Taraftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Taraftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Mart 2014 Çarşamba
MANCİNİ’ Yİ ANLAYAMAMAK...
Her şey Fenerbahçe ile puan farkının azaldığı ve fikstüre bakıldığında, ilerleyen haftalarda daha da azalacağı düşüncesinin yavaş yavaş benimsendiği günlerde gelen beklenmedik puan kayıplarıyla başladı. Ardından, gerçekten çok kötü bir oyunla deplasmanda Chelsea’ ye yenilerek şampiyonlar liginden elenmek, adeta fitili ateşledi.
Haftalardır, takımın inişli çıkışlı performansının üstüne birde, Mancini hakkında ardı arkası kesilmeyen yalan haberlerle gerilen taraftarın, bu elenişin ardından takıma yönelik tepkilerinde de ton yükseldi. Chelsea maçının ve lig sonuncusu Kayserispor’a da son dakikada yenilen golle yenildiğimiz maçın ardından Mancini’ nin sarf ettiği “bu takımı ben kurmadım” ifadesi ipleri iyice gerdi. Yazının başlığı olan ifadenin alt yazısı da, tamda burada ortaya çıkıyor.
Mancini’ nin bu ifadesini basının anlamasını zaten beklemiyorum ama, taraftarın da bu açıklamayı anlamaya çalışmadan, irdelemeden, başta Mancini olmak üzere teknik heyete, takıma ve yönetime yönelttiği otomatik protestolar görüldü. Çünkü ilk başta akıllara, doğal olarak, devre arasında yapılan onca transfer geldi. “Bu takımı ben kurmadım” ifadesinin daha iyi anlaşılabilmesi için, Mancini’ nin dün akşam ki Bursaspor maçından sonra söylediği “Buraya geleceğin takımını kurmaya geldim” ifadesiyle devre arasındaki transferleri paralel şekilde düşünmek gerek.
Önce şunu açıklayayım; kulüplerde transfer 2 türlü yapılır. Birinde, teknik direktör bir liste yapar, bu listeyi yönetime verir ve yönetimde o listedeki oyuncuları önceliklerine göre transfer etmeye çalışır. Diğer transfer şeklinde ise kulüp, scout ve izleme ekipleri aracılığıyla tespit edilen ve transfer edilmek istenen oyuncuları teknik heyete önerir. Teknik heyetin onay verdiği isimler alınır. Özetle; bir teknik direktörün doğrudan istediği, birde kendisine önerilip onayladığı transferler vardır. Bu öneri sonrası onaylanıp alınan oyunculardan bazıları kiralık da gönderilebilir.
İşte burada, Mancini’ nin ne demek istediği ortaya çıkıyor. Devre arasında yapılan transferlerden sadece ikisinin Mancini’ nin istediği oyuncular olduğunu, 2 buçukuncu diyebileceğim Burdisso’ nun ise, Mancini’ nin stoper bölgesine yapılabilecek transferler listesinde 3. alternatif olduğunu utmayalım. Diğer transferler, işte o bahsettiği “geleceğin takımına” yönelik “onay verdiği” transferler.
Son tahlilde, takımın son birkaç haftadır, iç saha ve dış saha performansları arasında inanılmaz bir fark olması, bazı oyuncuların gerçekten kötü performansı, dünkü Bursaspor maçında biri açıkça ortaya çıkan bazı yerli ve yabancı oyuncular arasındaki sorunlar, yukarıda bahsettiğim basit nüansları gözden kaçırmamıza, Mancini’ yi anlayamamıza ve tepkileri yanlış yerlere ve kişilere yöneltmemize sebep oldu.
Galatasaray bu tip sorunları ilk kez yaşamıyor. Dikkat edin; kriz demiyorum. Sorun. Kriz daha çok “amacı belli” olan basının kullanmayı sevdiği bir ifade. Ve Galatasaray bu sorunun altından da, daha öncekilerde olduğu gibi yine birlik ve beraberlik kültürü sayesinde, “bir halatı hep birlikte çekenlerin, hep birlikte sevinip, hep birlikte üzülmeyi bilenlerin” oluşturduğu camia kültürü sayesinde kalkacaktır. Bu süreçte asıl görevse, son günlerde yanlış noktalara yanlış tepkiler gösteren, bilhassa en büyük hatayı, yönetimi istifaya davet ederek yapan biz taraftara düşüyor. Yeni sistem ve düzen ancak oturmuşken, son derece önemli bir bütünsel yapılanma sürecinin tam ortasında girişilecek olası bir yönetim ve teknik heyet değişikliğinin hiçbir faydası olmaz.
Bu ülkede yerli- yabancı neredeyse bütün büyük teknik direktörler, haklarında yapılan kasıtlı yalan haberler yüzünden zaman zaman delirme noktasına geldi. Dünkü basın toplantısı da Mancini’ nin bunun sınırında olduğunu gösteriyor. Ve bu teknik direktörlerin çoğu yapmak istediklerini yapamadan, takımlarını istedikleri seviyeye çıkaramadan ayrılmak zorunda kaldı. “Bilinen bazı çevrelerce” bunlara izin verilmedi. Bir teknik heyeti, teknik direktörü ve yönetimi daha bu saçma düzene kurban vermeyelim. Mancini’ yi anlamaya başlasak iyi olur.
Etiketler:
anlayamamak,
futbol,
Galatasaray,
heyet,
istifa,
mancini,
Taraftar,
teknik,
yönetim
21 Şubat 2013 Perşembe
Taraftar Baskısı...

“Bursa’da taraftar var. O arenaya çıktığın zaman Bursaspor taraftarı oynatıyor takımı. Sıkıysa oynama. Ankaragücü’nde de vardı o. İç sahadaki maçlarda futbolcu istemese de oynuyordu. Tribünden dehşet bir fırtına geliyor çünkü. Bu bir avantaj teknik adam için ama bazen de tabi dezavantaj olabiliyor. Atatürk Stadı arena. Ben o sahaya çıktığımda boks yaparım boks, kendime inanıyorum çünkü. Bursaspor niye büyük kulüp? Çünkü taraftar gücü var. İstanbul’daki takımlara bakıyorsun; o taraftar olmasa diğerlerinden farkı var mı? Bana göre yok.”
Böyle demiş Hikmet Karaman. En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim. Kendisi bu ülkede hazzetmediğim insanlardan biridir. Sebepleri ayrı bir yazı konusu. Onları da yarın öbür gün yazarız. Gelelim şu açıklamanın benim için ne anlama geldiğine.
Gaziantepspor'dan ayrılıp adı Bursaspor'la anılmaya başlandığında "eyvah" dedim. "Umarım Bursaspor yönetimi öyle bir hata yapmaz" diye temenni ederken resmi açıklama geldi. Aynı günlerde Bursaspor taraftarı kendisini istemediğini belirterek tesislerde bir protesto gerçekleştirmişti.
Ortada böyle bir durum varken, yani daha göreve gelmeden önce açıkça istenmeyen adam ilan edilmişken doğruca taraftara hitap eden ve onları öven bir açıklama yapmanın tek amacı, olası zor ve sinir bozucu günler öncesi tepkiyi önlemek, taraftarın ve tribünün gazını almak olabilir ancak. Tam da kendisine göre, kurnazca bir hareket.
9 Şubat 2013 Cumartesi
Dikta...
Fenerbahçe taraftarı içinde, nihayet uykusundan uyanıp gerçekleri görmeye başlayan bir kitle oluştu. O kitle, fırsat buldukları her an ve yerde Aziz Yıldırım'ı protesto ediyorlar. Son protestoları yukarıdaki videoda. Sanıyorum Yıldırım'ın evine giden sokak. Sokakta bir kaç Fenerbahçeli taraftar, Aziz Yıldırım aleyhine tezahüratlar yaparken sokağa jipiyle Aziz Yıldırım giriyor ve meşhur kibriyle, bizi hiç de şaşırtmayan sözleri sarfediyor;
"oğlum, hiç boşuna kıçınızı yormayın. Ben ne dersem o olur. Bunu bilin!"
22 Kasım 2012 Perşembe
Metamorfoz...
Sözlük anlamı; başkalaşım, başkalaşma, hızla değişim.
Galatasaray’ın da, Karabük ve Manchester United maçları arasında yaşadığı süreci ve değişimi en iyi anlatan ifade. Karabük maçında tele tel dökülen, rakibinin hiç bir atağına karşılık veremeyen, sahada maçı çevirmeye yönelik hiçbir olumlu refleks gösteremeyen Galatasaray, bu maçta sahada yapması gereken her şeyi yaptı. Savunma da dikkatli ve düzenli, orta alanda baskılı ve sert, hücumda ise tempoluydu. Bir önceki maçın, tam anlamıyla dökülen oyuncuları bu maçın adamları oldular. Orta sahada Melo, kanatlarda Hamit ve Amrabat daha 10 dakika geçmeden, “bugün oynamaya niyetliler, anlaşıldı” dedirtti bana.
Hiç mi hataları olmadı derseniz, oldu elbette. Misal Amrabat’ın, Fatih hoca’nın da dediği gibi bir an önce pas oyununa alışması lazım. Zira topu alıp götürme alışkanlığı dün birkaç topu ezmesine, birkaç hızlı hücumda da rakip savunmanın yerleşmesine neden oldu. Ama bunları oynadıkça aşacaktır.
Savunmada Semih’in geri dönüşü, Cris – Dany tandemiyle yaşadığımız sıkıntıların hiçbirini yaşamamamızı sağladı. Semih’in dengeli ve tatlı sert oyunu maç boyunca defans bloğunu ayakta tuttu. Hızlı ve güçlü hücum oyuncularına sahip olan bir takıma karşı 93 dakika boyunca bu konsantrasyonda oynamak kolay değildir. Orta alanın en önemli 3 bölgesi şüphesiz ö libero ve kanatlardır. Amrabat – Melo – Hamit üçlüsünün maç boyunca hücuma yaptığı katkı tartışılmaz. Zaten Hamit de maç sonunda UEFA tarafından maçın adamı seçilerek bu oyunun mükafatını aldı.
Hücum alanında Fatih hocanın farklı bir planı olduğu, sahaya sürdüğü Burak – Elmander ikilisi ile ortaya çıktı. Riera ve Eboue destekli kanatlara, ortadan eklenen Melo’nun (ve 2. yarıda oyuna giren Engin’in) yaratacağı rakip alanda baskının kazandıracağı yerden alınan topların yetmeyeceğini düşünmüş olmalı ki, hava hakimiyetini de elde bulundurmak adına 2 uzun forvetle sahadaydı. Nitekim planı büyük oranda tuttu ve gol, önce Melo’nun kafa vuruşu sonrası kazanılan kornerde, topa yükselen Burak’ın kafa vuruşuyla geldi.
Sonuç; başta zihnen olmak üzere fiziken de müthiş bir değişim gösteren, Avrupalı kimliğini, hangi organizasyonda olursa olsun, kazanması gereken bir maçı mutlaka kazanan karakterini sahaya yansıtan bir Galatasaray ve altın değerinde bir 3 puan. Taraftar için söylenecek şeylerse çok az. Çünkü emeklerinin karşılığını anlatacak ifadeler, yeryüzünde konuşulan hiçbir dilde yok. Onlar sadece Galatasaray’a aşık. Ve aşkın insana yaptırabildiklerinin çok daha ötesine geçiyorlar her seferinde.
Şimdi ipler artık bizim elimizde. Gel bakalım Braga.
İsmail ŞEN
GSfans.org
Etiketler:
amrabat,
Burak,
cris,
dany,
Eboue,
fatih terim,
Galatasaray,
galibiyet,
hamit,
maç,
Manchester United,
melo,
riera,
Semih,
Şampiyonlar Ligi,
Taraftar,
TT Arena
17 Eylül 2012 Pazartesi
Emsalsiz...
İnternet'te, bildiğiniz ne kadar arama motoru ya da video sitesi varsa, hepsine girip "Galatasaray taraftarı" "Galatasaray Fans" vb şeyler yazdığızda karşınıza sayısız video çıkar. Sever taraftar böyle şeyler yapmayı. Kimisi amatörce takılır. Çektiği videoyu işlemeden, ham haliyle yükler internete. Kimisi de bunu bir keyif aracı, bir uğraş haline getirir. Uğraşır, işler, üzerinde çalışır. Bir teknik yönetmen edasıyla yaklaşır olaya. Ve çoğu kez iyi, bazen de çok iyi işler çıkar. Benim de bildiğim, izlediğim ve izlerken büyük keyif aldığım videolar var.
İşte onlardan birine az önce yine rastladım. Taraftarın coşkusunu ve ateşini müthiş yansıtmışlar. Sadece play'e tıklayın ve Galatasaray taraftarının neden bu ülkede rakipsiz olduğunu, ününün neden kıtalar arası boyutlara ulaştığını daha iyi anlayın.
26 Nisan 2012 Perşembe
Koştuk Biz Yine...
Yetmiyor. Bu takımı 15 günde bir sadece arena'da görmek yetmiyor taraftara. İlk fırsatta koşuyor Galatasaray'ına.
Söylüyor şarkısını "nevizade geceleri" diye, haykırıyor aşkını "koştuk bir yine cimbom'a geldik" diye. Sığmıyor tribünlere.
10 bin kişi vardı bugün Florya Metin Oktay Tesislerinde. O'da içeri girebilenler. Bir o kadarı da dışarıda kalmıştı yani. Moralin, güzelliğine, desteğin zamanlamasına bakar mısınız. Tezahüratlar yapıldı, coşku had safhadaydı.
Bir takımı şampiyonluğa 3 şey taşır. Eksilmeyen destek, güçlü bir inanç ve bu gibi bütünleşmeler. ultrAslan'a bu güzel organizasyon için teşekkür etmek gerek.
17 Nisan 2012 Salı
Kör Taraf...
Gördüğünüz kare bugünkü Habertürk spor gazetesinden. Biliyorsunuz, Habertürk spor servisinin başında Fenerbahçeli oluşuyla bilinen Halil Özer var. Halil Özer'in bu durumu, ne yazık ki son zamanlarda Habertürk spor gazetesinin futbol harici branşların haberlerinin verildiği sayfaları sıkça etkilemeye başladı. Basın ve medya dahil, hangi meslek grubunda olursanız olun bir takımın taraftarı olabilirsiniz elbette. Bunda bir sakınca yok. Ancak taraftarlığınız zaman içinde giderek taraflığa dönüşürse, işte o noktada ne kadar dil dökerseniz dökün, insanları art niyetli olduğunuz dışında birşeye inandıramazsınız. Yazıyı, yine yakın zamanda Habertürk spor sayfalarında gördüğüm bir kareyle bitiriyorum. Alttaki karede, Yenilmez Armada ünvanıyla manşetlenen takım Fenerbahçe Üniversal kadın voleybol takımı.
Etiketler:
armada,
branşlar,
Fenerbahçe,
futbol,
Galatasaray,
habertürk,
halil,
harici,
kör,
özer,
spor,
taraf,
Taraftar,
voleybol,
yenilmez
18 Mart 2012 Pazar
KISA KISA DERBİ DEGERLENDİRMESİ
Dün akşam muazzam bir derbi izledik.Kazanan çıkmadı.Lakin sahada herşey vardı.Yinede maçın hakkı Galatasaray'ındı ama olmadı.Direkler izin vermedi....
Maça çok iyi başlayan Fenerbahçe ilk 15 dakikada skoru 2 - 0'a getirdi.Gaslatasaray buna ragmen şoku olabildigince çabuk atlattı.Önce oyuna ortak oldu.Sonrada oyun anlamında üstünlügü ele geçirdi.İlk yarının son bölümlerinde de neredeyse berberligi yakalayabilirdi.Lakin ilk 15 dakikalık şoku çabuk atlatması ve durumu 2-1'e getirmeside çok önemliydi.Bu da ikinci yarıda çok daha iyi oynayacagının habercisi gibiydi.Nitekimde öyle oldu.Aykut Kocamanında takımını geriye yaslaması işi daha da kolaylaştırdı.2. Yarıda oyuna tamamen hükmeden taraf Galatasaraydı.Fırsatlar buldu,degerlendiremedi.Sürekli top Galatasarayda kaldı.İkinci topları hep Galatasaray aldı.Bu baskı karşılıgını verdi ve 82. Dakikada Hakan Balta ile golü bulduk.Sonrasında Fenerbahçe açıldıkdan sonra o kısa sürede iki tane çok net pozisyon yakaladık.Lakin Engin topu ayagında fazla tutunca,Baros'da topu direge nişanlayınca hak ettigimiz Galibiyeti alamadık.Galatasaray buldugu gollerle,oynadıgı oyunla,verdigi mücadele ile alkış aldı.Ve maça iyi başlayan Fenerbaheçeyede kabus yaşattı.Aynı zamanda 2 - 0'ı bulduktan sonra,farkı düşünen Fenerbahçeli taraftarlarada.Bu korku hepsine yetti.Galibiyetten fazlasını aldı.
Sonuç olarak Galatasaray zor bir deplasmanda berabere ayrılarak.9 puanlık avantajını korudu.Galatasaray taraftarıda takımının asla pes etmedigini,her zaman yanında olması gerektigini bir kez daha net anladı.Bunu şunun için söylüyorum.2 - 0'dan sonra bazı Galatasaray taraftarları küfür etmiş twitterdan.Bu iş böyle olmaz.Bu takıma güvenmeyeceksinde hangi takıma güveneceksin.1,2 maç için 1,2 hata için takım harcayanlar Galatasaray'ı tutuyorum demesin.Galatasaray'ın hedefi şampiyonluktur.9 puan avantajını korumuştur.Birde üstüne psikolojik avantajı almıştır.Şampiyonluk yolunda da önemli bir adım atmıştır.Birde şu var.Gazeteler bizi şampiyon ilan etmiş,bazıları erken havaya girdik sanmasın emin adımlarla son ana kadar gidiyoruz.Şampiyonluk için son düdük çalana kadar dikkatliyiz.Yemezler ! Timsah sizin işiniz...
Bir oyuncuya parantez açmak istiyorum.Elmander tam bir savaşçı.Gol attıgımız tüm derbilerde gol attı.Defansına yardım eden bir forvet.Bu sene çok çok faydalı oldu.Allah nazarlardan saklasın.ElmanDERBİ'miz o bizim.Selçuk çok mücadele etti.O da sahanın en iyilerindendi.Onun dışında 65 dk takımn olarak iyiydik.
Birde bu kareografi işi vardı.Galiba engellenmiş falan ama o yapılan felaket neydi öyle yahu,gözlerime inanamadım.Yarım yamalak yapıldı.Diyenler olacaktır.Lakin madem yarım hiç yapılmasaydı.Tam biz rezalet,görüntü kirliligi.Kareografi kendini anlatır.Üstüne vazife olmasada ligtv spikeri FB taraftarını kurtarmak için anlatmaya çalıştı olayı ama bu daha da fenadır.
Yapılan birde çirkeflik vardı.Fenerbahçe taraftarı sağolsun her zaman bizim sahaya gelinca centilmenlik bekler.Lakin kendi sahalarında hiç centilmen olmazlar.Garip bir psikoloji açıkcası.Bizim sahamızda son yıllarda hiç bir şey olmaz.Biz onların sahasına gidince her türlü çirkefligi yaparlar.Galatasaray taraftarı buna cevap veremediginden değil.Centilmenligi bozmamak için bir karşı hamle yapmıyor.Lakin bu olaylar devam ederse bir karşılık gelebilir.Bunuda kimse istemez.Son zamanlarda Oktay hocaya,bu derbide Fatih ve Hasan hocaya yapılanlar ortada,yazık.Fatih Terim bu ülkenin en büyük hocası,milli takımı çalıştırdıgı içinde herkes tarafından en azından biraz saygıyı hak ediyor.
Etiketler:
Derbi,
Elmander,
fatih terim,
Fenerbahçe,
Galatasaray,
kareografi,
Selçuk,
Taraftar
1 Ocak 2012 Pazar
Hür Galatasaray Taraftarları
3 Temmuz'dan bu yana süre gelen olaylar silsilesinde, biz Galatasaray taraftarları her zaman doğrunun, adaletin savunucusu olduk. Suç işleyenlerin cezalarını çekmeleri için pek çok kez kampanyalar düzenledik. Ancak günler geçtikçe durum öyle bir hal aldı ki, çeşitli platformlardan, uluslararası üst kuruluşlara sesimizi duyurmaya çalışmak zorunda kaldık. İşte bu kampanyalardan bir yenisini daha, az önce Galatasaray Sözlük başlattı ve şimdiden GSFans.org ile GSBasket.org desteklerini açıkladılar. Yukarıdaki metinde de göreceğiniz gibi;
"Avrupa’ya hatta dünyaya meydan okuyan futbol takımları hayal eden bizlerin, UEFA ve FIFA tarafından “şikeci ülke” olarak damgalanması ve uluslararası rekabetten yıllarca dışlanması an meselesi olan Türkiye’nin içinde bulunduğu berbat açmaza duyarsız kalması beklenemez. Güzel ve yalnız ülkemize, en azından uluslararası spor arenasında hakkıyla sahip çıkması gereken herkesi de göreve çağırıyoruz."
diyen Galatasaray Sözlük'e bizde desteğimizi göstermek adına,"Fikri Hür, Vicdanı Hür, İrfanı Hür Galatasaray Taraftarları" ndan biri olduğumuz için bildiriyi yayınlıyor ve sizlerin de desteğini bekliyoruz.
Etiketler:
bildiri,
destek,
FİFA,
Galatasaray,
gsbasket.org,
GSFans.org,
hür,
sözlük,
Taraftar,
UEFA
19 Aralık 2011 Pazartesi
Tribün Büro...
Hep söylerim ya, "Tribün bir kültürdür; dilini bilmeyen o'nu anlayamaz" diye. İşte tam bu ifadeye uygun bir protestoya sahne olmuş Bursa Atatürk Stadı'nın Maraton tribünü geride bıraktığımız hafta sonu. Bursaspor taraftarı, tüm maçlarda görev yapan Emniyet Foto/Film birimlerinin, Bursa Emniyet Müdürlüğüne bağlı birimini, görüntüleme işlemlerinin artık rahatsız edici boyutlara geldiğini söyleyerek fotoğrafta gördüğünüz şekilde protesto etmiş. Üzerlerine, yanyana geldiklerinde "TRİBÜNBÜRO" kelimesini oluşturan tişörtler giyen taraftarlar, ellerine aldıkları kameralarla güvenlik güçlerini görüntülemişler. Konuyla ilgili açıklamaları da şurada. Ne yalan söyleyeyim, yöntem benim çok hoşuma gitti. İşi şiddete dökmeden, yakıp yıkmadan, kırıp parçalamadan,
kan akıtmadan...zekice ve esprili. Taşı gediğine koyan. Alkışlar Bursa taraftarına.
Etiketler:
bursa,
bursaspor,
dil,
emniyet,
foto/film,
futbol,
futbolun dili,
kültür,
maraton,
protesto,
Taraftar,
Tribün,
tribünbüro
Epic Fail...
"Valla helal olsun hocam.
Uzun zaman sonra böyle dolu dolu tribünler görüyorum Anadolu'da.
Bravo Samsun taraftarına"
Şansal Büyüka, dün akşam ki Maraton programında, Beşiktaş maçında tribünleri tamamen dolduran Samsunspor taraftarını överken. Bizce de helal olsun Samsun taraftarına ama, "daha 2 önce oynanan Ordu - Galatasaray maçında tribünleri dolduranlar Çinli miydi?" diye sormak lazım Şansal Büyüka'ya.
Etiketler:
digitürk,
epic,
fail,
futbol,
Galatasaray,
lig tv,
orduspor,
samsunspor,
Taraftar,
Tribün
8 Aralık 2011 Perşembe
Tertemiz...Şikesiz!
Dün akşam; başta Türkiye olmak üzere, dünyanın dört bir yanında "Dünya Derbisi" sıfatıyla tanımlanan bu maçı izleyen herkes için, pek çok anlamda farklı bir akşamdı. Derbinin hafta içine denk gelmesinden dolayı günler öncesinden farklı eksenlerde ama kesinlikle futbol çerçevesinin dışında konuşulmaya başlanması, dün akşam başta Galatasaray taraftarının hem maç öncesi yaptığı muhteşem görsel şov, hem maç sırasındaki "centilmence" ve çılgınca desteği, hemde Galatasaray'ın tüm futbol kamuoyunu hemfikir olmaya iten muhteşem oyunu ve galibiyeti sonrası son buldu. Fatih hocanın, sanki bu maçı bekleyen tüm Galatasaray taraftarlarıyla tek tek konuşmuşcasına kafalardaki ilk 11'i sahaya sürmesi, Emre'ye Gençlerbirliği maçında oyuna girdikten sonraki performansının ödülü olarak formayı vermesi, sahaya müthiş bir hücumcu kadroyla çıkması ve hepsinden önemlisi takımı her anlamda bu maça kusursuz şekilde motive etmesi ders niteliği taşır.
Derbide yıllardır süren Fenerbahçe üstünlüğünü ciddi manada kırmak ve rüzgarı kendi tarafımıza döndürmek için her şey hazırdı. Herşey bizim lehimizeydi ve bunu kullanmalıydık. Başardık. Biz dün akşam sadece bir maç kazanmadık. Yıllar sonra yeniden kendimize olan güvenimizi kazandık. Kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, üzerimizdeki formanın ve göğsümüzde taşıdığımız armanın bize kattığı gücü hatırladık. Biz dün akşam "GALATASARAY" olduğumuzu hatırladık.
Eboue sakatlandığında, acısı yüzüne yansısa da oyundan çıkmak istememesi, Emre'nin oyundan çıkarken formasını çıkarıp tüm stada göstererek "ben burdayım artık" demesi, gollerden sonra saha içindeki oyuncularımızın ve kulübedekilerin bir bütün olması, maç sonu, oyuncularımızın sevinçlerini tribünlerle paylaşırken yaptıkları şov tam anlamıyla bir bütünlüğün ve aidiyet duygusunun eseridir. Galatasaray artık ayağa kalkmıştır. Koşmaya başlamak için hazırlanın.
Maç yorumlarınız için, GSFans.org | STSL | 14.Hafta | Galatasaray 3-1 Fenerbahçe özel maç başlığımızı ziyaret edebilirsiniz.
Etiketler:
3-1,
Derbi,
destek,
Eboue,
emre,
emre çolak,
Fenerbahçe,
Galatasaray,
görsel şov,
Spor Toto Süper Lig,
şikesiz,
Taraftar,
Tertemiz,
TT Arena,
Türk Telekom Arena
21 Kasım 2011 Pazartesi
Çarşı Irkçılığa Karşı(!) mı?
Dün akşam güzel bir maç izleme arzusuyla oturdum tv'nin başına. Temmuz ayında başlayan şike soruşturması, ve o günden bu yana futbol dünyasında yaşanan federasyon ve Mehmet Ali Aydınlar mahreçli tatsız ve çirkin gelişmeler beni bir hayli soğutmuştu futboldan ve süper ligden. Ancak dün bir derbi oynanacaktı ve ben uzun zaman sonra gündüz saatlerinden itibaren maçın havasına girmeye başladım. Formamı giydim ve maç saatini hem internette hemde tv'de maça dair gelişmeleri takip ederek bekledim. Ve o an geldi, saatler 19 : 00'ı gösterdi. İnönü'de maç güzel başladı, heyecanlıydı...hop oturdum hop kalktım ancak bir süre sonra işler değişmeye başladı ve benim yine tadım kaçtı. Sebebi ise Beşiktaş taraftarının dün tribünlerde sergilediği iğrenç davranışlardı. Hiç öyle Van'ı unutmadıklarını ve hatırlatmak istediklerini belirttikleri, bana göre komik eylemlerinden dolayı teşekkür etmeyeceğim. Çünkü yaptıkları çirkinlikler tüm bu eylemin önüne geçti.
Maç boyunca tribünler sahaya yabancı madde yağdırdı durdu. Hasan Şaş'ın kafasına inen bozuk parayla başladı herşey ama asıl olay Eboue'nin başına gelenler ve o'na yapılan iğrenç ırkçı tezahürattı. Maç boyunca kapalı tribünden Eboue'ye küfürler yağarken aynı anda yabancı maddelerde havada uçuştu. Bunlardan biri Eboue'nin sakatlanıp yerde kaldığı bir pozisyonda üzerine gelen su şişesi, diğeri de yine Eboue taç atışı kullanmak isterken sırtına isabet eden çakmaktı. Eboue maç boyunca devam eden bu yabancı madde yağmuruna sırtına isabet eden çakmağın ardından resmen isyan etti ve işte o anda tribünlerden iğrenç bir tezahürat duyuldu. Beşiktaş taraftarı(!) Eboue'ye topluca "Maymun" diye bağırdı. Sonrasında sahaya yabancı madde yağmaya devam etti. Fotoğrafta gördüğünüz içki şişesi de dün akşam tribünlerden sahaya atılanlar arasındaydı. Dün akşam söz bitti. Her zaman keyifle izlediğim ve beğendiğim Çarşı grubu ve Beşiktaş taraftarı da.
Etiketler:
Beşiktaş,
çarşı,
Derbi,
Eboue,
Galatasaray,
grubu,
hasan şaş,
ırkçı,
ırkçılık,
inönü,
maymun,
Taraftar
14 Kasım 2011 Pazartesi
Re Re Re Ra Ra Ra...
Dün akşam Abdi İpekçi Arena, tarihin en heyecan verici maçlarından birine sahne oldu. Son 5 senedeki çıkışıyla basketbolseverleri oldukça şaşırtan ama bir o kadar da mutlu eden Galatasaray Medical Park, Euroleague'in gediklisi ve BBL'nin en güçlü takımlarından biri olan Anadolu Efes'i ağırladı. Kağıt üzerinde bir lig maçı olarak gözükse de, aslında sezon başından bu yana savunmalarıyla ön plana çıkan iki Euroleague takımının mücadelesiydi. Maçın başında otoriteler ve yorumcular başta olmak üzere, taraftarlar dahil maça dair görüş belirten herkes bizi çok kaliteli ve zevkli bir maçın beklediği konusunda hemfikirdi. Netekim maç esnasında sahada yaşanan olağanüstü mücadele, Galatasaray taraftarının nitelemesiyle gerçekten de "son topa kadar" dı. Tribünleri dolduran 12 bin'e yakın Galatasaray taraftarının salonda oluşturduğu eşsiz atmosferse, maçın apayrı bir havaya bürünmesini sağladı. Maç esnasında yaşanan bazı pozisyonlara taraftarın anlık gelişen ve akabinde müthiş tezahüratlara dönüşen tepkileri görülmeye değerdi. Bu müthiş maçı kazanan 69-61'lik skorla Anadolu Efes takımı olsa da; maç boyunca takımına verdiği müthiş destekle ve maç sonunda hem kendi takımını hemde rakip takımı alkışlayarak, basketbol tribünlerinde bana göre yeni bir devrim başlatan Galatasaray taraftarı maçın asıl öznesidir. Gelen bilgilere göre perşembe günü Abdi İpekçi'de Regal Barcelona ile oynayacağımız maçında biletlerinin 3'te 2'si tükenmiş. Aynen böyle devam.
Maça dair görüşleriniz için GSFans.org | BBL 11/12 5.Hafta | Galatasaray MP 61-69 Anadolu Efes maç başlığımızı ziyaret edebilirsiniz.
Etiketler:
Abdi İpekçi,
Anadolu Efes,
BBL,
Galatasaray Medical Park,
Re Re Re Ra Ra Ra,
Taraftar
8 Haziran 2011 Çarşamba
Abdi İpekçi'de Sahne Zamanı!
BBL şampiyonluk mücadelesi, iki ezeli rakip arasında tüm heyecanıyla devam ediyor. Galatasaray Cafe Crown BBL play-off final serisinde pazartesi günü oynanan ikinci maçta rakibine 95-74 mağlup oldu ve seride 2-0 geriye düştü. Şimdi sahne sırası bizde.
Yarın Abdi İpekçi'de serinin üçüncü maçına çıkacak olan Galatasaray Cafe Crown'da tek hedef galibiyet. Başka bir deyişle seride tutunabilmek için kazanmak zorundayız. Abdi İpekçi'de ki maçlarda takımına kelimelerle tarif edemeyeceğim, destansı bir destek veren Galatasaray taraftarı bu maçtada tribünlerdeki yerini alacak. Zira Abdi İpekçi'de oynanacak her iki maçında biletleri tamamen tükendi. Ayrıca simasjasaitis.blogspot'un yazarı Hüseyin'in Twitter'dan verdiği bilgiye göre maçta güzel bir koreografi ve bir kaç sürpriz de olacak.
Maç önü bilgileri için Resmi Site | Maç Raporu sayfası'na bakabilir,
Görüşleriniz için GSFans.org| BBL Final Play Off 3.Maçı : Galatasaray Cafe Crown - Fenerbahçe Ülker özel maç başlığımızı ziyaret edebilirsiniz.
Etiketler:
Abdi İpekçi'de Sahne Zamanı,
BBL,
Fenerbahçe Ülker,
final,
Galatasaray Cafe Crown,
Play-off,
Şampiyonluk,
Taraftar
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

















