampiyonu takımı durduk yere kimse turnuvadan men etmez.

Bu arada son olarak, birileri federasyon başkanına baskı yapıp, "Fenerbahçe'ye Wıld Card verilmedi. O zaman hiç bir takım bu haktan yararlanmasın" demesin. Bahane olarakta, tepki koyun federasyon olaak. Wıld Card'ı kullanmasın kimse sözde tavrımızı koyalım. Diyip Galatasaray'ın Şampiyonlar ligi hakkını kimse masabaşı oyunlarıyla almaya kalkmasın, yada bu çabalara giriyorlarsa, haktan,hukuktan kimse bahsetmesin ayıptır. Cev sana bir uygulama yaptırmış sen ben gidmedim, kimse gidemesin diye enerjini harcayacağına, bu durumu nasıl düzeltebilirim. Yada seneye nasıl aramızı düzelterize harcasın enerjisini, ayıptır.

Ayrıca, Galatasaray kimsenin hakkını yemez. Hakkına konmaz. CEV tarafından Galatasaray seçilmiştir. Olay bundan ibarettir.

Voleybol, Şampiyonlar ligi'nde Galatasaray'a ve tüm Türk takımlarına başarılar dilerim. İnşallah Fenerbahçe CEV ile arasını düzeltip, turnuvaya dahil olabilir.  

28 Nisan 2012 Cumartesi

"VAY"loyan...


Herşey Loran Vayloyan'ın, Arena'da oynanan ve 2-1 kaybettiğimiz Fenerbahçe maçı sonrası, soyunma odası koridorlarında kendini tutamayıp(!) Fenerbahçeli futbolcu ve yetkililerle taraftaramiz bir şekilde sevinmesiyle başladı.
Önce ultrAslan tepki gösterdi ve resmi sitesinden yukarıda ki görselde gördüğünüz kınamayı yayınladı. Tepki son derece haklıydı.

Loran Vayloyan, dün konuyla ilgili bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada kabaca "olay iddia edildiği gibi büyük bir sevinç değil, bir kulüp çalışanıyla yapılmış basit bir 'çak' hareketinden ibarettir." dedi. Ancak koridorlardaki güvenlik kameralarının kayıtlarını izleyen Galatasaray kulübü yöneticilerinin verdiği oldukça sert tepki ve yapılan açıklamalar olayın hiçte o kadar basit olmadığını ortaya koydu. Gelelim yaşanan olaya bizim tepkimize. Bu kadar basit geçiştirilemez bu konu.

Yapmayacaksın arkadaşım, çak çuk çük vs o'nu da yapmayacaksın. Sonra bana istersen 500 sayfalık özür mektubu yaz; nafile. Özel hayatında Fenerbahçeli'liğini sonuna kadar yaşayabilirsin. İstediğin kişiyle, istediğin futbolcuyla, istediğin herşeyi paylaşabilir, sevinebilir, coşabilirsin. Buna kimse itiraz edemez ve karışamaz. Ama orada, üzerinde Süper Lig'in resmi yayıncısının kimliğini taşırken, görevli olarak bulunurken böyle birşey yapamazsın. Hele benim stadımda asla yapamazsın. Ben yıllardır Bahri Havadır'ın da Pınar Argun'un da böyle bir olayına şahit olmadım; ki o'nlar senden daha tecrübeli, daha kıdemli. Sen daha dünkü yumurtayken bu ne cüret?

19 Nisan 2012 Perşembe

BU HAFTA 3 DEV MAÇ OYNANACAK


    Bu hafta Galatasaraylılar ve Fenerbahçeliler adına çok önemli bir hafta,bu hafta tam 3 tane Galatasaray - Fenerbahçe derbisi var.3 maçda çok önemli ve çok çok krıtik,Allah herkese kolaylık versin.Futbolda olan maç malumunuz.Süper Final maçı Galatasaray kazanırsa şampiyonlugu neredeyse garantileyecek.Bayan basketbolda bir final serisi var.Galatasaray'ın bu maçı kazanması lazım.Yoksa şampiyonluk kaybedecek.Erkek voleybolda da yarı final maçı var.3'de şampiyonluk için çok büyük virajlar.3 maçıda kimin kazanacagı belli değil.Bu hafta herkesin tansiyonu bir hayli yükselecek gibi duruyor.Birde maç programını vereyim...   

    19 Nisan Persembe, saat 20:00   
Galatasaray MP - Fenerbahce (TBKL Final Serisi 4. Mac)   

     20 Nisan Cuma, saat 20:00   
Galatasaray YK - Fenerbahce Grundig (Erkekler Voleybol Yari Final Maci)   

     22 Nisan Pazar, saat 19:00   
Galatasaray - Fenerbahce (Futbol, Süper Final 2. Maci)    



    Ben şöyle bir maçlara baktıgımda,hak eden ve galibiyete yakın olan tarafın Galatasaray oldugunu düşünüyor.Sadece bir tek Voleybolda ki maçtan şüpheliyim.Çünkü daha oturmuş bir kadro,daha iyi oyuncular.Yinede sonuçları bekleyecegiz.Ben Bayan baskletbol takımı hariç 2 maçıda izleyecegim.Neden bayan basketbol takımını izlemedigimi daha ilerki günlerde yazacagım yazıda elbet göreceksiniz.Gönlüm Galatasaray'dan yana hiç yapmacık ve samimiyetsiz olmadan "iki takımada başarılar" demeyecegim.Galatasaray'a başarılar diyecegim.

    BAŞARILAR GALATASARAY,ZAFERLER SENİN RUHUNDA VAR HAYDİ BASTIR GALATASARAY !  

17 Nisan 2012 Salı

Kör Taraf...



Gördüğünüz kare bugünkü Habertürk spor gazetesinden. Biliyorsunuz, Habertürk spor servisinin başında Fenerbahçeli oluşuyla bilinen Halil Özer var. Halil Özer'in bu durumu, ne yazık ki son zamanlarda Habertürk spor gazetesinin futbol harici branşların haberlerinin verildiği sayfaları sıkça etkilemeye başladı. Basın ve medya dahil, hangi meslek grubunda olursanız olun bir takımın taraftarı olabilirsiniz elbette. Bunda bir sakınca yok. Ancak taraftarlığınız zaman içinde giderek taraflığa dönüşürse, işte o noktada ne kadar dil dökerseniz dökün, insanları art niyetli olduğunuz dışında birşeye inandıramazsınız. Yazıyı, yine yakın zamanda Habertürk spor sayfalarında gördüğüm bir kareyle bitiriyorum. Alttaki karede, Yenilmez Armada ünvanıyla manşetlenen takım Fenerbahçe Üniversal kadın voleybol takımı.




16 Nisan 2012 Pazartesi

NO RACISM


    Baştan söylemiş olayım. Biliyorsunuz, beni az çok takip edenler spor dışı bir olay yazmadıgımı, yazana da kızdıgımı bilir. O bloglara yorum yapmadıgımı da bilir. Dün play - off'lar Fenerbahçe - Trabzon maçıyla başladı.Ben maçın ilk yarısını izledim.Fenerbahçe güzel oynadı falan diyorlar.Tabi tamamını izlemedigim için pek bir yorum yapamam.Asıl meselemiz Emre'nin,Zokora'ya yaptıgı ırkçılık... 

    Irkçılık bizim dinimize de kültürümüze de ters bir durumdur.Bizim ülkemizde olmazdı.Ta ki İnönü'de bir kaç kendini bilmezin Eboue'ye ettigi ırkçı hakeretler ve sonrasında Emre'nin yaptıklarına kadar.Ben hasbel kader spor yapmış, spor ruhunu az çok bilen, spor ahlakından biraz nasibini almış biri olarak bunu kabul edemem, içime sindiremem.Ben burada takımdaşlık falanda yapmıyorum.Bir defa bu olay takımlardan renklerden ayrı bir olaydır.Renklerden sıyrılıp bu konuyu düşünmeniz lazım.Bazıları yine takımdaşlık yapıp Emre'yi savundu.Bu kafadan, bu fanatizmden acilen kurtulmamaız lazım.Allah korusun "bulaşıcıysa" yarın bir gün aynısının Sow veya Yobo'ya yapılmayacagını garanti edemeyiz.Emre'nin takımında siyahi oyuncular olmasına ragmen bunu yapması da başta o oyuncuları yaralar.Aslında bu olayı Emre'nin yapması çok şaşırtmadı beni. "Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır" diye bir söz vardır bizde.Emre zaten bir Galatasaraylının gözünde,Fenerbahçeye imza attıgı gün bitmişti.Ben şuan bizim alt yapımızda yetiştigi,oynadıgı,A takımda forma giydigi için UTANIYORUM.Yinede çogu fenerli savunma cesaretini gösterebiliyor.Ne yapalım o da bir mide demek ki.Bu olayın savunulacak,takımdaşlık yapılacak bir durumu asla yok.Çünkü herşeyden önce her insan ADAM olmalı.AHLAKLI olmalı.İnsanların yaradılışıyla dalga geçmek.Bu yaradılışa hakeret etmek.Bana göre bir sporcunun değil, bir insanın tamamen ahlaktan uzaklaşması durumudur.

    Şimdi olayı iyice takımdaşlıktan çıkarma adına EMPATİ yapalım.Biri size Türkiye dışında "pis Türk" dese tepkiniz ne olurdu.Ben şahsen kendi adıma söyleyeyim.Karşımdakinin kim olduguna bakmadan Allah ne verdiyse dalardım.Sizde düşünün bakalım... 

    Şimdi bu işin birde cezası var.Ben ceza gelmez diyorum ama bakalım.Emre "kızgınlık anı söyledim, o da bana küfür etti" diyor.Lakin ırkçılık tüm küfürlerden daha ağırdır.Bu işin talimatnamede yazan cezası şudur.Oyuncuya 4 - 8 maç ceza,kulübe süper lig kulübüyse 50.000 ile 150.000 lira arasında para cezası ve kulübün sahasını 1 - 3 maç kapatma yazıyor.Şimdi bunların hangisi yapılır diyenler olur.Ben söyleyim hiiiç biri.Neden mi ? Burası Türkiye. 10 aydır olumlu veya olumsuz bir karar veremeyerek futbolu kaosun içinde bırakanlar her konuda oldugu gibi bu konuda da EYYAMA DEVAM EDECEKLER. 

  Kısacası herkese selam,EYYAMA DEVAM !   Bu arada taraflı tarafsız bu olayın çirkin oldugunu savunan herkesi de kutlarım.Bana göre çok güzel bir tepki konuldu ortaya. Şimdi bakalım Muslera'nın penaltısını "etik değil,etik değil" diye 2 gün konuşanlar neler yapacak? Bakalım onlarda EYYAMA DEVAM EDİP,"etik timsali olup" ahlaksızlıgın tavan yaptıgı noktada buna çanak tutacaklar mı? Hep beraber izleyecegiz. 

18 Mart 2012 Pazar

KISA KISA DERBİ DEGERLENDİRMESİ


    Dün akşam muazzam bir derbi izledik.Kazanan çıkmadı.Lakin sahada herşey vardı.Yinede maçın hakkı Galatasaray'ındı ama olmadı.Direkler izin vermedi....  

    Maça çok iyi başlayan Fenerbahçe ilk 15 dakikada skoru 2 - 0'a getirdi.Gaslatasaray buna ragmen şoku olabildigince çabuk atlattı.Önce oyuna ortak oldu.Sonrada oyun anlamında üstünlügü ele geçirdi.İlk yarının son bölümlerinde de neredeyse berberligi yakalayabilirdi.Lakin ilk 15 dakikalık şoku çabuk atlatması ve durumu 2-1'e getirmeside çok önemliydi.Bu da ikinci yarıda çok daha iyi oynayacagının habercisi gibiydi.Nitekimde öyle oldu.Aykut Kocamanında takımını geriye yaslaması işi daha da kolaylaştırdı.2. Yarıda oyuna tamamen hükmeden taraf Galatasaraydı.Fırsatlar buldu,degerlendiremedi.Sürekli top Galatasarayda kaldı.İkinci topları hep Galatasaray aldı.Bu baskı karşılıgını verdi ve 82. Dakikada Hakan Balta ile golü bulduk.Sonrasında Fenerbahçe açıldıkdan sonra o kısa sürede iki tane çok net pozisyon yakaladık.Lakin Engin topu ayagında fazla tutunca,Baros'da topu direge nişanlayınca hak ettigimiz Galibiyeti alamadık.Galatasaray buldugu gollerle,oynadıgı oyunla,verdigi mücadele ile alkış aldı.Ve maça iyi başlayan Fenerbaheçeyede kabus yaşattı.Aynı zamanda 2 - 0'ı bulduktan sonra,farkı düşünen Fenerbahçeli taraftarlarada.Bu korku hepsine yetti.Galibiyetten fazlasını aldı.    

    Sonuç olarak Galatasaray zor bir deplasmanda berabere ayrılarak.9 puanlık avantajını korudu.Galatasaray taraftarıda takımının asla pes etmedigini,her zaman yanında olması gerektigini bir kez daha net anladı.Bunu şunun için söylüyorum.2 - 0'dan sonra bazı Galatasaray taraftarları küfür etmiş twitterdan.Bu iş böyle olmaz.Bu takıma güvenmeyeceksinde hangi takıma güveneceksin.1,2 maç için 1,2 hata için takım harcayanlar Galatasaray'ı tutuyorum demesin.Galatasaray'ın hedefi şampiyonluktur.9 puan avantajını korumuştur.Birde üstüne psikolojik avantajı almıştır.Şampiyonluk yolunda da önemli bir adım atmıştır.Birde şu var.Gazeteler bizi şampiyon ilan etmiş,bazıları erken havaya girdik sanmasın emin adımlarla son ana kadar gidiyoruz.Şampiyonluk için son düdük çalana kadar dikkatliyiz.Yemezler ! Timsah sizin işiniz...  

    Bir oyuncuya parantez açmak istiyorum.Elmander tam bir savaşçı.Gol attıgımız tüm derbilerde gol attı.Defansına yardım eden bir forvet.Bu sene çok çok faydalı oldu.Allah nazarlardan saklasın.ElmanDERBİ'miz o bizim.Selçuk çok mücadele etti.O da sahanın en iyilerindendi.Onun dışında 65 dk takımn olarak iyiydik.
    Birde bu kareografi işi vardı.Galiba engellenmiş falan ama o yapılan felaket neydi öyle yahu,gözlerime inanamadım.Yarım yamalak yapıldı.Diyenler olacaktır.Lakin madem yarım hiç yapılmasaydı.Tam biz rezalet,görüntü kirliligi.Kareografi kendini anlatır.Üstüne vazife olmasada ligtv spikeri FB taraftarını kurtarmak için anlatmaya çalıştı olayı ama bu daha da fenadır.
    Yapılan birde çirkeflik vardı.Fenerbahçe taraftarı sağolsun her zaman bizim sahaya gelinca centilmenlik bekler.Lakin kendi sahalarında hiç centilmen olmazlar.Garip bir psikoloji açıkcası.Bizim sahamızda son yıllarda hiç bir şey olmaz.Biz onların sahasına gidince her türlü çirkefligi yaparlar.Galatasaray taraftarı buna cevap veremediginden değil.Centilmenligi bozmamak için bir karşı hamle yapmıyor.Lakin bu olaylar devam ederse bir karşılık gelebilir.Bunuda kimse istemez.Son zamanlarda Oktay hocaya,bu derbide Fatih ve Hasan hocaya yapılanlar ortada,yazık.Fatih Terim bu ülkenin en büyük hocası,milli takımı çalıştırdıgı içinde herkes tarafından en azından biraz saygıyı hak ediyor.

28 Şubat 2012 Salı

Vira Bismillah...


2012 Avrupa Futbol Şampiyonası'na gitme şansımızın son bulduğu Hırvatistan maçlarının ardından, milli takımda pek çok anlamda yaşanacak değişikliklerin sinyalleri çok kısa sürede gelmeye başlamıştı. Netekim ilk değişiklik teknik direktör konusunda oldu ve Hiddink'le yolları ayıran TFF, milli takımın başına, 2005'te 17 yaş altı milli takımla ve uzun süredir başında bulunduğu İstanbul BB ile dikkat çekici başarılar elde eden, uzun süredir spor kamuoyunun "milli takımın başına geçmeli" dediği Abdullah Avcı'yı getirdi. Abdullah Avcı yarın milli takımın başında ilk maçına çıkacak.

Bursa'da Slovakya ile yapılacak hazırlık maçı öncesi aday kadro açıklandığında, futbol dünyası kısa süreli bir şaşkınlık yaşadı. Çünkü kadroda; yıllardır milli takımın değişmez isimleri olan Fenerbahçe'den Volkan, Emre, Galatasaray'dan Servet, Hakan Balta, Sabri, Real Madrid'den Hamit gibi isimler yoktu. Kayseri'den Eren ve Hasan Ali Kaldırım, Bursa'dan Serdar Aziz, Galatasaray'dan Semih Kaya, Eskişehir'den Alper Potuk gibi, bu sezon sergiledikleri performansla dikkat çeken genç oyuncuları tercih etti Avcı. Şüphesiz; artık zamanı geçmeye başlayan bazı oyuncuların yerine yeni bir oyuncu havuzu oluşturmaktı asıl amaç. Abdullah Avcı'nın önceki gün tv'lere verdiği röportajda söylediği "çoğu benim alt yaş gruplarındaki milli takımlardan tanıdığım oyuncular, bu bizim için büyük avantaj" ifadesi neden bu yönde seçimler yaptığını açıkça ortaya koydu. Şimdi yavaş yavaş bu oyuncu grubundan, yapılacak ara kamplar ve hazırlık maçlarıyla en doğru ekibi çıkarmaya çalışacak. Avcı bugün düzenlediği basın toplantısında bu yöndeki planlarını açık bir şekilde ortaya koydu. Göreve geldiği günden bu yana, milli takımların genel yapılanmasıyla ilgili çalışmalar yaptıklarını, her yaş grubundaki milli takımlara teknik direktör, kaleci antrenörü, performans ve analiz antrenörleri yerleştirdiklerini söyledi. Avcı: "Ben ve ekibim öz güvenliyiz. Baskı şimdi açıklanan kadro üzerinden de yapılıyor. Biz Türk futbolunun geleceğiyle ilgili yatırımları konuşuyoruz. 2014'e (Dünya Şampiyonası) gittiğimiz zaman kahraman olmak önemli değil. Önemli olan istikrarlı bir şekilde turnuva takımı olabilmek." diyerek vizyonunu da net bir şekilde dile getirdi. Avcı'nın açıklamalarının tamamını TFF İnternet Sitesi'nde bulabilirsiniz.

Abdullah Avcı'ya ve ekibine başarılar dileyerek bitirelim yazımızı ve bizi 2014 Brezilya Dünya Kupasına götürebilmesi için gereken tam desteği esirgemeyelim. Ben Abdullah Avcı'da, Fatih Terim'den sonra mumla aradığımız o özgüveni, takım ruhunu yeniden yaratma potansiyelini açık bir şekilde gördüm. Umarım ilk mağlubiyetinde içimizdeki İrlanda'lılarca paçalarından aşağıya çekilmeye çalışılmaz.

27 Şubat 2012 Pazartesi

SON MAÇLARA KALAN FİNAL - EİGHT


    Euroleague'de 2 takımımız F8 (final - eight) ihtimalini son maça bıraktı. Türk basketbolu için 2 büyük final. 2'de 2 olaganüstü olur. 2'de 1 güzeldir. 2'de 0 dogal olarak hüsran olur.Hafta içi, Fenerbahçe aslında biraz şanslıydı. Daha dogrusu bu sene Euroleague'de şansı epey yağver gitti. Bu şansları geçen seneki şanssızlıklarının diyeti de olabilir tabi.Şaka bir yana, Fenerbahçe'nin Kazan'ı yenmesi için 1.5 periyot oynaması yetti. Kazan esasen çok enterasan bir takım. Dış oyuncuları ne kadar kaliteliyse iç oyuncuları da bir o kadar kötü. Tabii Vermeyenko hariç. Hazırda Domercant etkisiz kalmış, 3 faulü erken yapmış, maçtan çok kopuk oynamış. Fenerbahçe'nin bu takımı çok rahat yenmesi lazımdı.Hucumda sürekli Kazan'ın pota altını zorlayıp,savunmada topa baskıyı etkili yapıp, iyi bir adam adama savunma bu kötü Kazan'a karşı 20 fark yapardı. Bu kötü kazan diyorum çünkü Kazan çok daha iyi oynayan, çok etkili bir takım. Özellikle Siena maçında harika oynamışlardı. Lakin Fenerbahçe'nin durumu da hiç iç açıcı degil bu sezon. O sorunlara çok girmeyeyim çıkamayız. Şimdi önümüze bakmak lazım.


    Fenerbahçe'nin çıkma ihtimali şu şekilde. Pana deplasmanda Kazan'ı yenecek. Fenerbahçe'de deplasmanda Milano'yu yenecek. Milano yabana atılacak bir takım degil. Bourousıs,Fotsis,Bremer ve Nıcolo gibi önemli oyuncuları var. Son Pana maçını da kazandılar.FB'nin içerde ve dışarda yenildigi takım. Medyada Kazan maçı öncesi öyle birşey gösterildi ki Kazanı yenersen F8 cepte,Milano'yu zaten yenersin. Milano son dönemlerde toparlanan bir takım ve yaklaşık 20 milyon dolarlık bir takımdır. Kazan maçı başlamadan önce aklımdan geçirdim. FB bu maçı kazanabilir ama Milano maçı şüpheli diye. Sonuç olarak FB'nin işi çok zor.Milano bireysel oyuncu yetenekleriyle daha çok iş yapan bir takım,biraz öncede bahsettigim o önemli oyunculara baskı kurmalı,kesinkle iyi savunma yapmalı.Pota altında Fenerbahçe'nin ciddi sıkıntıları var.Milano'da bu bölgede oynayan Bourosıs çok etkili bir oyuncu buraya çok dikkat etmeli.Hucumda topu paylaşarak oynamalı.Yani öyle geçmiş dönemlerdeki gibi topu 15 saniye bir kişi elinde tutup sonra hucum etmeye devam ederse kaybedecektir. Onun dışında da direk kendi göbegini kendisi kesmeyecek.


    Biraz da Euroleague'de sezonun takımından bahsedelim.Galatasaray Medical Park.Elemelerden buraya gelip taraftarının büyük destegiyle daha ilk sezonunda F8 ihtimalini son maça kadar getiren Galatasaray ayaga kalkılıp alkışlanır. Buserüvende çok fazla hikaye var.Dedigim gibi detaya girmeyecegim. Bu sezon degerlendirmesi degil. Sadece F8 için,evinde hiç yenilmemesi Galatasaray'ı bu noktalara getirdi.
Son maçında Efes'i çok rahat yenen Galatasaray SON TOPA KADAR yunanistanda mücadele edecektir. Galatasaray'ın bana göre tek avantajı kendi göbegini kendi kesecek olması.Yenerse veya 1 sayıyla yenilirse F8'e adını yazdıracak. Biz taraftar olarak yuhalamak yerine yinede takımımızı alkışlayıp, bize bu heycanları yaşattıgı için teşekür edecegiz. Yalnız bir coşku daha bize armağan edelerse o zamanda kutlamayı büyük yaparız.Bu takım aslında 8 milyon dolara kurulsa da ben düz hesap 10 diyeyim. Seneye bu bütçe artacaktır. En kötü 15 milyon dolar olacagı konuşuluyor. Lakin bu tabii gelecek sezonun konusu. Sadece şuna deginmek istedim. Kadro İSTİKRARI bozulmadan üzerine eklenecek degerli parçalarla, seneye hedef herhalde F4 veya final olur.Sonuç olarak Galatasaray Olympiakos'u yenebilir.Nasıl yener.Her zamanki savunmasını 40 dk boyunca yapmalı,35 dk yapması bile yetmeyebilir.Spanoulis gibi çok etkili bir lider oyuncuları var.Göksenin'e ve Jamon'a savunma anlamında büyük iş düşüyor.Hucumda Galatasaray illaki istedigi sayıları bulacaktır.Çünkü ezberlenmiş,alışkanlık haline gelmiş boş atışları bulan hucum setlerimiz var.F8'in anahtari 40 dk iyi savunmada ve akıllı oynamada.




    Son olarak şuna da deginecegim. Galatasaray herkese SAYGIYI ögretti. Bir eski basketbolcu "Galatasaray top 16'dan 1 galibiyet alsın ben onları EL şampiyonu kabul edecegim" demişti. Bu tarz bir kaç yorum oldu ama sonunda herkes SAYGIYI ögrendi. Bir FB'li eski basketbolcunun gözünde bile EL ŞAMPİYONU olarak görünüyorsak ne mutlu bize...