basın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
basın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2012 Çarşamba

Duble...


Şu bir. Açıklama resmi siteye girildiğinde saat 20:02.
Şu da iki. Açıklama resmi siteye girildiğinde saat 22:08
2 saat arayla 2 yalanlama. Eskiden, bir nebze gün aşırı gelirdi yalanlamalar. Şimdi açıklama sıklığı saat aşırıya kadar indi. 3 Temmuz'dan bu yana devam eden süreçte, çirkin ilişkileri sayfa sayfa ortaya dökülen spor basınının dinozorları, (ama kendileri ama düzenin ayak işlerini yapmak için yetiştirdikleri tetikçileri) halen direnerek korumaya çalıştıkları düzeni, Galatasaray'ı bu sürecin içine çekmeye çalışmak için kullanmaya devam ediyorlar. Her seferinde suratlarına yedikleri cevap niteliğindeki tokatlar sağolsun, suratları artık hissizleşmiş, yüz olma özelliğini kaybetmiş olacak ki; düşünmeden, utanmadan böyle haberler yapmaya devam ediyorlar. Ne diyelim? Yolları açık olsun.
:)

28 Şubat 2012 Salı

Vira Bismillah...


2012 Avrupa Futbol Şampiyonası'na gitme şansımızın son bulduğu Hırvatistan maçlarının ardından, milli takımda pek çok anlamda yaşanacak değişikliklerin sinyalleri çok kısa sürede gelmeye başlamıştı. Netekim ilk değişiklik teknik direktör konusunda oldu ve Hiddink'le yolları ayıran TFF, milli takımın başına, 2005'te 17 yaş altı milli takımla ve uzun süredir başında bulunduğu İstanbul BB ile dikkat çekici başarılar elde eden, uzun süredir spor kamuoyunun "milli takımın başına geçmeli" dediği Abdullah Avcı'yı getirdi. Abdullah Avcı yarın milli takımın başında ilk maçına çıkacak.

Bursa'da Slovakya ile yapılacak hazırlık maçı öncesi aday kadro açıklandığında, futbol dünyası kısa süreli bir şaşkınlık yaşadı. Çünkü kadroda; yıllardır milli takımın değişmez isimleri olan Fenerbahçe'den Volkan, Emre, Galatasaray'dan Servet, Hakan Balta, Sabri, Real Madrid'den Hamit gibi isimler yoktu. Kayseri'den Eren ve Hasan Ali Kaldırım, Bursa'dan Serdar Aziz, Galatasaray'dan Semih Kaya, Eskişehir'den Alper Potuk gibi, bu sezon sergiledikleri performansla dikkat çeken genç oyuncuları tercih etti Avcı. Şüphesiz; artık zamanı geçmeye başlayan bazı oyuncuların yerine yeni bir oyuncu havuzu oluşturmaktı asıl amaç. Abdullah Avcı'nın önceki gün tv'lere verdiği röportajda söylediği "çoğu benim alt yaş gruplarındaki milli takımlardan tanıdığım oyuncular, bu bizim için büyük avantaj" ifadesi neden bu yönde seçimler yaptığını açıkça ortaya koydu. Şimdi yavaş yavaş bu oyuncu grubundan, yapılacak ara kamplar ve hazırlık maçlarıyla en doğru ekibi çıkarmaya çalışacak. Avcı bugün düzenlediği basın toplantısında bu yöndeki planlarını açık bir şekilde ortaya koydu. Göreve geldiği günden bu yana, milli takımların genel yapılanmasıyla ilgili çalışmalar yaptıklarını, her yaş grubundaki milli takımlara teknik direktör, kaleci antrenörü, performans ve analiz antrenörleri yerleştirdiklerini söyledi. Avcı: "Ben ve ekibim öz güvenliyiz. Baskı şimdi açıklanan kadro üzerinden de yapılıyor. Biz Türk futbolunun geleceğiyle ilgili yatırımları konuşuyoruz. 2014'e (Dünya Şampiyonası) gittiğimiz zaman kahraman olmak önemli değil. Önemli olan istikrarlı bir şekilde turnuva takımı olabilmek." diyerek vizyonunu da net bir şekilde dile getirdi. Avcı'nın açıklamalarının tamamını TFF İnternet Sitesi'nde bulabilirsiniz.

Abdullah Avcı'ya ve ekibine başarılar dileyerek bitirelim yazımızı ve bizi 2014 Brezilya Dünya Kupasına götürebilmesi için gereken tam desteği esirgemeyelim. Ben Abdullah Avcı'da, Fatih Terim'den sonra mumla aradığımız o özgüveni, takım ruhunu yeniden yaratma potansiyelini açık bir şekilde gördüm. Umarım ilk mağlubiyetinde içimizdeki İrlanda'lılarca paçalarından aşağıya çekilmeye çalışılmaz.

2 Nisan 2011 Cumartesi

Nereden Vursak Kârdır Mantığı...

Derya Büyükuncu'yu tanımayanınız yoktur. Bu ülkenin yetiştirdiği en büyük yüzücüdür kendisi. Türk yüzmesi denildiğinde ilk akla gelen figürdür.Kendisi ve başarıları ile ilgili bilgilere buradan ulaşabilirsiniz. Derya, son birkaç yıldır iyi, başarılı ve o' nun  derecelerini yapabilecek bir yüzücü çıkaramayan başta Yüzme federasyonu olmak üzere, yüzme sporu çevreleri tarafından adeta darağcına çıkarıldı. Yüzme federasyonu tarafından disiplin kuruluna sevkedilen Derya'nın lisansı'da iptal edildi. Yüzme çevreleri ise bugünlerde başka bir konuyu, Derya'nın doping ihbarını konuşuyor. İddialara göre Derya Büyükuncu "Türk sporcularda doping var" deyip Türkiye'yi Fransa'ya ihbar etti. Geçen hafta Fransa'da düzenlenen 'Fransa Açık Yüzme Yarışmaları esnasında Fransa Yüzme Federasyonu, 'derya.buyukuncu@hotmail.com' adresinden kendilerine ulaşan ve Ömer Arslanoğlu, Arda Gürdal, Güven Duran, Buse Günaydın, Burcu Dolunay, Melisa Akarsu ve Hazal Sarıkaya'da doping maddesi bulunduğunu ihbar eden e-postayı Türk yetkililere gösterdi. Haberin devamını ve iddiaların ayrıntılarını buradaki sayfada bulabilirsiniz.

Şimdi gelelim iddiaların kafalarda oluşturduğu soru işaretlerine.

1- Derya madem gizlice böyle birşey yapacaktı neden ihbarı kendi adını ve soyadını içeren bir mail adresiyle yaptı?

2- Artık yüzme kariyerinin sonuna gelen ve iyiden iyiye yüzmeden koparak farklı alanlarda kendine yeni bir dünya kurmaya başlayan Derya böyle birşeye neden ihtiyaç duysun?

Ben, son örneğini FCN Blog'un  "Tarafsız değil, Fenerbahçe’li spor kanalı; NTVSpor" başlığında verdiği gibi bu haberin de, son zamanlarda iyice azıtan yandaş medyanın Galatasaray'a ve o' nun sporcularına zarar verebilmek maksadıyla yapılmış olduğunu düşünüyorum.Yorum sizlerin.