ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2013 Cuma

Cambaz Nuri...


"...Tarih 3 Kasım 2012...Coca Cola Akademi Ligi'nin 13. haftasında Eskişehirspor - Fenerbahçe maçı oynanıyor...Maçın 65. dakikası. Skor 2-2. Değişiklik haklarını kullanan Eskişehirspor bu dakikada büyük bir şanssızlık yaşıyor. Bir oyuncusu sakatlanıyor ve çıkıyor. Haliyle evsahibi takım maça 10 kişi devam etmek zorunda kalıyor. Kalıyor ama, Fenerbahçe kenar yönetimi hemen devreye giriyor. Federasyon yetkilileri ve maçın hakemi ile görüşen Fenerbahçe kenar yönetimi, 'rakibimizle adil şartlarda mücadele etmemiz gerekiyor. Bir oyuncumuzu çıkartmak istiyoruz' diyor.

Kabul ediliyor. Her 2 taraf da maça 10'ar kişi devam ediyor. İlerleyen dakikalarda bir gol daha atan Fenerbahçe maçı 3-2 kazanıyor. Bu olay kamuoyunda büyük ses getiriyor.


Ama bu örnek davranışın öncesi de vardı..."


Fenerbahçe Genç futbol takımı, Dünya Gençlik Fair Play Ödülünü kazandı geçtiğimiz günlerde. Habertürk gazetesinden Atilla Türker'de geçmişe dair güzel bir anıyla köşesine taşıdı bu olayı bugün. Yukarıda bir parçasını okuduğunuz yazının devamı şurada. Fenerbahçeli genç kardeşlerimizi kutlarken; bu gibi olayların, en alt amatör liglerden Süper Lig'e kadar her arenada, yeni ve daha güzel hareketleri özendirmesi dileğiyle yazıyı noktayalım.

28 Aralık 2012 Cuma

Çok Fazla...


"Ben Bursa ya bu stadın çok fazla olduğunu düşünenlerdenim.
Bu sene bile ortalama 11.000 kişiye oynadılar her maç.
Büyük takım maçları dışında 45.000 kişilik bu stadı doldurmaları neredeyse imkansız.
Proje güzel,yeri güzel ama kapasite olarak çok fazla bence."


Yukarıdaki ifadeler; bir taraftar forumunda, Bursa'nın yeni stad inşaatına ait bilgi ve fotoğrafların paylaşıldığı sayfaya yorum yapan birine ait. Galatasaray'ın stadı inşa edilirken de çok gördüm bu kafaları. Bu tipler, o süreçte enteresan bir akıl tutulması yaşadılar. Önce Galatasaray'ın stadının kapasitesinin az olduğunu, kapasitenin en az 65 bin'e yükseltilmesi gerektiğini söylediler. Üstüne, yetmiyormuş gibi, bu yapılmadığı için kulübe, yönetime, yüklenici firmaya bir güzel saydırdılar.

Sonra, stad bitti. Açıldı ve kullanılmaya başlandı. İlk zamanlarda bir yabancılık sorunu vardı.Taraftarın stada alışması ve sahiplenmesi zaman aldı. Buna bir de ulaşım sıkıntıları eklenince Galatasaray ilk maçlarını yarı yarıya seyirci sayılarına oynadı. Fırsat kaçar mı hiç? Kaçmadı tabii ve bu tipler yine ortaya çıktılar. (Evet, doğru tahmin ettiniz. Stad açıldıktan sonra, olumsuz bir şeyler söyleme fırsatı bulana kadar hiç ortada gözükmediler) Bu kez de; stadın kapasitesinin çok fazla olduğunu, en fazla 40 bin olması gerektiğini, bu stadın hiç bir zaman dolmayacağını söyleyip durdular.

Şimdi de Türkiye de yapılan diğer yeni stadlara kafayı takmış durumdalar. Şehrin, stadın nereye yapıldığının hiç önemi yok. Bursa, Konya, Antalya, İzmir, Eskişehir vs... Onlar sadece eleştirir. Dün bu yazıyı görünce isyan ettim artık.

Bi bitin birader. Allah aşkına bi bitin artık ne olur ya.

"Bu sene 11 bin kişiye oynadılar stad yapmayalım, falanca şehrin-takımın taraftarı maçlara gitmiyor stad yapmayalım" bla bla bla...

Giderler kardeşim. Stada alışmaya, konforlu ortamda maç izlemeye başlayınca giderler.
Bu sene 11 bin gider, seneye 25 bin gider 3 sene sonunda aidiyet duygusu da gelişince 40 bin de gider. Yahu stadlar oldu 45-50 yaş. Anadolu'daki en genç stad 30 yaşındadır. Tribünler zıplarken çökecek nerdeyse. Yeni çıkan yapı denetim yasalarına göre depreme dayanıklılık testleri yapılsa, çoğu stada giriş yasaklanır.

Ne olsun istiyorsunuz? Bir Armand Cesari faciası da biz mi yaşayalım yani?

12 Aralık 2012 Çarşamba

Melekler ve Kumarbazlar...


Bir film geleceği görebilir mi? Ya da başka bir şekilde soralım. Bir yönetmen, bir yapıtında geleceği ve olacakları işaret edebilir mi? Söz konusu Türk futboluysa, olacaklara dair, gerçekleşme ihtimali yüksek tahminlerde bulunmak kimse için zor değil artık.

Ertekin Akpınar 2009 yılında bir film çekti. Adı; Melekler ve Kumarbazlar. Başrollerini Cem Davran, Hakan Gerçek, Hakan Meriçliler, Bülent Şakrak, Macit Sonkan gibi son derece deneyimli ve başarılı tiyatrocu/oyuncuların paylaştığı film, 17 Ağustos depreminden sonra Adapazarı'nda dört yakın arkadaşın yaşadığı buhranları, geleceğe dair kaygılarını, umutlarını, arayışlarını ve beklentilerini beyazperdeye aktarıyordu. Filmde, Hakan Gerçek'in hayat verdiği Selami karakterinin hayata tutunmak için seçtiği yol ise Sakaryaspor'uydu. Hem kendisi hem de Sakaryaspor için durum ne kadar içinden çıkılmaz gibi görünse de, o Sakaryaspor'unu desteklemekten ve geleceğin güzel günler getireceğine dair umudunu taze tutmaktan vazgeçmiyordu.

Gel gelelim; o güzel günler bir türlü gelmedi. Sakaryaspor gerçek hayatta da hala o filmde anlatıldığı kadar zor durumda ve yalnız. Son durumları şu. Özetle, eğer bugün yapılan kongre için bir başkan adayı çıkmadıysa (son durumla ilgili her hangi bir bilgi gelmedi henüz) Sakaryaspor'u kurtarmak için sadece 20 gün var. Hiç kimse, tıpkı Ankaragücü'nde olduğu gibi, tıpkı Ankaraspor'da olduğu gibi kulübe sahip çıkmıyor. Türk futbolu bir efsanesini daha kaybetmek üzere.