TFF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TFF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2012 Cuma

Türkiyedir Galatasaray Protesto Hareketi


GSFans.org olarak az önce, Tahkim Kurulunun Meireles'in cezasını 4 maça indirmesiyle ilgili bir protesto hareketi başlattık. Özgür arkadaşımızın hazırladığı metni yayınladık ve harekete geçtik. İlgili tüm kişi ve kurumlara mailler göndererek, konuyu kişisel facebook, twitter, google plus ve diğer tüm sosyal ağ sayfalarımızdan paylaşarak hareketi duyurabildiğimiz kadar duyurup tepkimizi ortaya koymamız gerek.

Özel Protesto Hareketi sayfasına ulaşamak için tıklayın. Protesto metnini de aşağıya ekliyorum. Desteğinizi bekliyoruz.
_______________

Bu ülkede bir Fenerbahçe aymazlığı, yüzsüzlüğü aldı başını gidiyor. Ne yaparsak yapalım ceza almayız yaklaşımının artık suyu çıktı. Bu ülkede sadece Fenerbahçe varmış gibi davranan Fenerasyon şu sıralar birde orman kanunlarıyla ülke futbolunu yönetmeye başladı.

Şike olayında mahkeme kararlarına ve kendisinin kişilere verdiği cezalara rağmen, insanların gözünün içine baka baka, herkesi hiçe sayarak, "sahaya yansımadı" saçmalığını öne sürerek ceza veremeyenler, artık kölesi haline geldikleri bir camia ve onun hükümlü başkanı karşısında bir rezilliğe daha imza attılar. Bu yüzsüz insanlar, Fenerasyonun bu çaresiz ve teslim olmuş tavrı karşısında o hale geldi ki; yayıncı kuruluşun görüntülerini tahrip edip milletten hesap soracak kadar gözleri dönmüş durumda.

Görüntülerde açıkça görülen el hareketi ile hakaret, çıldırmış gibi bağırıp çağırmak suretiyle sözlü ifade ile hareket ve tahrip edilen videonun aslı ortaya çıkınca açıkça görülen tükürüğe, hatta hakem raporuna rağmen Meireles denilen futbolcunun cezasını hangi hukuku göz önünde bulundurarak indirdiniz çok merak ediyoruz.


Cemal Nalga olayında, herkesten önce tepki veren Galatasaray camiası kendi kulübünden kelle istemiş, basketbolcunun ve antrenörün kulüple ilişkisi derhal kesilmiş, takım (-) puanlarla lige başlatılmış ve o takım 2 senede kendini zor toparlamasına rağmen Galatasaraylı sesini çıkarmamış, bu olaydan hicap duymuştur. Yine Engin Baytar olayında, sinirlerine hakim olamayıp hakemin yakasına 1-2 sn. kadar yapışıp bırakan futbolcumuza daha ceza bile verilmeden "takımdan yollansın, kulüp kendisi de ceza versin" diye önce Galatasaraylı ayaklanmıştır.

Ne acıdır ki; takip eden süreçte, bir hazırlık maçında antrenörün sistemi görmek için cezalı oyuncusuna takım arkadaşının formasını giydirip oynatması karşısında şahin kesilip, anında ve etkili kararlar ile cezaları anında yapıştırılmış ve Galatasaraylının ses çıkarmamasından cesaret alınmışken, Türk futbolunun kara lekesi bir şike davasında, bir kulüp ve ikinci yarının tamamında şike yapanlara ceza vermek şöyle dursun neredeyse ülkece özür dileyecek hale getirilmiştik.

Yine Engin olayında, Galatasaraylıların "cezası neyse çeksin" tavrından cesaret alıp 11 maç cezayı anında verip onayanlar, bir de üzerine yine milad masalları anlatmışlardı. Tıpkı sahaya su atılmasıyla, stad yakıp polis arabası devirmeyi, polis yaralamayı bir tutup 5 maç ceza verenlerin daha önce anlattıkları milad masalları gibi. Ne gariptir ki; bu milad denilen olgu sadece Galatasaray için geçerli olmakta.

Görünen o ki; artık kontrolden çıkmış ve kanunsuzluğu kanun haline getirmiş bu camia karşısında sinen, korkan ve çaresiz kalan Fenerasyon Galatasarayın kudretinin farkında değil. Galatasaray karşısında derhal, en sert tedbirleri anında alanlar, bu sahte kabadayı camiadan o kadar korkmuş durumdalar ki, Fenerasyonun kurullarının ceza verdiği Şekip Mosturoğlu gelip Fenerasyon binasında hesap sorabiliyor. Yine mahkemece şike yaptığı tespit edilmiş hükümlü bir başkan gelip Fenerasyonun binasında asıp kesiyor ve ceza indirimi yapıyor.

Bu doğrultuda Galatasaray yönetimi, teknik ekibi ve futbolculardan beklentimiz şudur. Türkiye Süper Liginin ikinci yarısındaki ilk maç olan Kasımpaşa maçında, hakemin başlama düdüğü ile birlikte, gol yeme hatta maçı kaybetme pahasına santra ile birlikte 1 dk. boyunca hareketsiz kalmak ve ruhunu teslim etmiş bu futbol federasyonun anısına 1 dk. lık saygı duruşunda bulunmak. Hatta bir adım ileri gidiyor tüm branşlarda eş zamanlı olarak bu protestonun yapılmasını talep ediyoruz.

Görüyoruz ki; Galatasaraylı bu kudretini demokratik protestolar ile göstermez ise, bazıları bu ülkede kendini yegane güç olarak görmeye devam edecek ve bu tavırları dahada vahimleşip artarak devam edecek. Bu vesile ile dosta düşmana bir kez daha haykırıyoruz "Türkiyedir Galatasaray"

Metin için, Özgür (besyOzgur) arkadaşımıza teşekkür ederiz.

11 Mayıs 2012 Cuma

Le Kapppak...


TFF ve futbol idari birimleri uyuyadursun.
Uykusuz kapağı koymuş.
Çok iyi olmuş.

20 Nisan 2012 Cuma

Düzensizliğin Düzeni...


Önce birilerine yetmedi kazandıkları. Daha fazla kazanmalıydılar. Galatasaray'ın altında kalmamalı, kesinlikle her alanda o'nu geçmeliydiler. Ama bunun normal yollarla kolay olmadığını çabuk farkedip, 3 Temmuz'da tüm ülkeyi ve futbol dünyasını sarsan soruşturmayla ortaya çıkan ilişkiler yumağını kurmaya başladılar. Enseye tokat göte parmak kıvamına gelen ilişkiler yumağının ürettiği düzen bir süre sonra tüm futbol dünyasına sızdı.

Şike ve teşvik girişimleri, hatta gerçekleşenleri, kayıtdışı para alış verişleri, mafyalaşma. O ilişkiler yumağının aktörleri, yıllardır Türk futbolunun en kritik makamlarına kendi adamlarını yerleştirdiler, yerleştiriyorlar. Önce doğruca tepeden oynamaya karar verdiler. Mahmut Özgener geldi federasyon başkanlığına. Dönemi şike girişimlerinin ve gerçekleşmelerinin zirve yaptığı dönem oldu. Öyle ki; kendisinin bile bu çirkin ilişkiler yumağının bir parçası olduğu ortaya çıktı.

Sonra federasyon seçimleri geldi dayandı kapıya. Fanatik Fenerbahçe'li oluşu ile bilinen, sahip olduğu Acıbadem Sağlık Grubunun, o dönem halen Fenerbahçe kadın voleybol takımının isim sponsoru olduğu Mehmet Ali Aydınlar. 3 buçuk ay gibi kısa bir süre görev yaptı ve sorunun çözümü için hiçbirşey yapmadı. Kaos ve ilişkiler yumağı, aktörlerin çoğu tutuklu olmasına rağmen şaşırtıcı şekilde aynen devam etti. Fenerbahçe asbaşkanı Şekip Mosturoğlu'nun “Tahkim Kurulu 6-1, Disiplin Kurulu 4-3 bizde” sözleriyle dinleme kayıtlarına yansıyan durum bugün itibariyle aynen devam ediyor.

Ve son federasyon seçimleri. Mevcut federasyon başkanı Yıldırım Demirören ve Beşiktaş kulübünün de şike soruşturmasında adı geçerken, Yıldırım Demirören tek aday olarak girdiği seçimi kazandı ve kendi kurullarını oluşturmaya başladı. İşte o kurullardan biri, PFDK dün bu ülkede görüp görebileceğimiz en skandal 2 karara imza attı. Geçtiğimiz hafta sonu oynanan Fenerbahçe - Trabzonspor Süper Final maçında, rakibi Zokora'ya ırkçı sözler sarfeden Emre Belözoğluna, ve kendi sahasında Galatasaray'la oynadığı maçta, seyircisi Ebouye'ye saldırmak üzere sahaya dalan, stadı yıkan, olaylar çıkaran Beşiktaş'a 2'şer maç göstermelik ceza verildi. Dahası, Emre'ye verilen ceza ırkçılık nedeniyle değil. Yani dün bu ülkede, rakibine ırkçılık yapan bir oyuncunun yaptığı yanına kâr kaldı. Emre'yi kurtaransa bizzat PFDK başkanının kendisi.

Özetlersek; kayıtlara geçsin, yarattıkları düzensiz ortamın düzene dönüşen sistemi,UEFA ve FİFA'nın sıfır toleransla baktığı en büyük 3 suçtan biri olan, Türkiye'nin de taraf olduğu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde de açıkça karşı çıkılan ırkçılık dün itibariyle bu ülkede serbest. Ceza bile almıyorsunuz. Artık sokakta gördüğünüz her zenci'ye, sırf canınız istediği için "fucking nigger, negro" diyebilirsiniz. Utançtan yüzünüz kararmazsa...





16 Nisan 2012 Pazartesi

NO RACISM


    Baştan söylemiş olayım. Biliyorsunuz, beni az çok takip edenler spor dışı bir olay yazmadıgımı, yazana da kızdıgımı bilir. O bloglara yorum yapmadıgımı da bilir. Dün play - off'lar Fenerbahçe - Trabzon maçıyla başladı.Ben maçın ilk yarısını izledim.Fenerbahçe güzel oynadı falan diyorlar.Tabi tamamını izlemedigim için pek bir yorum yapamam.Asıl meselemiz Emre'nin,Zokora'ya yaptıgı ırkçılık... 

    Irkçılık bizim dinimize de kültürümüze de ters bir durumdur.Bizim ülkemizde olmazdı.Ta ki İnönü'de bir kaç kendini bilmezin Eboue'ye ettigi ırkçı hakeretler ve sonrasında Emre'nin yaptıklarına kadar.Ben hasbel kader spor yapmış, spor ruhunu az çok bilen, spor ahlakından biraz nasibini almış biri olarak bunu kabul edemem, içime sindiremem.Ben burada takımdaşlık falanda yapmıyorum.Bir defa bu olay takımlardan renklerden ayrı bir olaydır.Renklerden sıyrılıp bu konuyu düşünmeniz lazım.Bazıları yine takımdaşlık yapıp Emre'yi savundu.Bu kafadan, bu fanatizmden acilen kurtulmamaız lazım.Allah korusun "bulaşıcıysa" yarın bir gün aynısının Sow veya Yobo'ya yapılmayacagını garanti edemeyiz.Emre'nin takımında siyahi oyuncular olmasına ragmen bunu yapması da başta o oyuncuları yaralar.Aslında bu olayı Emre'nin yapması çok şaşırtmadı beni. "Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır" diye bir söz vardır bizde.Emre zaten bir Galatasaraylının gözünde,Fenerbahçeye imza attıgı gün bitmişti.Ben şuan bizim alt yapımızda yetiştigi,oynadıgı,A takımda forma giydigi için UTANIYORUM.Yinede çogu fenerli savunma cesaretini gösterebiliyor.Ne yapalım o da bir mide demek ki.Bu olayın savunulacak,takımdaşlık yapılacak bir durumu asla yok.Çünkü herşeyden önce her insan ADAM olmalı.AHLAKLI olmalı.İnsanların yaradılışıyla dalga geçmek.Bu yaradılışa hakeret etmek.Bana göre bir sporcunun değil, bir insanın tamamen ahlaktan uzaklaşması durumudur.

    Şimdi olayı iyice takımdaşlıktan çıkarma adına EMPATİ yapalım.Biri size Türkiye dışında "pis Türk" dese tepkiniz ne olurdu.Ben şahsen kendi adıma söyleyeyim.Karşımdakinin kim olduguna bakmadan Allah ne verdiyse dalardım.Sizde düşünün bakalım... 

    Şimdi bu işin birde cezası var.Ben ceza gelmez diyorum ama bakalım.Emre "kızgınlık anı söyledim, o da bana küfür etti" diyor.Lakin ırkçılık tüm küfürlerden daha ağırdır.Bu işin talimatnamede yazan cezası şudur.Oyuncuya 4 - 8 maç ceza,kulübe süper lig kulübüyse 50.000 ile 150.000 lira arasında para cezası ve kulübün sahasını 1 - 3 maç kapatma yazıyor.Şimdi bunların hangisi yapılır diyenler olur.Ben söyleyim hiiiç biri.Neden mi ? Burası Türkiye. 10 aydır olumlu veya olumsuz bir karar veremeyerek futbolu kaosun içinde bırakanlar her konuda oldugu gibi bu konuda da EYYAMA DEVAM EDECEKLER. 

  Kısacası herkese selam,EYYAMA DEVAM !   Bu arada taraflı tarafsız bu olayın çirkin oldugunu savunan herkesi de kutlarım.Bana göre çok güzel bir tepki konuldu ortaya. Şimdi bakalım Muslera'nın penaltısını "etik değil,etik değil" diye 2 gün konuşanlar neler yapacak? Bakalım onlarda EYYAMA DEVAM EDİP,"etik timsali olup" ahlaksızlıgın tavan yaptıgı noktada buna çanak tutacaklar mı? Hep beraber izleyecegiz. 

15 Nisan 2012 Pazar

Say No Racism...


Evet bittin sen. Bu akşam Trabzonspor maçında Zokora'ya karşı sarfettiğin ırkçı ifadeler artık senin gelebileceğin son nokta(*). İngiltere'de Suarez, rakibine karşı ırkçı ifadeler kullandığı için 8 maçla cezalandırılmıştı. Bizde de Disiplin talimatının 44-1 maddesi, ırkçılığa 4-8 maç ceza öngörüyor. Bakalım TFF şimdi ne yapacak? Veli Yiğit'in az önce twitter'da söylediği gibi TFF madde 44-1' i uygulayabilecek mi? Yoksa' "onlar aralarında çözmüşler" mi diyecek?

(*)Emre ırkçı ifadeler sarfettiğini Lig TV'de canlı yayına bağlanarak kabul etti.


Twitter Hashtag > #letskickracistemrebelezogluoutoffootball

16 Mart 2012 Cuma

PFDK...




Az önce Balıkesirspor taraftar blogu olan Hayalet 10Kolik'te okudum haberi. Balıkesirspor, kendi sahasında oynadığı Altay maçında, tribünlerde Vuvuzela çalındığı için takdiren 2000 TL para cezasına çarptırılmış. Kafama takıldı tabii. Önce dedim ki; "Neden şimdi? Neden Altay maçı?" Çünkü o vuvuzelalar içeride oynanan bir önceki maçta, İskenderun maçında da tribündeydiler. Benim maçı izlediğim yere de çok yakındılar. Sonra da Futbol Disiplin Talimatına(FDT) baktım hemen. Talimatname'de bu cezayı dayandırabileceğiniz tek madde SAHA OLAYLARI başlığıyla geçen 40. madde. Ancak, bu maddenin 4 tane bendi var ve bu bentlerin hiçbiri böyle bir cezayı kapsamıyor. Sonra ligler statüsüne bakmak geldi aklıma. TFF 2. LİG MÜSABAKALARI STATÜSÜ'nde bu cezayı gerektirecek bir madde olabilirdi. Ama yok. Ancak şöyle birşey var. TFF Ligler Statüsü'ne bağlı Süper Lig statüsünde, "GÜVENLİK" başlıklı 9. maddenin 5. bendinde vuvuzela yasaklanıyor. Aynı madde TFF 2. LİG MÜSABAKALARI STATÜSÜ'nde de var ancak bir farkla. "O MADDE DE VUVUZELA YOK".

Kısacası, PFDK Balıkesirspor'a talimatlarda dayanağı olmayan, kural dışı bir ceza vermiştir. Bu ceza uygulanamaz. Balıkesirspor buna derhal itiraz etmelidir.

7 Mart 2012 Çarşamba

YIL OLMUŞ 2012. HALA TARLADA FUTBOL OYNUYORUZ


    Evet tam tabir budur. 1 milyar dolar degeri var dedigimiz Türkiye süper liginde saha sorununu hala çözemiyoruz.Lig sonuncusunun bile 17 milyon dolar gibi bir para kazandıgı bir ortamda futbolun en önemli unsurlarından birine, sahaya 150 bin dolar harcanamıyor.Nedenine girersek çıkamayız.Lakin o kadar fazla, o kadar uçuk rakamlara transfer yapılıyor ki ekstra kar elde etmeyi bırakın tam tersine borç batagına sürükleniyor takımlarımız.İngiltere belki çok uçuk bir örnek yapı olacak ama lige yeni çıkan takımları görüyoruz.Eger Arap sermayesinde degilse yaptıkları transfer sayısı 3'ü geçmez. "Futbolun beşigi" dedigimiz, futbolun bir kültür oldugu yerdeki adamlardan çok daha akıllıyız ki biz senelik 10,20 Allah ne verdiyse transfer yapıyoruz.Neyse konu böyle uzar gider.Gelelim asıl soruna...  

    Bu kadar paraların döndügü bir ortamda,Anadolu takımlarının bile görece yıldız oyuncu getirdigi bir ortamda futbol sahalarımız berbat. Bu nasıl düzelir? Şöyle,TFF yayıncı kuruluştan takımların aldıgı paraya el koyacak.Kapsamlı bir mali disiplin getirmesi lazım bütün kulüplerin mali işlerine. Lakin daha öncesinde bu sahayı halletmek için (galibiyet primi olarak takımlar 750 bin dolar alıyor.Tam rakamın bu olması lazım.Yanlışım da olabilir.) esas işin mantıgı daha önemlidir.Bakacaksın. Zemini mi kötü? "Hop kardeşim bu para böyle gidemez". Yeni zemin fiyatı 300 bin dolar olması lazım.TFF diyecek ki "ben sana yeni zemin gönderiyorum.Zemin fiyatından kalan parayıda hesabına yatırıyorum".Bir nevi TFF bu parayı kendi kullanacak.Zeminin fiyatını bu paralardan alacak geri kalanını hesaba yatıracak.Kimsede ağlamayacak.Her zemini tarla olan takıma bu uygulanmalı.Aslında yöneticilere bir nevi ceza,biz futbol severlere ödül olacak.Ki bu paraların gelmesini saglayanlarda biz futbol severleriz.Bizi daha fazla memnun et ki bizde seni daha fazla memnun edelim.Bu yeni zemini koruyacak ekipmanı mı yok? Aynı uygulamayla parasından kes gönder.Direnen olacagını sanmıyoum.Lakin olursa, hala bu zemin işini önemsemezse her zemini tarla oldugunda yeni zemini gönder.İllaki bir yerde yola gelecektir.Bir uygulamada şu olabilir veya buna ek olarak uygulanabilir.Zemini kötüyse,zemini düzgün olan başka bir şehire at, oradaki halk bir yöneticileri yuhalasın,o yöneticiler bilet gelirlerinden bir olsun bak gör nasıl akıllanacaklar.  

    Sonuç olarak bu parayı TFF'nin kullanması olayı herşey için uygulanabilir.Birde TFF şunu asla yapmayacak."Bak ben sana bu parayı göndereceğim yine, ama sen zemin işinde veya başka bir işte kullan" derse o iş olmaz.Yöneticiler çok göstermelik yapar o işi yada hiç yapmazlar.  

5 Ocak 2012 Perşembe

Piri Reis...


Scott Piri. ABD'li performans uzmanı. O'nu bloga taşımamızın sebebi ise, bu sezon içerisinde Galatasaray'da göreve başlamasının ardından, futbol takımında ve gelişim süreçleri devam eden başta Semih, Emre Çolak gibi genç oyuncularımızda gözle görülen performans ve kondisyon artışı. Scott Piri'nin Türkiye ile ilk tanışması, 2008 öncesi milli takım'ın başında Fatih Terim'in olduğu dönemde, Ay yıldızlılar için çalışmaya başladığı günlere denk gelir.

3. olduğumuz Avrupa Şampiyonası öncesi, takımla birlikte İsviçre'ye giden Piri'nin çalışma programının ve hem tüm takım hemde oyuncular için hazırladığı ekstra/bireysel antremanların katkısını, uzatmalar dahil son saniyeye kadar maçı bırakmayan bir takım izleyerek görmüştük. Piri bugün aynı çalışmaları Galatasaray futbol takımı için yapıyor ve takımın, ekstra çalışmalar etkisini göstermeye başladıktan sonra gözle görülür şekilde sergilediği performans ortada. Ancak o'nun katkısının asıl değerlendirilmesi gereken nokta genç oyuncuların performansındaki yükseliş. Özellikle Emre Çolak, deplasmandaki Gençlerbirliği maçında sonradan oyuna girip sergilediği performansla formayı aldı, ancak kondisyonu 90 dakikayı çıkaracak seviyede değildi.

Gençlerbirliği maçından sonra oynadığı maçlarda 80'li dakikalarda oyundan alınan Emre, son oynanan İBB maçında 90 dakikayı tamamladı. 4 maçta zirve yapan kondisyon ve dayanıklılık performansının perde arkasındaki isim Scott Piri'nin, A2 takımdan A takıma yükseltilen ve son zamanlarda taraftarlarca da sık sık konuşulan Mertan Caner Öztürk'le de Fatih Terim'in talimatıyla özel olarak ilgilendiğini belirtelim ve geleceğe umutla bakmaya devam edelim.

Scott Piri'nin bağlı olduğu şirket ABD'li Core/Atletes Performance adlı şirket. Burada şirketin internet sitesinde kendisiyle ilgili bilgiler var. Geçmişte profesyonel olarak futbol da oynamış olan Piri'nin, TFF'nin Tam Saha dergisine verdiği röportaj ve Galatasaray Sözlük'te açılan başlıkta hakkında yazılanlarda okunması gerekenlerden. Dilerim Piri uzun yıllar bizimle çalışmaya devam eder ve katkısı yalnızca futbol takımıyla sınırlı kalmaz.

30 Aralık 2011 Cuma

Bu Ateş Üfleyerek Sönmez...


3 Temmuz'dan bu yana devam eden şike soruşturması kapsamında; TFF'nin, karar almayı sürekli ertelemesi, talimatlarda açıkça yer alan yaptırımları uygulamaktan özenle imtina etmesi ve son olarak, başta Fenerbahçe olmak üzere, şikeye karıştığı iddia edilen süper lig kulüplerinin geleceği hakkında karar alınması için, "Olağanüstü Genel Kurul" kararı alması sonrası, sürecin başında "Bu Ateş Üfleyek Sönmez" diyerek el birliğiyle ve daha kararlı bir şekilde bu sorunun çözülmesi gerektiğini dile getiren, ve süreç boyunca bu yönde açıklamalar yapan Galatasaray son darbesini dün indirdi.

Akşam saatlerinde resmi sitesinden oldukça sert bir açıklama yapan Galatasaray'ın, açıklamasında dikkat çekici noktalar şöyle;

1 - 3 Temmuz'dan bu yana Türk futboluna hakim olan kargaşa içerisinde Türk sporunun en önemli ve köklü camiası olarak sürekli yapıcı, uluslararası kurallara uygunluğa, ahlaka, etik kurallar ve prensiplere davet edici anlayışımızı, gerek kamuoyu önünde gerekse kapalı toplantılarda ısrarla dile getirdik.

2 - Yaratılan suni gündemler, tartışmalar, konuyu etik kurallardan, ilkesiz ve prensipsiz bir şekilde hâl ve üstünü örtme çabalarının karsısında, Türk futbolunun değerini, potansiyelini ve geleceğini gözeten adil ve yapıcı bir duruşla cevap vermeye çalıştık.

3 - ... Türk futbolunun ekonomik konularını adeta tehdit olarak ortaya koyanlara da çok net bir şekilde ahlak, prensip, ilke ve kuralların tartışılamayacağını defalarca teyit ettik.

4 - Galatasaray’ın bir hatasında, resmî internet sayfalarını "sonuna kadar takipçisiyiz" diye açanlara, her türlü tahrike rağmen cevap vermemeyi yeğlemiştir.

5 - Ancak bugün görüyoruz ki, TFF, nedeni çok iyi anlaşılan ama dillendirilmeyen bir şekilde, yetkilerini kullanmaktan imtina ederek, kararı, daha önceden senaryosu hazırlanmış bir şekilde, genel kurula devretmektedir.

6 - Adeta genel kurulu, adaleti yerine getirmesi için, dünya hukuk tarihinde konuya taraf olanların oy kullandığı ilk jüri olacak şekilde bir role soyundurmuştur.

7 - Türkiye Futbol Federasyonu özerktir. Genel Kurulu'nun seçtiği başkan ve yönetim kurulunun yetkileri ve sorumlulukları bellidir. Bu yetki ve sorumluluklar, başkasına devredilemez, sorgulanamaz. Kuralları esnetmek ve çarpıtmak, ciddi hiçbir kurumda olmayacağı gibi, futbol kurumunda da tartışılamaz. Yetkisini kullanmayıp genel kurulu göreve çağırmanın tarifi tek kelime ile yetersizliktir ve sebebi de kamuoyunca malumdur.

8 - Avrupa futbolunun yöneteni bellidir. Kısa bir zaman önce ortada gizlilik kararı olmasına rağmen, sert bir müeyyide uygulamaktan imtina etmeyen UEFA’nın, korkarız ki, bu yeni yaklaşım ile Türk futboluna müeyyide uygulama riskiyle karşı karşıya kalınabilecektir.

9 - Ortaya konulan stratejinin Türk futboluna vereceği zararın sorumluluğu bugün de, yarın da ve tarih önünde bugünkü stratejileri yapanların, şu andan itibaren hukuksal olarak yapılması zorunlu, ancak yanlış olan Genel Kurul'da, umarız açık oylama ile Türk spor kamuoyunun gözleri önünde, bu doğrultuda oy verenlerin olacaktır.

10 - Galatasaray Spor Kulübü, Türk sporunun ancak rekabetçi bir ortamda gelişebileceğini bilir ve bu ortamın varlığını destekler. Ancak bu desteği verirken yukarıda dile getirdiğimiz tehlikeler ve ilkeler konusunda tavizsiz duruşunu sergilemeyi gerek camiasına gerek Türk Sporu'na karşı en temel sorumluluklarından biri olarak görür.


Yazının bazı satır başları böyleyken, açıklamanın şüphesiz en önemli ve dikkat çekici kısımları 4, 5, 6 ve 9. maddelerde okuduklarınızdır. Süreç giderek kızışıyor. Galatasaray Kulüpler Birliği'nden çekilmeyi düşünüyor. İlerleyen günler çok şeye gebe. Bekleyelim ve görelim. Kazanan daima temiz futbol isteyen ve bunun için çabalayanlar mı olacak, yoksa kendi çıkarları uğruna Türk futbolunu uçurumdan aşağı yuvarlamaya çekinmeyenler mi?

Kulübün yaptığı açıklamanın tam metnini şuradan okuyabilirsiniz. Görüşleriniz için de GSFans.org | GALATASARAY--KAMUOYUNA DUYURU 29.12.2011 başlığımızı ziyaret edebilirsiniz.















3 Şubat 2011 Perşembe

9 Şubat!


2-3 Şubat Ziraat Türkiye Kupası Maçları...
4-5-6 Şubat Lig Maçları...
Üstüne sos niyetine 9 Şubat'ta Milli maç...
Bizim gezegen Cybertron,
maçlarıda Transformers'lar yapıyor değil mi?
Alkışlar(!) TFF'ye...
Ne demişler; "kılavuz'u karga olanın..."