protesto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
protesto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2013 Perşembe

Taraftar Baskısı...



“Bursa’da taraftar var. O arenaya çıktığın zaman Bursaspor taraftarı oynatıyor takımı. Sıkıysa oynama. Ankaragücü’nde de vardı o. İç sahadaki maçlarda futbolcu istemese de oynuyordu. Tribünden dehşet bir fırtına geliyor çünkü. Bu bir avantaj teknik adam için ama bazen de tabi dezavantaj olabiliyor. Atatürk Stadı arena. Ben o sahaya çıktığımda boks yaparım boks, kendime inanıyorum çünkü. Bursaspor niye büyük kulüp? Çünkü taraftar gücü var. İstanbul’daki takımlara bakıyorsun; o taraftar olmasa diğerlerinden farkı var mı? Bana göre yok.”

Böyle demiş Hikmet Karaman. En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim. Kendisi bu ülkede hazzetmediğim insanlardan biridir. Sebepleri ayrı bir yazı konusu. Onları da yarın öbür gün yazarız. Gelelim şu açıklamanın benim için ne anlama geldiğine.

Gaziantepspor'dan ayrılıp adı Bursaspor'la anılmaya başlandığında "eyvah" dedim. "Umarım Bursaspor yönetimi öyle bir hata yapmaz" diye temenni ederken resmi açıklama geldi. Aynı günlerde Bursaspor taraftarı kendisini istemediğini belirterek tesislerde bir protesto gerçekleştirmişti.

Ortada böyle bir durum varken, yani daha göreve gelmeden önce açıkça istenmeyen adam ilan edilmişken doğruca taraftara hitap eden ve onları öven bir açıklama yapmanın tek amacı, olası zor ve sinir bozucu günler öncesi tepkiyi önlemek, taraftarın ve tribünün gazını almak olabilir ancak. Tam da kendisine göre, kurnazca bir hareket.

9 Şubat 2013 Cumartesi

Dikta...



Fenerbahçe taraftarı içinde, nihayet uykusundan uyanıp gerçekleri görmeye başlayan bir kitle oluştu. O kitle, fırsat buldukları her an ve yerde Aziz Yıldırım'ı protesto ediyorlar. Son protestoları yukarıdaki videoda. Sanıyorum Yıldırım'ın evine giden sokak. Sokakta bir kaç Fenerbahçeli taraftar, Aziz Yıldırım aleyhine tezahüratlar yaparken sokağa jipiyle Aziz Yıldırım giriyor ve meşhur kibriyle, bizi hiç de şaşırtmayan sözleri sarfediyor;

"oğlum, hiç boşuna kıçınızı yormayın. Ben ne dersem o olur. Bunu bilin!"

28 Aralık 2012 Cuma

Türkiyedir Galatasaray Protesto Hareketi


GSFans.org olarak az önce, Tahkim Kurulunun Meireles'in cezasını 4 maça indirmesiyle ilgili bir protesto hareketi başlattık. Özgür arkadaşımızın hazırladığı metni yayınladık ve harekete geçtik. İlgili tüm kişi ve kurumlara mailler göndererek, konuyu kişisel facebook, twitter, google plus ve diğer tüm sosyal ağ sayfalarımızdan paylaşarak hareketi duyurabildiğimiz kadar duyurup tepkimizi ortaya koymamız gerek.

Özel Protesto Hareketi sayfasına ulaşamak için tıklayın. Protesto metnini de aşağıya ekliyorum. Desteğinizi bekliyoruz.
_______________

Bu ülkede bir Fenerbahçe aymazlığı, yüzsüzlüğü aldı başını gidiyor. Ne yaparsak yapalım ceza almayız yaklaşımının artık suyu çıktı. Bu ülkede sadece Fenerbahçe varmış gibi davranan Fenerasyon şu sıralar birde orman kanunlarıyla ülke futbolunu yönetmeye başladı.

Şike olayında mahkeme kararlarına ve kendisinin kişilere verdiği cezalara rağmen, insanların gözünün içine baka baka, herkesi hiçe sayarak, "sahaya yansımadı" saçmalığını öne sürerek ceza veremeyenler, artık kölesi haline geldikleri bir camia ve onun hükümlü başkanı karşısında bir rezilliğe daha imza attılar. Bu yüzsüz insanlar, Fenerasyonun bu çaresiz ve teslim olmuş tavrı karşısında o hale geldi ki; yayıncı kuruluşun görüntülerini tahrip edip milletten hesap soracak kadar gözleri dönmüş durumda.

Görüntülerde açıkça görülen el hareketi ile hakaret, çıldırmış gibi bağırıp çağırmak suretiyle sözlü ifade ile hareket ve tahrip edilen videonun aslı ortaya çıkınca açıkça görülen tükürüğe, hatta hakem raporuna rağmen Meireles denilen futbolcunun cezasını hangi hukuku göz önünde bulundurarak indirdiniz çok merak ediyoruz.


Cemal Nalga olayında, herkesten önce tepki veren Galatasaray camiası kendi kulübünden kelle istemiş, basketbolcunun ve antrenörün kulüple ilişkisi derhal kesilmiş, takım (-) puanlarla lige başlatılmış ve o takım 2 senede kendini zor toparlamasına rağmen Galatasaraylı sesini çıkarmamış, bu olaydan hicap duymuştur. Yine Engin Baytar olayında, sinirlerine hakim olamayıp hakemin yakasına 1-2 sn. kadar yapışıp bırakan futbolcumuza daha ceza bile verilmeden "takımdan yollansın, kulüp kendisi de ceza versin" diye önce Galatasaraylı ayaklanmıştır.

Ne acıdır ki; takip eden süreçte, bir hazırlık maçında antrenörün sistemi görmek için cezalı oyuncusuna takım arkadaşının formasını giydirip oynatması karşısında şahin kesilip, anında ve etkili kararlar ile cezaları anında yapıştırılmış ve Galatasaraylının ses çıkarmamasından cesaret alınmışken, Türk futbolunun kara lekesi bir şike davasında, bir kulüp ve ikinci yarının tamamında şike yapanlara ceza vermek şöyle dursun neredeyse ülkece özür dileyecek hale getirilmiştik.

Yine Engin olayında, Galatasaraylıların "cezası neyse çeksin" tavrından cesaret alıp 11 maç cezayı anında verip onayanlar, bir de üzerine yine milad masalları anlatmışlardı. Tıpkı sahaya su atılmasıyla, stad yakıp polis arabası devirmeyi, polis yaralamayı bir tutup 5 maç ceza verenlerin daha önce anlattıkları milad masalları gibi. Ne gariptir ki; bu milad denilen olgu sadece Galatasaray için geçerli olmakta.

Görünen o ki; artık kontrolden çıkmış ve kanunsuzluğu kanun haline getirmiş bu camia karşısında sinen, korkan ve çaresiz kalan Fenerasyon Galatasarayın kudretinin farkında değil. Galatasaray karşısında derhal, en sert tedbirleri anında alanlar, bu sahte kabadayı camiadan o kadar korkmuş durumdalar ki, Fenerasyonun kurullarının ceza verdiği Şekip Mosturoğlu gelip Fenerasyon binasında hesap sorabiliyor. Yine mahkemece şike yaptığı tespit edilmiş hükümlü bir başkan gelip Fenerasyonun binasında asıp kesiyor ve ceza indirimi yapıyor.

Bu doğrultuda Galatasaray yönetimi, teknik ekibi ve futbolculardan beklentimiz şudur. Türkiye Süper Liginin ikinci yarısındaki ilk maç olan Kasımpaşa maçında, hakemin başlama düdüğü ile birlikte, gol yeme hatta maçı kaybetme pahasına santra ile birlikte 1 dk. boyunca hareketsiz kalmak ve ruhunu teslim etmiş bu futbol federasyonun anısına 1 dk. lık saygı duruşunda bulunmak. Hatta bir adım ileri gidiyor tüm branşlarda eş zamanlı olarak bu protestonun yapılmasını talep ediyoruz.

Görüyoruz ki; Galatasaraylı bu kudretini demokratik protestolar ile göstermez ise, bazıları bu ülkede kendini yegane güç olarak görmeye devam edecek ve bu tavırları dahada vahimleşip artarak devam edecek. Bu vesile ile dosta düşmana bir kez daha haykırıyoruz "Türkiyedir Galatasaray"

Metin için, Özgür (besyOzgur) arkadaşımıza teşekkür ederiz.

19 Aralık 2011 Pazartesi

Tribün Büro...



Hep söylerim ya, "Tribün bir kültürdür; dilini bilmeyen o'nu anlayamaz" diye. İşte tam bu ifadeye uygun bir protestoya sahne olmuş Bursa Atatürk Stadı'nın Maraton tribünü geride bıraktığımız hafta sonu. Bursaspor taraftarı, tüm maçlarda görev yapan Emniyet Foto/Film birimlerinin, Bursa Emniyet Müdürlüğüne bağlı birimini, görüntüleme işlemlerinin artık rahatsız edici boyutlara geldiğini söyleyerek fotoğrafta gördüğünüz şekilde protesto etmiş. Üzerlerine, yanyana geldiklerinde "TRİBÜNBÜRO" kelimesini oluşturan tişörtler giyen taraftarlar, ellerine aldıkları kameralarla güvenlik güçlerini görüntülemişler. Konuyla ilgili açıklamaları da şurada. Ne yalan söyleyeyim, yöntem benim çok hoşuma gitti. İşi şiddete dökmeden, yakıp yıkmadan, kırıp parçalamadan,
kan akıtmadan...zekice ve esprili. Taşı gediğine koyan. Alkışlar Bursa taraftarına.

4 Nisan 2011 Pazartesi

Tırtlar Vadisi Telegol...



Bu ülkede Kanaltürk diye bir tv kanalı, o kanalda da Telegol diye "spor programı görünümlü Galatasaray düşmanlığı yapılan bir program" var. Uzun süredir bu programın ve programda yorumculuk(!) yapan şahısların Galatasaray'la ilgili kıskançlık, haset, nefret dolu söylemleri ekranlara yansıyor ancak bu iğrençliğe ses çıkaran nedense olmuyordu. İşte o programda dün akşam yaşanan bir rezalet, söz konusu programın ve programdaki şahısların Galatasaray düşmanlığını açıkça ortaya koydu. Aslantepe'de oynanan Eskişehir maçında, rakip taraftarın bulunduğu bölümden atılan bir şişeyle yaralanan küçük Batuhan'ın evinden canlı yayın yapan programda tam anlamıyla bir danışıklı dövüş sergilendi ve söz konusu rezalet'e ne yazık ki küçük Batuhan'ın annesi de çanak tuttu. Ahmet Çakar'ın programda Galatasaray camiasını hedef alarak sarfettiği “Böyle batıya açılan pencerenin içine edeyim" sözleri, niyeti geç olmadan ortaya çıkarırken Galatasaray taraftarının ve camiasının da büyük tepkisini çekti. Galatasaray kulübü'de bu rezilliğe kayıtsız kalmadı ve söz konusu program sona ermeden resmi siteden konuyla ilgili bir açıklama yayınlayarak olayın aslını kamuoyuyla paylaştı. Kulübümüzün konuyla ilgili açıklaması buradadır. Biz Galatasaray taraftarları ise, bu noktada üzerimize düşeni vakit kaybetmeden yapmaya başlayarak, Telegol programını başta RTÜK olmak üzere ilgili ve yetkili kurum, kuruluş ve makamlara şikayet ediyoruz. Tüm Galatasaray cephesinde bir protesto birliği söz konusu. Protesto ve şikâyet kampanyasının ayrıntılarını "GSFans.org  Telegol'ü şikayet ediyoruz" başlığımızda bulabilrsiniz. Desteğinizi bekliyoruz.