NBA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NBA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Ocak 2013 Perşembe
Amerikan Kafası...
Böyle bir şey var hacı. Amerikan kafası. Adamların spor organizasyonları ile ilgili. Bakıyorsun; sadece başlama ve gol vuruşları ayakla yapılan, %90'ı elle oynanan bir oyuna "football" derken, gerçek futbol için "soccer" ifadesini kullanıyorlar. Football dedikleri oyunda bildiğin Rugby'den arak.
Öte yandan NBA diye bir organizasyonları var ki; dünyanın en çok izlenen 2 basketbol organizasyonundan biri. Ama kendi kuralları var. FİBA, NBA yönetimine kural kabul ettiremiyor. Misal, FİBA kurallarına göre bir periyot 10 dk. iken NBA'de 12 dk. Haliyle maç süresi 40 dk. değil 48 dk. Ayrıca saha ölçüleri ve faul sayıları da farklı. FİBA "5 faul alan oyuncu oyun dışı kalır" derken NBA'de bu 6 faul. Bir de bunların böyle acayip acayip istatistik hastalıkları var ki, onlardan birini şurada yazmıştık.
MLB'yi de unutmamak lazım tabii. Major League Baseball. Dünyanın kriket, curling vs gibi oyunlarıyla beraber, en tuhaf oyunlar listesinde zirveye oynar baseball. Ama ne tuhaftir ki ABD'nin en popüler sporu konumundadır. Böyle işte hacı. Amerikan kafası.
Etiketler:
amerikan,
baseball,
basketball,
curling,
FİBA,
kafası,
kriket,
mlb,
NBA,
rugby,
soccer,
spor
10 Temmuz 2012 Salı
Bu Ülkeden Bir McRae Geçti...
Tarih, 17 Ocak 1971. ABD'nin Kaliforniya eyaletinde bir hastane odasında, geleceğin en önemli basketbolcularından biri dünyaya geldi o gün. Ailesi ona Conrad dedi. Syracuse'ten çıkan pek çok basketbolcu gibi o'da merakla ve ilgiyle takip edildi. Vakti gelip NBA adım attığında Washington Bullets o'na kapılarını açtı. Conrad McRae artık NBA oyuncusuydu. Ancak o seçimini Avrupa'dan yana kullandı ve Türkiye'ye geldi.
Önce Fenerbahçe'ye transfer oldu. 2. sezonunda, antreman sırasında kalp spazmı geçirince sözleşmesi fesh edildi. Ama durmadı. Fransa'ya; Pau Orthez'e gitti. Orada geçirdiği 1 sezonun ardından, kendisini yeniden ait olduğunu hissettiği topraklarda, Türkiye'de buldu. Bu kez durak, efsane kadroyla birlikte efsaneleşeceği Efes Pilsen'di.
Efes o sıralar yakıp kavuruyor ortalığı. Mirsad, Ufuk Sarıca, Murat Evliyaoğlu, Petar Naumoski. Ve tabii ki; o sıralar Türk basketbolunun geleceğine damga vuracağının sinyallerini vermeye başlayan Hüseyin Beşok, Hidayet Türkoğlu, Mehmet Okur'da kadroda. Bana o dönemki; Michael Jordan, Scottie Pippen, Dennis Rodman ve Toni Kukoç'lu efsane Chicago Bulls'la birlikte basketbolu sevdiren 2 takımdan biriydi Efes. Ve Conrad da o takımın bir parçasıydı.
Conrad, 10 Temmuz 2000 günü, yani 12 yıl önce bugün ayrıldı aramızdan. Yine kalbi ihanet etmişti o'na. Daha önce de kalp spazmı geçirmiş olmasına rağmen basketbol sevgisi yüzünden sporu bırakmayan Conrad, basketbol salonunda hayatını tamamladı. Bu gözler, böyle bir basketbolcuyu izlemiş olma şansına erişti. Bir zamanlar, Türkiye'de semt spor sahaları bazı şehirlerde lükstü. Bizde o lükse sahiptik. Hafta sonları arkadaşlarla beraber Belediye'nin basketbol tesislerinde sabahtan akşama kadar basketbol oynar, her şutta, her drive'da, her turnike'de birer Conrad olurduk. Öyle sevmiştik bu adamı. R.İ.P Conrad.
Etiketler:
Avrupa,
Basketbol,
Chicago Bulls,
conrad,
Denis Rodman,
efes pilsen,
Fenerbahçe,
mcrae,
Michael Jordan,
NBA,
Pippen,
Scottie,
Toni Kukoç
7 Mart 2012 Çarşamba
Ersan İlyasova NBA'de Şubat Ayında Fırtına Gibi Esti
Son zamanlarda NBA'de Ersan İlyasova fırtınası esiyor.En azından bizim için,bu iyi performansa bir yazı yazmak gerekirdi.Şubat ayını müthiş geçiren Ersan bu iyi performansını hala devam ettiriyor.Bu iyi performansın devamını diliyorum.Şimdi biraz rakamlara gelelim...
Ersan İlyasova'nın şubat ayındaki ortalam istatistigi 15.4 sayı,10.9 ribaunt,1 blok ve 1.3 asist ile oynuyor.Ciddi anlamda Ersan için muazzam.Daha dogrusu Ersanın yetenegine karşılık,olması gereken performansı ben Ersanı hep All - Star olma potansiyelinde görmüşümdür.Ersanın oyun yapısı çok iyi bir bitirici ve savaşçı ondaki bu cevheri takımı çıkartamıyordu.Yanlış kullanılıyordu.O zamanda demiştim eger Ersan S.Nash gibi bir guard ile oynasın All - Star performansı sergiler diye.Dogru kullanıldıgı taktirde bu rakamlar Ersan için çok sıradan olacaktır.Aynı zamanda takımdaki liderligide alabilecek bir oyuncu ki almalıda.Bu koşullar oldugunda yada kısacası bu dogrultuda kullanıldıgında NBA'in yıldız oyuncularından olacaktır.Süper yıldız mevkisine gelmesi zorda olsa oralara yaklaşabilir.Aslında Ersan İlyaova'daki önemli kelime şu MÜTHİŞ BİR BİTİRİCİ temel ve en büyük özelligidir.S.Nash öenegini neden verdim.Oynatan bir guard,dogru yerde dogru zamanda oyuncuyu topla buluşturabiliyor.Ona pozisyon hazırlıyor.Daha dogrusu sayı atmadan önceki herşeyin organizasyonunu yapan bir guard Ersanda çok iyi bir bitirici oldugu için bu koşullar altında müthiş oynaması çok dogal olur.Ekstara olarak zaten savaşır,mücadele eder,savunması çok iyidir.Ribauntları çok iyi kovalar.Bu tüm özelliklerini ortaya çıkaracak bütün yapılarda takımın yıldızı olur.Ki oluyorda...
6 Mart 2012 Salı
TÜRKİYE ÜNİVERSİTE BASKETBOL LİGİ
Türkiyede basketbolun daha fazla gelişmesi ve oyuncu yetiştirmek amaçlı üniversite basketbol ligi kurulmalıdır.Bu üniversite liginin tamamen alt yapı gibi işleyip,aynı zamanda hedefi olan takımlar olmalıdır.Üniversite gibi meslegini ve kişiligini kazanacagı yerde aynı zamanda basketbolunu rahat götürmesi bir oyuncunun çok daha fazla gelişmesini sağlar her anlamada.Malesef ki ülkemizdeki düzende hem basketbol,hem okul bir arada çok rahat gitmiyor.Gitse bile oyuncunun kafası rahat degil.Birde iksinede tam konsantire olamıyor.Bir oyuncunun üst düzey basketbolcu olabilmesi için sadece takımında yaptıgı antremanlar yetmez.Ekstra antreman yapmalı.Buna ragmende okulunu bitiebilmeli bu çok zor bir şey,öyle bir ülkedeyiz ki "ben şu basketboluma bakayım,olmadı okumasam bile bir şeyler olurum" diyemiyorsunuz.Onun içinde oyuncunun kafası meşgul,burada en azından üniversite mezunu olup.Hayatına devam edebilir basketbolcu olamasa bile.Hem üniversite ligi çok fazla taraftarında olacagı bir lig olur.Baskı altında da iş yapmayı ögrenir.Yani bir oyuncu 1. Lige gelene kadar hiç bir maçında seyirci görmemiş ise bu seyirciyi gördügü an çok bocalar.
Şimdi gelelim bu işin düzenlemesine,Bu lig özel olacak.Bu ligdeki he takımı belirli standartlara oturtmak lazım.Mesela üniversite liginde çalışacak hocaların belirli bir yıl alt yapıda çalışmış olması,belirli bir yaşı geçmiş olması lazım.Yani 30 yaşındaki yeni hoca hiç kimseye hiç bir şey ögretemez.En az 40 yaş ve üstü olmalı.Burada oyuncu gelişimi için yapılan bütün antreman tekniklerini kullanacak düzeye getirilmeli.Sadece oyuncuların yaşamıyla ilgili program yapacak.Bu işin uzmanı biri olmalı.Bireysel coach sistemi olmalı.Yani oyuncuların eksiklerini kapatmak.Onların açıga çıkmamaış özelliklerini ortaya çıkarmak veya ekstra özellikler katmak için çok önemli.Yine ligin statüsü BBL gibi olmalı.Hatta dahil edilecek üniversite sayısına göre 2 lig bile olabilir.Statü yinede aynı olmalı.Dedim ki bu takımlar aynı zamanda hedefi olan takımlar olmalı.Bu nasıl olacak.Şöyle ki bu takımlar tabikide kendi liglerin şampiyonluga oynayacak.Lakin bu ligin her sene şampiyon olan bir takımını BBL liginde 1 sene oynatalım.Aynı zamanda Avrupanın 3. Kupası olan Eurochallenge kupasına gönderilsin.Tabi eger turnuva sahipleri kabul ederse,birde bu ligin 2. ve 3.'sü basketbol Türkiye kupasında gruplara katılma hakkı verilsin.Bu sayede hem hedef koyuluyor.Hem takımların dolayısıyla oyuncuların kendilerini gösterme şansı oluyor.Zaten 2. Liglerde bölgesel liglerde üniversite takımlarımız var.Haftada en az 3 gün basketbol dersi olmalı.Yani oyuncuya top ver.Antreman yaptırla bu iş tam olmaz.Basketbol zekasını geliştirmekte şart,bu basketbol dersleri oyuncunun basketbol zekasını geliştirir.Birde 1. Lig takımlarımız her maç bu üniversite liginden gelecek.1 takım için tribünlerinde koltuk ayırıp onları orada agırlamalı.O hava tribünden solunmalı.Birde oyunu canlı canlı izlemeleri lazım.Antremanlarada çağırılmalılar.Tabi bu basketbol derslerinde Avrupadan,NBA'dan önemli maçlar toplu bir şekilde izletilmeli.Ne düzende,hani sistemle,oyuncuların neler yaptıgını dikkatle gösterilmeli.Bu takımlarda alt yaş kategorileriyle ilgilenecek,takip edecek kişiler olmalı.Bütün genç oyuncuların burayı tercih edeceklerini zannediyorum.Hatta 1. Lig takımlarımızdaki alt yapıda oynayan çocuklarda oralara gönderilebilir.Tabi kulübüne baglı kalarak.
Tabi en başta antrenör yetiştirme konusunda düzenlemeler yapılmalı.Gerekirse yabancı hocalar egitim vermeli.Ki bence gerek yok.Eski basketbolcu,antrenör abilerimiz bu işi rahatlıkla yapar.
Hem egitim hem sporcu yetiştirme açısından takımlarda memnun olacak.Ki sonuçta bu işi 35 yaşınıza kadar yapıyorsunuz.Çokta büyük paralar kazanamayada biliyorsunuz.Ondan sonrası için mesleginiz olması çok önemli.Tabi üniversitedeki egitim programlarına göre antreman belirleme olmalı.Hatta bu oyuncular için bazıları esnetilmeli.
Bu işin kaynagı nerden derseniz.Bu takımlara sponsor olan şirketlerin sponsor oldukları para kadar vergisinden düşülebilir.Aynı zamanda TBF ve GSGM buna destek olmalı.
Son olarak üniversite ligi kursak bile daha alt yaş kategorilerindeki alt yapıları düzeltelim.Bu işler hep devamlılık ve istikrar iste.Eger bu proje hayat geçsin,hakkıyla uygulansın,ABD'den sonra dünyanın en iyi basketbol ülkesi oluruz.ABD Türkiye ve digerleri olarak anılır basketbol buna eminim.Unuttugum bir şey yoktur inşallah sevgiler,saygılar...
Etiketler:
ABD,
Basketbol,
NBA,
TBF,
üniversite
28 Aralık 2011 Çarşamba
Gelen Giden...
Beşiktaş Milangaz, BBL'nin şüphesiz bu sezon en çarpıcı transferlerine imza atan takımlardan biri. Sezon başında, NBA'deki lokavt'tan faydalanıp Deron Williams'ı kadrosuna katan siyah-beyazlılar, Erwin Dudley (yeni adıyla Ersin Dağlı), Zoran Erceg gibi transferlerinin yanında, NBA'in güçlü takımlarından LA Lakers'ın oyuncusu Lamar Odom'la da anlaşma noktasına gelmişti ki; lokavt bitti. Ancak BJK Milangaz'da transfer bitmedi tabii ki. Deron Williams'ın yerine aynı ayarda bir oyun kurucuya ihtiyacı olan takım, lokavt sonrası NBA'de boşta kalan oyunculardan Porto Riko'lu guard Carlos Arroyo'yu renklerine bağladı ve Arroyo dün İstanbul'a gelerek yeni takımına katıldı. Bizde bu özelde bu sezon takımlarımızın NBA'deki lokavttan faydalanarak yaptıkları transferlere bir bakalım istedik. Bu ligden kimler gelmiş geçmiş, kimler hala burada?
Önce Galatasaray Medical Park'tan başlayalım. Galatasaray, uzun rotasyonuna bir takviye yapması gerekince arayışlara başladı ve NBA'de Atlanta Hawks forması giyen Gürcü asıllı Türk oyuncu Zaza Pachulia'yı renklerine bağladı. Zaza'nın tercih edilmesinde, yerli statüsünde oynayacak olmasının yanı sıra geçmişteki ilginç bir ayrıntı önemli rol oynadı.
O ayrıntıya şurada değinmiştik. Zaza, kaldığı kısa sürede hem takıma oldukça katkı verdi hem de Galatasaray taraftarının büyük sevgisini kazandı. Bugün hala twitter üzerinden Galatasaray taraftarlarıyla sohbet ediyor ve onlara olan sevgisini dile getiriyor. Zaza lokavt'ın sona ermesiyle NBA'e geri döndü ama giderken "seneye free agent'ım, gelebilirim" diyerek mesaj vermeyi de ihmal etmedi.
NBA'den transfer yapan bir diğer takım Anadolu Efes. Milwauke'den, 12 Dev Adam'ın da değişmez oyuncusu olan Ersan İlyasova ile birlikte, LA Lakers'tan Sasha Vuyacic'i kadrosuna katan Efes'te, Ersan geri döndü ancak Vujacic lokavta göre sözleşme yapmadığı için takımda kaldı.
Ve Türk Telekom. Lokavt'tan faydalanarak yapılan transferlerin belki de bir başka çarpıcı olanını başkent ekibi yaptı. Yıllardır NBA'de forma giyen, NBA'de all star seçilen ilk Türk oyuncu olma ünvanına erişen Mehmet Okur. O'nun da lokavt sürecini oldukça olumlu şekilde değerlendirdiğini söylemek mümkün.
Fenerbahçe Ülker'de NBA'den transfer yapan takımlardan biriydi. Marko Tomas'ın sakatlığı sonrası EL için pota altını takviye etme ihtiyacı duyan takım İsviçreli oyuncu Sefolosha'yı kadrosuna katmıştı. O'da kısa süren Türkiye serüveninin ardından NBA'e geri döndü.
Deron Williams, Carlos Arroyo, Zaza Pachulia, Mehmet Okur, Sefolosha, Vujacic...bunlar yalnızca NBA'den gelenler. Birde Avrupalı ve Avrupa'nın başka takımlarından gelen üst düzey transferler var elbette. Galatasaray'da Jaka Lakoviç, Jamon Gordon, Darius Songaila. Efes'te Barac, Savanoviç, Uruguay'lı Batista, İlievski. Fenerbahçe Ülker'de Bogdanoviç vs.
Gelen giden çok. Kalite bir hayli üst düzey. Ligimizle ilgili son yıllarda sıkça dile getirilen bir ifade var. "İspanya'dan sonra Avrupa'nın en iyi 2. ligiyiz." Takımlarımızın hem ligde hemde Avrupa kupalarında sergiledikleri performans, ve de salonların hiç boş kalmaması, şimdi bu düşünceyi şuna çevirmiş durumda; "İspanya'yı geçiyoruz artık." İspanya'yı geçiyor muyuz? İŞin o kısmının yorumunu basketbol kamuoyuna bırakmak lazım. Ama şuna hiç şüphe yok. Her maç son derece kaliteli, üst düzey ve hepsinden önemlisi "gerçek basketbol" oynanan maçlar izliyoruz ve ben bu durumdan son derece memnunum.
Etiketler:
Anadolu Efes,
Arroyo,
BBL,
Beşiktaş Milangaz,
carlos,
Deron,
Fenerbahçe Ülker,
Galatasaray Medical Park,
NBA,
transfer,
Türk Telekom,
Williams
22 Aralık 2011 Perşembe
Güzel Formalar 2...
Etiketler:
2,
Basketbol,
Beko Basketbol Ligi,
forma,
güzel,
hacettepe,
NBA,
üniversite
24 Kasım 2011 Perşembe
Koç Murat Özyer Söyleşi'si!
"Koç Murat Özyer. Galatasaray erkek basketbol takımının tarihinde, yakın geçmişte elde edilen başarılarda büyük payı olan, ve şu anda TB2L'de Optimum TED Kolejliler' in başında bulunan değerli hoca. Önceki gün, twitter hesabından Balıkesir'de olduğunu yazınca hemen olaya müdahil oldum tabii. Kendisine "ne kadar daha burada olduğunu" sorduğumda, "yarın (dün) 16:30'da salondayım" deyince bize de Kurtdereli Spor Salonu yolu göründü. Şanslıydık, güzel ve çekişmeli bir basketbol maçı izledik. Maçtan önce sözümüzü aldık, maçtan sonra da söyleşimizi gerçekleştirdik..."
Bu cümlelerle başlıyor GSFans.org'un Murat Özyer söyleşisi. Basketbol İkinci Ligi' nden başında bulunduğu TED Kolej'e, Galatasaray'dan Türk basketboluna ve NBA lokavt'ına kadar bir çok şey konuştuk hocamızla. Söyleşinin devamı GSFans.org Özel | Murat Özyer ile Türk Basketbolunu Sizler İçin Konuştuk... başlığımızda. Keyifli okumalar.
Etiketler:
Basketbol,
Galatasaray,
Galatasaray Medical Park,
GSFans.org,
koç,
murat,
NBA,
özyer,
söyleşi,
TED Kolej,
Türk
8 Nisan 2011 Cuma
GSFans.ooooooooorg...

Blogumuzu takip eden ancak internet sitemizi bilmeyen bazı dostlar zaman zaman soruyorlardı, "Galatasaray'la ilgili yazılarında genelde GSFans.org sitesine yönlendiriyorsun, çok mu güveniyorsun bu siteye?" diye. Tabii benim aynı zamanda GSFans.org'un adminlerinden olduğumu bilmedikleri yada siteye girdiklerinde öğrendikleri için bu şekilde bir soruyla karşılaşmamız gayet doğal. :) Siteme tabii ki güveniyorum çünkü uzun zamandır yayında, çok iyi bir ekip tarafından yönetiliyor, çok iyi bağlantılarımız var ve hepsinden önemlisi harika bir üye profilimiz var. Dile kolay, gün itibariyle tam 12 bin 710 üyemiz var. Üye olmayıp sitemizi ziyaretçi olarak takip eden renkdaşlarımız da var. :)
GSfans.org yayın hayatına TTarena.biz olarak, Aslantepe'nin inşaatını takip etmek ve Galatasaray sevdalısı insanlarla bu takibi, inşaa sırasındaki gelişmeleri ve Galatasaray'a dair daha pek çok şeyi paylaşmak amacıyla kuruldu. İnşaatın sonlarına gelinirken, domain değiştirerek inşaat takip sitesi kimliğinden sıyrıldı ve bambaşka bir kimlik ve görünümle güçlü bir taraftar sitesi olarak geri döndü. O günden bugüne giderek daha fazla büyüyen GSFans.org'un bugün, bu yazının yazılmasını sağlayan olayın yaşanması ile büyüklüğü bir kez daha ortaya çıktı. Arda Turan'ın adının anıldığı La Liga ekibi Atletico Madrid'in taraftar siteleri, kaynak olarak 3 internet sitesi ile birlikte GSFans.org'u referans aldı. Aşağıda söz konusu olayın fotoğrafını görebilirsiniz.
Bu da söz konusu sitenin linki > http://www.colchonero.com/arda_turan_del_galatasaray_one_more_time_as-itemap-6-95230-1.htmGSFans.org bu noktaya kolay gelmedi.Şimdi size, GSFans.org'un bu noktaya gelişinde bugüne kadar neler yaptığını anlatacağım. İlk zamanlarda, inşaat esnasında inşaatın yetkilileri tarafından takip edilen ve birinci sırada tercih edilen siteydik. Öyle ki; şantiye müdürümüz sayın Sarper Ünlü üyemizdi [gerçi hala üyemiz :) ] ve sık sık sitemize uğrar bilgi paylaşır, sorularımıza yanıt verirdi. Daha sonra, kulübümüzün stadla ilgili bürokratik işlerinden sorumlu YK üyesi sayın Işın Çelebi sitemize demeç verdi. İlerleyen zamanlarda istikrarlı yükselişini sürdüren GSFans.org, Galatasaray dergisinde yer buldu ve 93. sayıda Galatasaray taraftarları ile buluştu. Daha sonra basın alanına doğru yönelen GSFans.org iki değerli spor yazarı ile, Ahmet Çakır ve Oğuz Dizer'le röportajlar gerçekleştirdi. Önümüzdeki günlerde ise, yine Galatasaray basınının önemli muhabirlerinden Kadir Çetinçalı ile bir röportaj gerçekleştireceğiz. Öte yandan transfer konusunda da önemli bağlantılara sahip olan sitemiz, Misimoviç transferi ile ilgili çok önemli bir ayrıntıyı, Misimoviç'in aslında satın alınmayıp, satın alma öncelikli olarak kiralandığını tüm basından çok daha önce ortaya çıkarmış ve "Misimoviç'i Almadık...Sadece Kiraladık" başlığıyla duyurmuştur. Sitemizin bir başka yeniliği ise oldukça dikkat çekiciydi. Taraftar sitesi çatısı altında yapılabilecek şeylere pek çok yenilik getiren GSFans.org, basketbol takımlarımızın maçlarını özel maç başlıklarından canlı aktararak, çeşitli sebeplerle maçları izleyemeyen üyelerimizin, ziyaretçilerimizin ve Galatasaray'lıların bu heyecandan mahrum kalmamasını sağladı. İlerleyen zamanlarda da, GSfans.org Taraftar Sohbetleri, Ara Güler'in Gözünden Galatasaray Tribünleri, GSFans.org Taraftar Ödülleri ve GSFans.org Ödüllü Taraftar Yarışması gibi projeleri bir bir devreye sokacak olan GSFans.org'u, yani bizleri takip etmeye devam edin.
GSFans.org'u Twitter'da ve Facebook'da takip etmek için;
Twitter > GSFans.org
Facebook > TTArena.biz
Facebook > ASLANTEPE TÜRK TELEKOM ARENA [TTArena.biz]
Facebook > GSfans.org | Galatasaray Taraftar Sitesi
Etiketler:
Basketbol,
Bisiklet,
Dünyadan Spor,
Formula 1,
futbol,
Galatasaray,
GSFans.org,
internet sitesi,
Milli Takımlar,
Motor Sporları,
NBA,
Şampiyonlar Ligi,
Tenis,
Türk Telekom Arena,
voleybol
6 Nisan 2011 Çarşamba
Spor Hariç...
"Spor bloguyuz diye hep spor yazacak değiliz ya" demiştik. Ara sıra farklı dünyalarda gezinmekte fayda var. Malum, deplasman yollarında dinlenesi şarkılar lâzım. İki harika şarkının videosunu ekleyeceğim bu postta.İlki son zamanların en sıkı guruplarından Zakkum'un "Yüzük" adlı şarkısı. Diğeri ise benim varlığından henüz bugün haberdar olduğum Yonca Lodi'nin Milat şarkısı. İkisi de duygusal, ikisi de güzel. Özellikle Yüzük şarkısının nakaratına dikkatini çekerim. Keyifli dinlemeler.
Etiketler:
Basketbol,
Bisiklet,
Dünyadan Spor,
Formula 1,
futbol,
Galatasaray,
Milat,
Milli Takımlar,
Motor Sporları,
Müzik,
NBA,
Spor Hariç,
Tenis,
Türk Telekom Arena,
voleybol,
Yonca Lodi,
Yüzük,
Zakkum
Who Do? He Do...

Hedo, Hidayet'in lakaplarından biri olan Hido'nun, Türkçe'deki gibi Hido şeklinde telaffuz edilebilmesi için Amerikalılar tarafından bulunmuş ingilizce yazılış versiyonu. O Amerikalılar, geçtiğimiz yıllarda Orlando'yu play-off finallerine taşıyan Hidayet'in, söz konusu basketbol olduğunda yapamayacağı şey olmadığını anlatmak amacıyla, Hedo kelimesinden yola çıkarak bu post'a başlık olan ve "Kim yapar? O yapar" manasına gelen kelime oyununu yarattılar. Ve o Hido geçtiğimiz gün NBA kariyerinde 10 bin sayı barajını aşarak "o yaptıklarının" arasına yeni bir rekor ekledi. 2000 - 2001 sezonunda Sacramento formasıyla adım attığı NBA'de 10 sezonu geride bırakan Hido bu rekoruyla birlikte NBA'da 10 bin sayı barajını geçen 9. Avrupalı oyuncu oldu. Hidayet'in rekorunun ayrıntılarına ve sezon sezon sayı istatistiklerine ulaşmak için sizi şöyle alayım.
Etiketler:
10 bin sayı,
baraj,
Basketbol,
Dünyadan Spor,
Hedo,
Hidayet,
Hidayet Türkoğlu,
Hido,
kariyer,
NBA,
rekor,
Who do? He do
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






