fatih terim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fatih terim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2013 Salı

3x3



Galatasaray; hafta arası şampiyonlar liginde, hafta sonunda da ligde çok önemli 2 maç oynadı. Arada da şampiyonlar ligi çeyrek final kura çekiminin heyecanını yaşadı. Kuranın sonucu, yaşanan heyecanı kat be kat arttırdı ve hemen Real Madrid maçları konuşulmaya başlandı. Bu beni o an biraz endişelendirdi çünkü hafta arasında Schalke 04'e karşı alınan muazzam galibiyet ve atlanan tur üstüne, başta futbolcularımız olmak üzere tüm teknik ekibin ve yönetimin kalpten bir şekilde turu geçebileceklerine olan yoğun inançlarını dile getirmeleri, ve yine başta sosyal medya olmak üzere, internet sitelerinde ve forumlarda taraftarın da bu konudaki inancının tavan yapması Real Madrid eşleşmesinin bir anda gündemin ilk sırasına oturmasına sebep oldu.

Oynamamız ve muhakkak kazanmamız gereken bir lig maçı vardı ve Schalke maçı öncesi oynadığımız Gençlerbirliği maçı, öncesi ve sırasında yaşananlarla benim hala aklımdaydı. Ancak; atladığım bir nokta vardı. Fatih Terim.

Gençlerbirliği maçında yaşadığımız, başta formasyon kaynaklı taktik sorunlar ve Sneijder'den, yabancı sınırlamasına takıldığımızdan dolayı bölgesinde oynatamadığımız için istediğimiz gibi faydalanamayışımızı, Fatih Terim dehası saha içindeki basit bir pozisyon kaydırmasıyla çözüverdi. Schalke maçından önce, ben dahil taraftarın büyük çoğunluğu internette çeşitli formasyonlar, kadrolar, ilk 11'ler denedi. Hepsinde, Sneijder olması gereken mevkide, forvet arkasındaydı ama bunu yapabilmek için bir yabancıdan, solda Riera'dan, sağda Eboue'den ya da ortada Melo'dan vazgeçmek gerekiyordu.

Ama işte o Fatih Terim, Schalke maçında Selçuk'u sol içe kaydırıp Sneijder'i asıl bölgesine koydu. Selçuk solda hiç sırıtmadığı hatta çok iyi oynadığı maçta Sneijder'de gayet faydalıydı. O maç, Fatih Terim dışında kimsenin aklına gelmeyen, ama Fatih terim'i Fatih Terim yapan o taktik deha sayesinde kazanıldı. İmparator, haftasonu Kayseri deplasmanında aynı kadroyu aynı formasyonla sürdü sahaya.

Sonuç; sağdan gelen Drogba'nın ters topuna "sol içten" koşu yapan ve topu kafayla ceza sahsına giren Sneijder'in önüne asistleyen Selçuk, ve o müthiş taktik deha ürünü formasyon değişiminin sonucu olan ilk gol. Akabinde maç boyu oynanan muazzam futbola eşlik eden 2 gol daha ve gelen 3 puan.

Maç öncesinde gelen Mourinho'nun Galatasaray'ı izlemek üzere Kayseri'ye geldiği bilgisi, akabinde tribünde Fatih Terim ve Mourinho arasındaki samimi görüntüler ve Mourinho'nun takımın soyunma odasına inip başarı dilemesi, sosyal medyada yapılan "PFDK Terim'i soyunma odasına sokmadı biz de Mourinho'yu getirdik" şeklindeki ince esprilere neden oldu maç sonunda. Heyecanlı, keyifli ve mutlu biten bir haftaydı. Biz de yazıyı güzel bir sloganla bitirelim.

Şampiyonluk şarkısı düşmesin dillerden.

22 Kasım 2012 Perşembe

Metamorfoz...




Sözlük anlamı; başkalaşım, başkalaşma, hızla değişim.

Galatasaray’ın da, Karabük ve Manchester United maçları arasında yaşadığı süreci ve değişimi en iyi anlatan ifade. Karabük maçında tele tel dökülen, rakibinin hiç bir atağına karşılık veremeyen, sahada maçı çevirmeye yönelik hiçbir olumlu refleks gösteremeyen Galatasaray, bu maçta sahada yapması gereken her şeyi yaptı. Savunma da dikkatli ve düzenli, orta alanda baskılı ve sert, hücumda ise tempoluydu. Bir önceki maçın, tam anlamıyla dökülen oyuncuları bu maçın adamları oldular. Orta sahada Melo, kanatlarda Hamit ve Amrabat daha 10 dakika geçmeden, “bugün oynamaya niyetliler, anlaşıldı” dedirtti bana.

Hiç mi hataları olmadı derseniz, oldu elbette. Misal Amrabat’ın, Fatih hoca’nın da dediği gibi bir an önce pas oyununa alışması lazım. Zira topu alıp götürme alışkanlığı dün birkaç topu ezmesine, birkaç hızlı hücumda da rakip savunmanın yerleşmesine neden oldu. Ama bunları oynadıkça aşacaktır.

Savunmada Semih’in geri dönüşü, Cris – Dany tandemiyle yaşadığımız sıkıntıların hiçbirini yaşamamamızı sağladı. Semih’in dengeli ve tatlı sert oyunu maç boyunca defans bloğunu ayakta tuttu. Hızlı ve güçlü hücum oyuncularına sahip olan bir takıma karşı 93 dakika boyunca bu konsantrasyonda oynamak kolay değildir. Orta alanın en önemli 3 bölgesi şüphesiz ö libero ve kanatlardır. Amrabat – Melo – Hamit üçlüsünün maç boyunca hücuma yaptığı katkı tartışılmaz. Zaten Hamit de maç sonunda UEFA tarafından maçın adamı seçilerek bu oyunun mükafatını aldı.

Hücum alanında Fatih hocanın farklı bir planı olduğu, sahaya sürdüğü Burak – Elmander ikilisi ile ortaya çıktı. Riera ve Eboue destekli kanatlara, ortadan eklenen Melo’nun (ve 2. yarıda oyuna giren Engin’in) yaratacağı rakip alanda baskının kazandıracağı yerden alınan topların yetmeyeceğini düşünmüş olmalı ki, hava hakimiyetini de elde bulundurmak adına 2 uzun forvetle sahadaydı. Nitekim planı büyük oranda tuttu ve gol, önce Melo’nun kafa vuruşu sonrası kazanılan kornerde, topa yükselen Burak’ın kafa vuruşuyla geldi.

Sonuç; başta zihnen olmak üzere fiziken de müthiş bir değişim gösteren, Avrupalı kimliğini, hangi organizasyonda olursa olsun, kazanması gereken bir maçı mutlaka kazanan karakterini sahaya yansıtan bir Galatasaray ve altın değerinde bir 3 puan. Taraftar için söylenecek şeylerse çok az. Çünkü emeklerinin karşılığını anlatacak ifadeler, yeryüzünde konuşulan hiçbir dilde yok. Onlar sadece Galatasaray’a aşık. Ve aşkın insana yaptırabildiklerinin çok daha ötesine geçiyorlar her seferinde.

Şimdi ipler artık bizim elimizde. Gel bakalım Braga.

İsmail ŞEN
GSfans.org

20 Eylül 2012 Perşembe

Düşler Sahnesi...


Dün gece, uzun bir aradan sonra çıktık yeniden Şampiyonlar Ligi maçımıza. Olmamız gereken yerdeydik. Sahne Old Trafford'tu. Nam - ı diğer "Düşler Sahnesi." Manchester takımı ve taraftarı daha önce sayısız renkli düş görmüştü orada. Ama biz ilk kabuslarını izletmeyi düşünüyorduk. Kuralar çekildiği günden beri herkes bu maçı konuşuyordu. 93-94 sezonunda, Manchester'la olan eşleşmemizin UEFA'ya Şampiyonlar Ligi'nin statüsünü değiştirten sonucu ve İstanbul'da yaşananlar konuşulmaya başlandı hemen.
Zaman böyle geçti. Ve 19 Eylül 2012 geldi.


Maçtan önce motivasyon had safhadaydı. Hem takımda hem de taraftarda.
"Aslan Gibi Savaş Galatasaray" dedik. Savaştı. Tam 107 yıldır olduğu gibi, yine boyun eğmedi Galatasaray Türk olmayan takımlara. 1-0 kaybettik ama çok daha önemli şeyler kazandık. Biz dün akşam sergilediğimiz performansla, Şampiyonlar Ligi'nde bundan sonra oynayacağımız maçları şimdiden kazandık. Rakiplerimizde o tedirginliği şimdiden yarattık. Maç sonu topla oynama oranları ManU %49 Galatasaray %51'di. 3 direkten dışarı çıkan top. Hakem(!) Wolfgang Stark tarafından verilmeyen net 2 penaltı.




Bir ara 10 kişi savunma yapan ve efsane oyuncusu Gary Neville'a; ‎"Manchester United'ın 10 kişiyle defans yaptığını hayatımda hiç görmemiştim. Hem de Old Trafford'da görmek tam bir kabustu." dedirten bir ManU. Biz dün akşam böyle bir takımı elimizden kaçırdık.



Ama olsun. Çok daha önemli bir şeyi, imparatorun da dediği gibi; "kaybetmekten korkmadığımızı ve vazgeçmeyeceğimizi" dünya aleme gösterdik. Yolun açık olsun Galatasaray'ım. Kupalar ve zaferler seni bekler.

Maçın özeti ve imparatorun maç sonu açıklamaları aşağıda.



18 Mart 2012 Pazar

KISA KISA DERBİ DEGERLENDİRMESİ


    Dün akşam muazzam bir derbi izledik.Kazanan çıkmadı.Lakin sahada herşey vardı.Yinede maçın hakkı Galatasaray'ındı ama olmadı.Direkler izin vermedi....  

    Maça çok iyi başlayan Fenerbahçe ilk 15 dakikada skoru 2 - 0'a getirdi.Gaslatasaray buna ragmen şoku olabildigince çabuk atlattı.Önce oyuna ortak oldu.Sonrada oyun anlamında üstünlügü ele geçirdi.İlk yarının son bölümlerinde de neredeyse berberligi yakalayabilirdi.Lakin ilk 15 dakikalık şoku çabuk atlatması ve durumu 2-1'e getirmeside çok önemliydi.Bu da ikinci yarıda çok daha iyi oynayacagının habercisi gibiydi.Nitekimde öyle oldu.Aykut Kocamanında takımını geriye yaslaması işi daha da kolaylaştırdı.2. Yarıda oyuna tamamen hükmeden taraf Galatasaraydı.Fırsatlar buldu,degerlendiremedi.Sürekli top Galatasarayda kaldı.İkinci topları hep Galatasaray aldı.Bu baskı karşılıgını verdi ve 82. Dakikada Hakan Balta ile golü bulduk.Sonrasında Fenerbahçe açıldıkdan sonra o kısa sürede iki tane çok net pozisyon yakaladık.Lakin Engin topu ayagında fazla tutunca,Baros'da topu direge nişanlayınca hak ettigimiz Galibiyeti alamadık.Galatasaray buldugu gollerle,oynadıgı oyunla,verdigi mücadele ile alkış aldı.Ve maça iyi başlayan Fenerbaheçeyede kabus yaşattı.Aynı zamanda 2 - 0'ı bulduktan sonra,farkı düşünen Fenerbahçeli taraftarlarada.Bu korku hepsine yetti.Galibiyetten fazlasını aldı.    

    Sonuç olarak Galatasaray zor bir deplasmanda berabere ayrılarak.9 puanlık avantajını korudu.Galatasaray taraftarıda takımının asla pes etmedigini,her zaman yanında olması gerektigini bir kez daha net anladı.Bunu şunun için söylüyorum.2 - 0'dan sonra bazı Galatasaray taraftarları küfür etmiş twitterdan.Bu iş böyle olmaz.Bu takıma güvenmeyeceksinde hangi takıma güveneceksin.1,2 maç için 1,2 hata için takım harcayanlar Galatasaray'ı tutuyorum demesin.Galatasaray'ın hedefi şampiyonluktur.9 puan avantajını korumuştur.Birde üstüne psikolojik avantajı almıştır.Şampiyonluk yolunda da önemli bir adım atmıştır.Birde şu var.Gazeteler bizi şampiyon ilan etmiş,bazıları erken havaya girdik sanmasın emin adımlarla son ana kadar gidiyoruz.Şampiyonluk için son düdük çalana kadar dikkatliyiz.Yemezler ! Timsah sizin işiniz...  

    Bir oyuncuya parantez açmak istiyorum.Elmander tam bir savaşçı.Gol attıgımız tüm derbilerde gol attı.Defansına yardım eden bir forvet.Bu sene çok çok faydalı oldu.Allah nazarlardan saklasın.ElmanDERBİ'miz o bizim.Selçuk çok mücadele etti.O da sahanın en iyilerindendi.Onun dışında 65 dk takımn olarak iyiydik.
    Birde bu kareografi işi vardı.Galiba engellenmiş falan ama o yapılan felaket neydi öyle yahu,gözlerime inanamadım.Yarım yamalak yapıldı.Diyenler olacaktır.Lakin madem yarım hiç yapılmasaydı.Tam biz rezalet,görüntü kirliligi.Kareografi kendini anlatır.Üstüne vazife olmasada ligtv spikeri FB taraftarını kurtarmak için anlatmaya çalıştı olayı ama bu daha da fenadır.
    Yapılan birde çirkeflik vardı.Fenerbahçe taraftarı sağolsun her zaman bizim sahaya gelinca centilmenlik bekler.Lakin kendi sahalarında hiç centilmen olmazlar.Garip bir psikoloji açıkcası.Bizim sahamızda son yıllarda hiç bir şey olmaz.Biz onların sahasına gidince her türlü çirkefligi yaparlar.Galatasaray taraftarı buna cevap veremediginden değil.Centilmenligi bozmamak için bir karşı hamle yapmıyor.Lakin bu olaylar devam ederse bir karşılık gelebilir.Bunuda kimse istemez.Son zamanlarda Oktay hocaya,bu derbide Fatih ve Hasan hocaya yapılanlar ortada,yazık.Fatih Terim bu ülkenin en büyük hocası,milli takımı çalıştırdıgı içinde herkes tarafından en azından biraz saygıyı hak ediyor.

5 Ocak 2012 Perşembe

Piri Reis...


Scott Piri. ABD'li performans uzmanı. O'nu bloga taşımamızın sebebi ise, bu sezon içerisinde Galatasaray'da göreve başlamasının ardından, futbol takımında ve gelişim süreçleri devam eden başta Semih, Emre Çolak gibi genç oyuncularımızda gözle görülen performans ve kondisyon artışı. Scott Piri'nin Türkiye ile ilk tanışması, 2008 öncesi milli takım'ın başında Fatih Terim'in olduğu dönemde, Ay yıldızlılar için çalışmaya başladığı günlere denk gelir.

3. olduğumuz Avrupa Şampiyonası öncesi, takımla birlikte İsviçre'ye giden Piri'nin çalışma programının ve hem tüm takım hemde oyuncular için hazırladığı ekstra/bireysel antremanların katkısını, uzatmalar dahil son saniyeye kadar maçı bırakmayan bir takım izleyerek görmüştük. Piri bugün aynı çalışmaları Galatasaray futbol takımı için yapıyor ve takımın, ekstra çalışmalar etkisini göstermeye başladıktan sonra gözle görülür şekilde sergilediği performans ortada. Ancak o'nun katkısının asıl değerlendirilmesi gereken nokta genç oyuncuların performansındaki yükseliş. Özellikle Emre Çolak, deplasmandaki Gençlerbirliği maçında sonradan oyuna girip sergilediği performansla formayı aldı, ancak kondisyonu 90 dakikayı çıkaracak seviyede değildi.

Gençlerbirliği maçından sonra oynadığı maçlarda 80'li dakikalarda oyundan alınan Emre, son oynanan İBB maçında 90 dakikayı tamamladı. 4 maçta zirve yapan kondisyon ve dayanıklılık performansının perde arkasındaki isim Scott Piri'nin, A2 takımdan A takıma yükseltilen ve son zamanlarda taraftarlarca da sık sık konuşulan Mertan Caner Öztürk'le de Fatih Terim'in talimatıyla özel olarak ilgilendiğini belirtelim ve geleceğe umutla bakmaya devam edelim.

Scott Piri'nin bağlı olduğu şirket ABD'li Core/Atletes Performance adlı şirket. Burada şirketin internet sitesinde kendisiyle ilgili bilgiler var. Geçmişte profesyonel olarak futbol da oynamış olan Piri'nin, TFF'nin Tam Saha dergisine verdiği röportaj ve Galatasaray Sözlük'te açılan başlıkta hakkında yazılanlarda okunması gerekenlerden. Dilerim Piri uzun yıllar bizimle çalışmaya devam eder ve katkısı yalnızca futbol takımıyla sınırlı kalmaz.