transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2013 Pazartesi

Blue Elephant...


"Gelmeeeeeez" totemi tuttu. Deyim yerindeyse başkanın bir rüyası gerçek oldu. Geçen yıldan beri istediği bir transferdi sonuçta ve nihayet "Mavi Fil" Didier Drogba resmen Galatasaray'da.

Sneijder transferi ile birlikte başkan, transfer edilebilirlik ve yönetim becerisi konusunda çıtayı çok yukarılara koydu. Bizden başka kimsenin erişmesi imkansız artık. Aday olurken söz verdiği gibi, başarı ve süreklilik anlamında da hedeflerini çoktan tutturdu ve gözünü çok daha büyük başarılara dikti. Dikkat edin, geçen yıldan bu yana alınamaz denilen kim varsa aldı. Muslera, Eboue, Ujfalusi, Hamit, Melo. Bu adamların hepsine "gelmez, alamazlar" deniyordu. Hepsi geldi. Üstüne Sneijder ve Drogba.

Eğer Schalke turunu geçer ve çeyrek finalde Barça, Real yada ManU'dan biriyle eşleşmezsek finali görme şansımız bile var. Geriye söylenecek tek şey kalıyor.

"TEK EKSİK O KUPA. ŞİMDİ KORK AVRUPA..."





23 Ocak 2013 Çarşamba

Mecburen...


"Yönetime verdiğim listedeki oyuncular transfer edilemedi. Ben de, takıma dahil edilen yeni oyuncuları bir şekilde değerlendirip oynatmaya çalışacağım mecburen."

Yılmaz VURAL


Önünüzdeki maçları ve yeni transfer ettiğiniz oyuncuların güvenini, oynamadan nasıl kaybedersiniz? sorusunun cevabını okudunuz. Yılmaz Vural, kendisine yöneltilen transferle ilgili bir soruya cevap verirken kullandı bu ifadeyi.

Türkiye'de, belli bir seviyeden yukarıya çıkamayan, meslekte onlarca yılı devirmelerine rağmen kafa yapılarını bir türlü değiştirmeyen ve kendilerini geliştiremeyen teknik direktörlerin sıksıkla sergilediği bir tavır bu. Benzeri bir durumdan şurada bahsetmiştik.

Henüz takıma yeni katılmış oyuncu ya da oyuncuların güvenini, neden böyle kemiksiz ifadelerle kaybetmeye yönelik davranırsın ki?

Sonra o oyuncu "Ulan, hoca beni aslında istememiş. Mecburen oynatıyormuş. E bende mecburen oynayayım bari" deyip s.ki t..ağına denk takılırsa, sende ancak küme düşmemeye oynarsan, sezon sonunda oyuncuya hesap sorma hakkını kendinde göreceksin ama. Ne kadar adil(!) değil mi?

22 Ocak 2013 Salı

Wesley...




"Bu videonun hazırlanma amacı, sözüm ona sanal truva adı altında Galatasaray taraftarıyla dalga geçme cüretini kendinde bulan, Fenerbahçe taraftarları olduklarını iddia eden fakat bizce taraftarlıktan yoksun, çocukça hareketler sergileyen (ve) herkesçe bilinen zat'ın maaşlı elemanlarına ithafen hazırlanmıştır.

Bizim, Galatasaray taraftarları olarak takip ettiğimiz, kendi takımımızla ilgili olan Sneijder transferiyle hiç alâkadar olmuyor gibi gözüken bazı Fenerbahçeli arkadaşlarımızın gözünden bu transferi sizlere göstermek istedim.

Onların Galatasaray taraftarını kandırmak için yaptıklarına SANAL TRUVA diyerek gülen bazı gruplar, bu videoyu izledikten sonra, bizim Fenerbehçe taraftarlarına gülmek için kandırmamız gerekmediğini çok açık bir şekilde anlayacaktır.

Bu video tamamen şahsıma ait olup; taraftar gruplarını ve Galatasaray Kulübünü hiçbir şekilde bağlamamaktadır.

BÜYÜK GALATASARAY TARAFTARINA ARMAĞAN OLSUN. ANDAÇ AYTAÇ."


Galatasaray'lı kardeşim Andaç Aytaç (twitter > @andacaytac) Sneijder transferi sürecini çok farklı bir açıdan gören harika bir video hazırlamış. Süreç boyunca medyanın ve basının Khalkedon güdümlü paralı askerlerinin yaptığı yorumlar ve haberleri bir araya derlemiş. Evladiyelik. Daha da sesini çıkarmaya kalkan Fenerbahçe'li olursa çarp yüzüne.

Hiç üşenmeyin, tıklayın play'e ve tadını çıkarın. Hatta video oynarken sırayla ekrana gelen screenshot'lar esnasında videoyu pause'layıp o sayfalarda yazılanları tek tek okuyun. Sadece bir oyuncu transfer edilmediğini, çok daha ötesinde bir zafer kazanıldığını göreceksiniz. İyi seyirler.


21 Ocak 2013 Pazartesi

İnce...Çok İnce!


Uzun, yorucu, bazen sinir bozucu ama keyifli süreç mutlu bitti. Wesley Sneijder resmen Galatasaray'da.

Bu "bir transferden çok öte" olan transferi ilerleyen günlerde futbol çerçevesinde değerlendireceğiz tabii ama, önce şunları bir paylaşalım ki kayıtlara geçsin. İlerleyen şampiyonluklarda görüşmek üzere...




11 Ocak 2013 Cuma

Transfer = Nefret Psikolojisi...


Günlerdir Sneijder’le yatıp kalkıyoruz. İnter’den ayrılacağının kesinleştiği günden bu yana, basınımız Fenerbahçe ve Galatasaray’ın gündeminde olduğunu yazıyor Hollandalı oyuncunun. Netekim, Galatasaray’da başkan Ünal Aysal geçtiğimiz salı günü GSTV’de katıldığı programda, Sneijder için İnter başkanı Moratti ile görüştüğünü açıkladı.

Akabinde; transfer için İnter kulübüyle resmi görüşmelere başlandığı, KAP / Kamuyu Aydınlatma Platformu’na da bildirildi. Taraftar 3 gündür forumlarda ve sosyal medyada adeta nöbet tutuyor. Oyuncunun kendisiyle görüşmeler sürerken, son kararı oyuncunu eşinin vereceği şeklinde iddialar ortaya atılınca twitter’da hem oyuncuya hem de oyuncunun eşine mesajlar yağmaya başladı.

Ancak; her transferde olduğu gibi bu transferde de, diğer takımların taraftarları konuya dahil olmakta geç kalmadılar. Oyuncunun eşine atılan twitlerin bir süre sonra tadı kaçtı. Olay "ikna etmeye çalışmak" tan "taciz" boyutuna geçti. Bir de meşhur kısa film olayı var ki; asıl filmlik konu o. Mehmet Baransu bile film ve içeriği hakkında "oyuncunun Türkiye’ye gelmesi durumunda farklı konularda sıkıntılar olacaktır" diyerek dolaylı olarak "Sneijder gelmesin" deme cüretinde bulundu.

Şu meşhur kısa film olayına bir açıklık getirmek ve bu temelde, Türkiye’de daha önce Jardel, Güiza ve transfer gündemine girmiş ama transfer edilememiş başka oyuncuların eşleri üzerinden yürütülen iğrenç kampanyalar hakkında bir kaç kelam etme gereği duydum bende. Önce, Wesley Sneijder’in eşi Yolanthe Cabau’nun Hollanda’da oynadığı ve Dilara adında türbanlı bir kızı canlandırdığı Turkse Chiks adlı kısa filmden başlayalım.

İnternette filmin 2 versiyonu var. Biri kesilmiş olan ve sadece filmdeki erotik sahnelerin olduğu bir versiyon. Bu versiyonun, bizim basın tarafından "maksatlı olarak" kullanılmak üzere özellikle kesildiğini düşünüyorum. Bir de 10:08′lik versiyonu var. Asıl olan film o. Mevzunun ve filmin tam olarak anlaşılması için bu versiyonun izlenmesi gerek. Filmde, Mehmet Baransu’nun bahsettiği yada sandığı gibi islamiyete bir hakaret vs falan yok. Çünkü filmde "o an gerçekleşiyormuş etkisi veren görüntüler kaykaycı çocuğun kabusu".

Özetle; izlendiğinde gayet kolay anlaşılacak bir anafikir olan "önyargı" konusunu işlemiş bir filmi, erotik sahneler barındırıyor diye toplumu adeta salak yerine koyup tamamen negatif amaçlarla kullanan ve tamamen kendi önyargılarını gözler önüne seren, bunu ezeli rakibinin(!) istediği transferi gerçekleştirememesi için kullanan bir kitle var bu ülkede.

Ve maalesef, ülkemizde SPORDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN adında ve yürürlükte olan bir yasamız, ve bu yasamızın şiddete neden olabilecek açıklamaları önleyici 22 numaralı bir maddesi olmasına rağmen. Dilerim, yetkililer artık bu yasayı doğru düzgün işletmeye başlarlar zira bu amacı belli kitlenin durmak ya da vazgeçmek gibi bir düşüncesi yok.

3 Ocak 2013 Perşembe

MaradoNApoli


"1984... Maradona'nın Barcelona'dan Napoli'ye transferi söz konusudur... Menajer Jorge Cyterszpiler, 5 Temmuz günü Napoli'ye gelir... Hava alanından kente giden otoyola çıktığında, yol kenarında kaçak mallar satan bir işportacı görür... Ayrıca satıcı Maradona kasetleri de satmaktadır. Şarkılardan biri şöyledir; 'Anam, anam, anam / kalbim niye böyle çarpıyor, biliyor musun? / Maradona'yı gördüm, anam, sevdaya düştüm.' Menajer, satıcıya der ki; 'Satıyorsun ama ya anlaşma hiç imzalanmazsa?' Satıcı 'bana ne' der, 'günde 2000 kaset satıyorum.' Daha da acaibi kentteki kaçak Marlboro sigaraları 'Maradona' diye satıldığında daha çok kazanmışlar."

Vedat Özdemiroğlu-Bebek Kafası köşesinden / Uykusuz Dergisi / Ocak 2013 / 01. Sayı

6 Eylül 2012 Perşembe

Vakit geldi...


Oldukça uzun bir zamandır, iş güç yoğunluğundan dolayı bloga vakit ayıramadık. Olimpiyatlar geldi geçti, paralimpik oyunları sürüyor. Transfer dönemi bitti. Basketbolda 12 dev adamın 2013 Avrupa Şampiyonası için mücadelesi sürüyor. Galatasaray'ımızın şampiyonlar ligi gurubu beli oldu ve ManU yıllar sonra yeniden Sami Yen'e geliyor...Ve daha yazılacak pek çok şey. Hepsini, yarından itibaren yazmaya başlıyoruz. Bekleriz.

28 Aralık 2011 Çarşamba

Gelen Giden...


Beşiktaş Milangaz, BBL'nin şüphesiz bu sezon en çarpıcı transferlerine imza atan takımlardan biri. Sezon başında, NBA'deki lokavt'tan faydalanıp Deron Williams'ı kadrosuna katan siyah-beyazlılar, Erwin Dudley (yeni adıyla Ersin Dağlı), Zoran Erceg gibi transferlerinin yanında, NBA'in güçlü takımlarından LA Lakers'ın oyuncusu Lamar Odom'la da anlaşma noktasına gelmişti ki; lokavt bitti. Ancak BJK Milangaz'da transfer bitmedi tabii ki. Deron Williams'ın yerine aynı ayarda bir oyun kurucuya ihtiyacı olan takım, lokavt sonrası NBA'de boşta kalan oyunculardan Porto Riko'lu guard Carlos Arroyo'yu renklerine bağladı ve Arroyo dün İstanbul'a gelerek yeni takımına katıldı. Bizde bu özelde bu sezon takımlarımızın NBA'deki lokavttan faydalanarak yaptıkları transferlere bir bakalım istedik. Bu ligden kimler gelmiş geçmiş, kimler hala burada?

Önce Galatasaray Medical Park'tan başlayalım. Galatasaray, uzun rotasyonuna bir takviye yapması gerekince arayışlara başladı ve NBA'de Atlanta Hawks forması giyen Gürcü asıllı Türk oyuncu Zaza Pachulia'yı renklerine bağladı. Zaza'nın tercih edilmesinde, yerli statüsünde oynayacak olmasının yanı sıra geçmişteki ilginç bir ayrıntı önemli rol oynadı.
O ayrıntıya şurada değinmiştik. Zaza, kaldığı kısa sürede hem takıma oldukça katkı verdi hem de Galatasaray taraftarının büyük sevgisini kazandı. Bugün hala twitter üzerinden Galatasaray taraftarlarıyla sohbet ediyor ve onlara olan sevgisini dile getiriyor. Zaza lokavt'ın sona ermesiyle NBA'e geri döndü ama giderken "seneye free agent'ım, gelebilirim" diyerek mesaj vermeyi de ihmal etmedi.

NBA'den transfer yapan bir diğer takım Anadolu Efes. Milwauke'den, 12 Dev Adam'ın da değişmez oyuncusu olan Ersan İlyasova ile birlikte, LA Lakers'tan Sasha Vuyacic'i kadrosuna katan Efes'te, Ersan geri döndü ancak Vujacic lokavta göre sözleşme yapmadığı için takımda kaldı.

Ve Türk Telekom. Lokavt'tan faydalanarak yapılan transferlerin belki de bir başka çarpıcı olanını başkent ekibi yaptı. Yıllardır NBA'de forma giyen, NBA'de all star seçilen ilk Türk oyuncu olma ünvanına erişen Mehmet Okur. O'nun da lokavt sürecini oldukça olumlu şekilde değerlendirdiğini söylemek mümkün.

Fenerbahçe Ülker'de NBA'den transfer yapan takımlardan biriydi. Marko Tomas'ın sakatlığı sonrası EL için pota altını takviye etme ihtiyacı duyan takım İsviçreli oyuncu Sefolosha'yı kadrosuna katmıştı. O'da kısa süren Türkiye serüveninin ardından NBA'e geri döndü.

Deron Williams, Carlos Arroyo, Zaza Pachulia, Mehmet Okur, Sefolosha, Vujacic...bunlar yalnızca NBA'den gelenler. Birde Avrupalı ve Avrupa'nın başka takımlarından gelen üst düzey transferler var elbette. Galatasaray'da Jaka Lakoviç, Jamon Gordon, Darius Songaila. Efes'te Barac, Savanoviç, Uruguay'lı Batista, İlievski. Fenerbahçe Ülker'de Bogdanoviç vs.

Gelen giden çok. Kalite bir hayli üst düzey. Ligimizle ilgili son yıllarda sıkça dile getirilen bir ifade var. "İspanya'dan sonra Avrupa'nın en iyi 2. ligiyiz." Takımlarımızın hem ligde hemde Avrupa kupalarında sergiledikleri performans, ve de salonların hiç boş kalmaması, şimdi bu düşünceyi şuna çevirmiş durumda; "İspanya'yı geçiyoruz artık." İspanya'yı geçiyor muyuz? İŞin o kısmının yorumunu basketbol kamuoyuna bırakmak lazım. Ama şuna hiç şüphe yok. Her maç son derece kaliteli, üst düzey ve hepsinden önemlisi "gerçek basketbol" oynanan maçlar izliyoruz ve ben bu durumdan son derece memnunum.


26 Aralık 2011 Pazartesi

Sağ Bek...


2004 yılında A takıma çıktığında "geliyor" demiştik...Capone'den sonra, üstelikte altyapımızdan çıkan, öz evladımız olan bir sağ bek geliyordu. Gerets Kayseri'ye kiraladı o'nu. Kiralanmak yaramıştı o'na. 22 maça çıktı Kayseri'de. Döndüğünde formayı bir aldı pir aldı. Sonra insanın ayakta durmasının bile neredeyse imkansız olduğu bir sahada, buz pateni - futbol karışımı bir oyun oynanan Konya maçı esnasında rakip oyuncuyla çarpıştı, diz kapağı kırıldı. Dile kolay, tam 1 yıl sürdü tadavisi. Tam 1 yıl çabaladı yeniden geri dönebilmek için. Döndü de. Ama 1 yıl boyunca tedavi gören bir oyuncudan, sahaya çıktığı ilk maçta Sergio Ramos performansı bekliyor olacak ki beğenmedi ve satılmasına karar verdi
Les Adnans 2. Süper Lig'in başka bir sarı - lacivert' ini giymeye mecbur bıraktılar o'nu.



Oysa o kaptanlık bile yapmıştı bu takımın başında. Sağ kanatta, topla beraber dip çizgiye inerken bilirdik ki güzel bir orta gelecek. Hatta belki de gol. Kim bilir? Neyse uzatmayalım; bizim sarı fırtına geçtiğimiz günlerde Ankaragücü ile olan sözleşmesini fesh etti. Şimdi yeniden Galatasaray'a, yuvasına döneceği konuşuluyor. İşin başındaki kişinin, Galatasaray taraftarlarının Abdurrahim abisi, Abdurrrahim Albayrak olduğunu düşünürsek, bu transfere büyük ihtimalle bitti gözüyle bakmak mümkün. Açıkçası, dileğim bu transferin gerçek olması yönünde. Kim bilir? Belki bir gün yine takar o kaptanlık pazubandını. Hakettiği gibi.


Gel be çocuk. Gel de gülsün yine gözlerinin içi şöyle pırıl pırıl. Bizde gülelim seninle beraber zaferlere doğru koşar adım giderken. Kupaları kaldırmadan hemen önce, kupayı kucakladıktan hemen sonra. Çekilen onca çile, bitmeyecekmiş gibi gelen o zor günlerin ardından gelen gurur ve mutluluktan.








5 Aralık 2011 Pazartesi

Ders : Bilerek Konuşalım!


Başkan Ünal Aysal’dan Açıklama

Dünkü TV programında da belirttiğim gibi Kayserispor’da top koşturan Amrabat’la Galatasaray SK olarak ilgimiz 30 Kasım 2011 tarihinde 2. Başkanımız Ali Dürüst’ün Kayserispor Başkanı Recep Mamur’la yaptığı telefon konuşmasında Kayserispor Kulübü yönetimine resmi olarak aktarılmıştır. Sayın Başkan’ın böyle bir transferi düşünmediğini belirtmesi üzerine konu, Kayserispor’da bir karar değişimi olmadığı sürece gündem dışına alınmıştır. Kayserispor menajeri Süleyman Hurma’nın bu telefon görüşmesinden haberi olması gerekirdi.

Her iki camianın da bilmesini isterim ki, bir kulüple resmi mukavelesi olan bir sporcuya kulübü dışında bir teklif götürmemiz söz konusu değildir.

Ünal Aysal
Galatasaray Spor Kulübü Başkanı

_____________________________________

Başkan Ünal Aysal'ın, dün akşam TRT 1'de katıldığı Stadyum programında, Amrabat ile ilgili bir soruya verdiği cevap sonrası, Kayserispor Genel Menejeri Süleyman Hurma bir açıklama yaptı ve Galatasaray'ı TFF'ye şikayet ettiğini söyledi. Bunun üzerine başkan Ünal Aysal bugün, resmi site aracılığıyla yukarıdaki açıklamayı yaptı. Özetle; "sizin birbirinizden haberiniz yoksa bana ne" demeye getirmiş, ayarı vermiş.

21 Kasım 2011 Pazartesi

GSfans.org'tan Zaza' ya Dair !


GSFans.org bugün, Zaza Pachulia'nın transferine ve kariyerine dair, geldiği günden bu yana neredeyse hiçbir yerde değinilmeyen ilginç bir ayrıntıyı ortaya çıkardı ve özel haber olarak yayınladı. Zaza'nın Ülker yıllarından bugüne uzanan bu ilginç ayrıntıyı okumak, ve Oktay Mahmuti'nin takım olgusunu korumak için neleri takip edip neleri hesaba kattığını görmek için bu haberi muhakkak okumalısınız. Söz konusu özel haber için şöyle buyrun > GSFans.org Özel | Neden Zaza Pachulia? Kariyerindeki İlginç Ayrıntı Ne?

27 Mayıs 2011 Cuma

Sakin Beyler...Sakin!


Galatasaray'da Ünal Aysal'ın müthiş bir yönetim ekibiyle beraber seçilmesi
ve akabinde vakit kaybetmeden Fatih Terim'i teknik direktörlüğe getirmesinin ardından, haliyle transfer çalışmaları epey bir süre önce başladı.
Aysal'ın taraftarı çok fazla merakta bırakmadan, çeşitli tv programlarında açıkladığı isimlerden 2'si, Elmander ve Selçuk'la her konuda anlaşıldı ve iki oyuncu da şu an Galatasaray'ın oyuncusu. Hatta Elmander bugün İstanbul'a geliyor. Neyse konuya dönelim. Aysal'ın açıkladığı bir başka isimse, hem basında hem de taraftar arasında adeta bomba etkisi yapan Drogba'ydı. Yaklaşık 15 gündür Drogba için kulübü Chelsea ile görüşmeler sürerken, henüz bir sonuç alınabilmiş değil. Ancak bu transferin gerçekleşmeyeceği anlamına gelmiyor zira hem Galatasaray'a hemde Chelsea'ya yakın kaynaklar, sık sık Drogba'nın Galatasaray'a yakın olduğunu dile getiriyor. Galatasaray'da, hem Elmander ve Selçuk'tan sonra üçüncü bir transferin henüz gerçekleşmemiş olması hemde Drogba transferinin halen muallakta olması nedeniyle, taraftarlar arasında nedense tuhaf bir sabırsızlık ve kızgınlık durumu oluştu.Forumlarda okuduklarıma inanamıyorum hakkaten.
Ciddi ciddi transfer yapılmıyor diye yönetimi eleştirenler var.
Hakkaten sayılara, skorlara ne kadar takılıyormuşuz.
Kargalar bugün 3-4 transfer açıkladı.
M.Pektemek dışında diğerlerinin kim olduğu belli değil.
11'i girer mi 11'i zorlar mı belli değil.
Büyük ihtimalle kulübeye yada kiralığa alınan oyuncular. Kuşlarınsa tam komedi. Orhan'ı aldılar, Gökhan gitmezse adam kulübeye mahkum.
Serdar desen, Lugano kalır Yobo'da alınırsa ancak üçüncü alternatif olur oraya. Eee nasıl tarnsfer mantığı bu?
Korkunun yarattığı bir heyecanla, hababam girişilen, üzerinde düşünülmemiş transferler. Biz ne yaptık/yapıyoruz?
En çok ihtiyacımız olan mevkilerden birine Türkiye'nin en iyisini, Selçuk'u; forvete de gayet başarılı bir adamı aldık. Çeşitli mevkiler için çeşitli oyuncularla düzenli görüşmeler yapıyoruz. Planlı, programlı. Hangisi daha iyi? Ne yaptığını bilerek atılan adımlarla yapılan transferler mi,
yoksa bir korkuyla, aceleyle düşünmeden yapılmış transferler mi?