Galatasaray Medical Park etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray Medical Park etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2012 Perşembe

GALATASARAY .M.P - FENERBAHÇE ÜLKER MAÇ DEĞERLENDİRMESİ


    Dün basketbol adına müthiş bir maç izledik.Ben aslında TV başında izlemeyi düşünüyordum.Lakin son anda karar verip,son anda da koşturmacayla maça yetiştim.İyikide gitmişim.Basketbol adına herşey vardı.Tabi Galatasaray da kazanınca dün akşam benim için çok güzel tamamlandı.Şimdi gelelim maç değerlendirmesine... 

    Maça iyi başlayan Fenerbahçe idi.Maçın ilk bölümlerin müthiş bir şut yüzdesi yakladılar.Yanlış hatırlamıyorsam 6/6 üçlük buldular.Galatasaray savunmasıda bana göre tutuk başladı.Savunmada ilk yarıda dönem dönem ciddi açıklar verdik.Tabi buna Fenerbahçe'nin üçlükleride eklenince savunmanın direnci dahada düştü.Fenerbahçe'nin bu kadar yüzdeli maç boyunca atamayacagı muhtemeldi.Galatasaray'ın savunmasını sertleştirecegide muhtemeldi.Öyle oldu.Fenerbahçe skor olarak önde ve başabaş götürmesinin de verdigi etkiyle savunmayı etkili yaptı.Ukic ve Preldzic'in oyuna yön vermeside Fenerbahçe'nin etkili oyununda büyük rol oynadı.Galatasaray da Furkan Aldemir'in çok iyi savunma yapması,Jamon Gordon'nın hücumdaki etkinligi ve Ukic'e yaptıgı etkili savunma da Galatasaray için çok önemliydi.İkinci çeyrekte Galatasaray'ın etkili savunması devreye girince sadece 15 sayı yedik.O dönemde Fenerbahçe de etkili bir savunma yaptı ve ilk yarı başabaş tamamlandı.Sayunma odasına 1 sayı fark ile önde giden taraf Galatasaray oldu.İkinci devreye müthiş başlayan taraf Galatasaray'dı.Fenerbahçe'nin rotasyonda tüm oyuncularını kullanmamasıda etkili oyuncularının çabuk yorulmasına yol açtı.Devamında Lakovic'in müthiş performansı,ilk yarıda Ömer Onan'nın,Lakovic'in etkisiz savunmasını fırsat bilerek.Hücumlarda onun üzerinden oynaması ve savunmada Lakovic'i bunaltması,Lakovic'i belliki kamçılamış.Özellikle aralarında olan gerilimden sonra hırslanması ve "ben bu maçı alırım" demesi onu eski günlerindeki performansına götürdü.Galatasaray'ın bana göre çok abartılan 3. Çeyrek "sendromunda" maçı kazanmasını sagladı.Tabi Galatasaray'ın yaptıgı etkili savunma müthişti.Neredeyse nefes aldırmadı.3. Çeyreğin skoruda bunu anlatıyor zaten 23-12 (62-50),bu performansdan sonra Galatasaray maçı aldı dedim kendi kendime ama yinede koca bir çeyrek vardı.Zaten bu oyununu 4. Çeyreğin başlarına taşımasıda maçı resmen kazanmasını saglamış oldu.Yanılmıyorsam 4. Çeyreğin ilk 4,5 dakikasının skoru şu idi.16 - 8 burada zaten fark 20'e çıkınca maç rolantide devam etti.İkinci yarıya başlarken Oktay hocanın hamleleri tam anlmıyla muazzamdı.Rotasyonu zaten her zamanki gibi çok iyi kullandı.Maçta çıkan ufak çapta olaylar ve oyuncularında sinirlerinin gerilmesi sonucu soyunma odasında neler dedi bilmek zor ama takımı çok güzel toparlayıp.İkinci yarıya hazırlamış.Onun dışında sahanın yıldızları Furkan ve Lakovic'di.Birde şunu ekleyeyim maçın çok sıkıştıgı dönemlerdeki etkili P&R oynamamız.Bizi ayakta tuttu.    

    Son olarak.Ömer Onan gibi bir oyuncuya sahip oldukları için Fenerbahçe çok şanslı.Müthiş bir karakter,savunma yaptıgı dönemlerde biraz kendine hakim olamıyor.Lakin hem oyunu,hem insanı özellikleri müthiş,bir örnek vereyim.Galatasaray taraftarı sahaya bir şeyler atıyor.O sırada provakatör Mirsad bilerek sahanın ortasına gelip "e geçemiyorum benh'e atıyorlar" gibisinde sahanın ortasında durup hadi atın diye kışkırtması sonucu Ömer Onan'nın Mirsad'a gelsene buraya ne duruyorsun diye bağırması.Birde soyunma odasına giderken daha hiç bir şey atılmıyor.Takımın bazı oyuncuları tabi yine aralarında Mirsad baş rolde geldiler tam Galatasary taraftarının önünde durup bekliyorlar.Yine Ömer Onan hadi gelin tamam demesi müthişdi.Böyle oyuncuların çoğalması lazım.    

9 Nisan 2012 Pazartesi

KISA BİR DJ(C)EDOVİC DEGERLENDİRMESİ


    Aslında Djedovic hakkında çok fazla yazılar yazıldı.Gelmeden önce,geldikten sonra,Bjk maçından sonra lakin ben yazmak istemedim.Tanıdığım bir oyuncuydu.Lakin gelmeden önce geldikten sonra tamamen tahmini,cümlemin sonlarına hep işte buradaki uyumu çok önemli,rolü çok önemli diye eklemem gerekecekti.Onun için biraz beklemek istedim.Bjk maçından sonra yazsam 1 oyuncuyu ilk maçında yerin dibine sokmak ne kadar yanlışsa,göklere çıkarmakta o kadar yanlış diye düşündüm.Yanlız Kendisini GSTV'deki "Gündem" programında izledikten sonra,kesinlikle yazmam gerektigini düşündüm...

    Neden bu programdan sonra,Çünkü,Gündem programının konugu Nihad Djedovic'di.Oradaki konuşmaları,hal tavırları,takım hakkındaki düşünceleri,mutlulugu ve buraya gerçekten basketboluna basketbol katmak için oynamaya geldigini gördüm.Eminim izleyenlerde görmüştür.Tekrarını izleyenlerde görecektir.2 maçtır gösterdigi performansda bu açıklamalrını destekliyor.Oynadıgımız iki maçta ligin güçlü takımları ile idi.İki maçtada çift hanelere çıkıp,savunmada iyi işler çıkardı.Zaten 2,3 numara oynayabilen bir oyuncu ama bizde genelde 2 numarada oynayacak belliki.Oyunun her bölümünde etki yapabilme özelligi var.Hücumda hem bu kadar etkili olup.Hemde bu kadar iyi savunma yapabilmesi tamda aradıgımız oyuncu oldugunu gösteriyor.Şutu ve penetresi olan bir oyuncu kritik şutlarda eli titremiyor.Sezon başından beri aadıgımız şutör olabilir.Dogruda bir seçim yapılmış.Yanlız bazen maçtan kopuyor.Sürekli maçın içinde kalamıyor.Yeni olmasından kaynaklanıyor olabilir.Yada genel özelliklerinde de olabilir.Onu görecegiz.Ribauntları kovalamasıda önemli bir özellik.Bir kötü yanı basketbol hayatının her döneminde vardı.Biraz fazla zorluyor.Yani pas atması gereken yerde şutu,penetre etmeyi inatla sürdürüyor.Bu yüzdende çok top kaybı yapıyor.İstatistiklerinde top kaybı hanesini hiç boş bırakmıyor.Neyse bu kadar teknik yorum yeterli ilerleyen zamanlarda daha detayına inerim.Genel başlıklar halinde bahsetmiş oldum.Djedovic buraya ait olmak istiyor.Buraya basketbol oynamaya gelmiş.Kesinlikle başka bir amacı yok.Para alim,zaman doldurayım,Türkiye ligi basketbolun merkezi oldu.Burada oynamış olayım piyasam artsın diye gelmemiş bunu çok net görebiliyorsunuz.

    Sonuç olarak.Nihad'ın burada başarılı olmasına şaşırmamak lazım.Daha 22 yaşında olan bir oyuncu,bize çok fazla katkıları olacaktır.Hatta bu çizgide devam edip kademe kademe yükselerek oynarsa.Bu takımda çok uzun seneler oynar.Kaptanlıga kadar da yükselir.Birde bir detay,ismi "Dedovic" diye okunmuyor."Cedovic" diye okunuyor.Onun için başlıkta (C) yaptım.

BBL'İ 2. BİTİRMEK AVANTAJDIR


    Şu durumda evet 2. Bitirmek avantajdır.Bu avantajıda Galatasaray yakalamalıdır.Lehine kullanmalıdır.Aslında bundan önceki yazılarda,hep 1. Bitimemeizin avantaj oldugunu dile getirdim.Lakin artık degil.O yazılarda ligi 3 bitirecek takımın ya Bjk Milangaz yada FB Ülker olur.Diye düşünüyordum.Lakin Banvit süpriz yaparak.Ligi 3. bitirmeyi hemen hemen garantiledi.Bundan dolayı bizim ligi 2. bitirmemiz şart oldu.Çünkü neden,aslında kısaca bahsettim ama detayına inelim biraz...   

    Biliyorsunuz.Ligimizde Play - Off'lar var.Bu play - Off'lar lig sıralamlarından 1'den 8. Sıraya dogru sıralanan takımlar arasında oynanıyor.Eşleşmelede şöyle oluyor.1-8,2-7,3-6,4-5 şeklinde devamında ise 1-8'den çıkan takım 4-5'den çıkan takım ile yarı final serisi oynar.Aynı şekilde 2-7'den çıkan takım ile,3-6'dan çıkan takım yarı final serisi oynar.Sonucunda finale çıkan takımlar belli olur.Şimdi burada avantajımız saglayacak olan şey şudur.Bjk ve Fb 4-5 olmayı garantiledirler.Bu durumda 1. Olan takım.Final aşamasına gelene kadar çok zor maçlar oynayacak.Zaten Bjk - Fb eşleşmesi müthiş bir mücadeleye ve fiziksel yıpranmaya sahne olacak.Oradan çıkan takım,1. ile yarı final serisi götürecek.Bjk veya Fb'den hangisi çıkarsa çıksın yarı finale,yarı final yine aynı mücadele ve fiziksel yıpranmaya sahne olacak.Halbuki 2. olan takım sadece 7. Takım ve Banvitle serilere girip,büyük ihtimallede finale çıkacak.Hemde kendini diger eşleşmelerdeki kadar yormamaış olacak.Bana göre biz ikinci olalım.Efes birinci olsun.Orada zaten müthiş karşılaşmalar,yorgunluklar olur.5 maçlık seriler olur.Biz çok fazla yorulmadan finalde,rakibimizi bekleriz.Eger ki Efes gelirse saha avantajı onlardan yana olur.Lakin Euroleague maçında yaptıgımız gibi bir truva yapıp orayıda Efes'e deplasman yaparız.Ha olurda Bjk veya Fb gelirse,ne ala saha avantajı bu sefer bizde olur.Saha avantajında da 12 bin seyirci önünde bizi yenebilecek takım tanımıyorum.Hem zaten oradan gelecek takım çok fazla yorulacak bize göre,o sayede de dışardan 1 galibiyet kazanmak içten bile değil.Aslında saha avantajı bizde oldugu sürece,kimin gelecegide çok önemli değil.Lakin daha avantajlı olmak adına böyle bir şey yapılabilir.   

    Sonuç olarak.Oktay Kral saha avantajı bizde olsun gerisi çok ilgilendirmiyor diyebilir.Onun için birinci bitirelim dersede bir şey denmez.Yanlız avantajı ele almak için,bu yolada baş vurabilir.Eger ki bu yola baş vurulacaksa.Son maça bırakılmalı.Ne olur ne olmaz.İkincilik de tehlikeye girebilir.

12 Mart 2012 Pazartesi

TEK GALİBİYETLER SİZİN KUPALAR BİZİM


    Blog yazmaya kısa bir ara verdikten sonra tekrar yazmaya başlıyorum.Evet tanım tamda budur.Tek galibiyetler sizin,kupalar bizim.Dün bayanlar Türkiye kupası finali oynandı.Finalin adı yine aynıydı.Galatasaray -Fenerbahçe,sonuç kupa maçı oldugu için klasikti.Bu kadar kötü oynamamıza ragmen 76 - 72 kazandık.Sahadaki oyuna detaylı bir şekilde gelecegim.Lakin ondan önce deginmek istediklerim var.Sezon içinde 2 defa yenilmiştik.Bu tek mağlubiyetlere üzülsekte,daha hiç bir şey kaybedilmemişti.Hedefler hala yerli yerinde duruyordu.Bu takımın o hedeflere ulaşacagının göstergesiydi dün alınan kupa.Onun dışında hep Fenerbahçelilerin agzında olan laflar hep aynı,toplamda biz,sizi şu kadar şu branşlarda yenmişiz.İyi güzel,Galatasaray kompleksi o kadar tavan yapmışki,hep bunun seceresini tuttular.Sonuç olarak yani kupa anlamında aramızda bir fark oldumu.Yada şöyle söyleyeyim,bizi geçebildiniz mi ? Hayır.Kupa bazında bizimle aynı seviyeye gelebildiniz mi ? Hayır.E isterseniz.Bu tablo devam ettigi sürece 100 defa yenin,hala başarı ve netice olarak Galatasaray'ı yakalayamamışken yada yakalayamıyorsanız.Çokta sorun değil.Galatasaraylılar için önemli olan her zaman kupadır.Hiç bir zaman Fenerbahçeyi yenelim.Sezonu kupasız kapatalım yoktur.Tam tersine Fenerede yenilelim,Bjk'yede,farketmez.Lakin kupa alalım denir.Tek galibiyetler bizi o gün mutlu eder.Sonrasında unutulur gider.Yanlız alınan kupalar bizi o sezon için hatta gelecek için mutlu eder.Galatasaray taraftarının bu ayrımı yapıyor olması beni bir Galatasaraylı olarak çok mutlu ediyor.Lakin işte kolay degil.Bir takıma karşı kompleksiniz varsa,onu yenmeyi herşey olarak kabul ediyorsanız.Bu çok normal.Galatasaray'ın Avrupada başarılı olmasını kaldıramadıkları içinde,Kendilerinin Avrupa başarısından önce Galatasaray'ı yenmek istemeleri anlayışlar karşılanmalı bana göre.Birde şu var tabi Galatasaray her başarısını kendi yapmıştır.Hiç bir zaman "yağlı kapısı" olmamıştır.Neyse geçelim maça... 

    Ben Galatasaray'ı 1.5 periyot haricinde hiç begenmedim.Galatasaray kadro olarak daha üstün oldugu rakibini yenerken bu kadar zorlanmamalı.Sezon başında bu takım Fowles yokken neler yapıyordu.Tam sezon sonuna gelindikçe düşüşe geçti.Yine söylüyorum Ceyhun Hoca bu kadronun hakkını asla veremiyor.Veremezde.Dün takım ekstra mücadele etmese yenilirdik.Birde bazılarında şu var.Bu takımın Türk kadrosu iyi değil.Tamam dogrudur.Fenerbahçeye göre değil.Yanlız yabancı yıldızlarla bu farkı kapatıp,öne geçmiştir. Galatasarayın,sezon başındaki oyunu şuanki oyuna göre daha iyi buluyorum.Sezon başında daha sezon başı bu takım çok daha iyi olacak ve Euroleague şampiyonu olacak diyordum.Yanlız Ceyhun hocayı hesaba katmamışım demek ki,bir takım ancak bu kadar kötü yönetilir ve oynatılır.Hiç bir yöneticide zılgıtı çekmiyor.Bayan basketbolun en tepedeki idari yöneticiside dahil kondüsyonere kadar degişmesi lazım.Bu kadar iyi bir kadroya yazık oluyor.Takımın bir düzeni yok.Sistemi yok.Şunu iyi yapıyorum dedigi bir yönü ortaya çıkarılmamış.Oyun anlayışı ney belli değil.Takım içindeki bazı ilişkiler laçkalaşmış.Taurasi gibi bir yıldızı coach olarak kullanamıyorsun.Ha Taurasi oynuyor.Çokta iyi oynuyor.Lakin hiç bir yıldızının üzerine oyun kurmuyorsun,setlerini ona göre düzenlemiyorsun.Yıldızlar çıksın oynasın,bu takım böyle olmaz.Yazık günah bu kadar yatırıma,bu kadar yıldıza.Bu konu hakkında daha detaylı bir yazı yazacagım.Bu şimdilik kısaca oldu.Lakin bu bayan takımında çok ciddi problemler var.Bu kadro birilerinin elinde heba olup gidiyor.Ha o birileri hala yanlışlarından dönebilir.Lakin hiç sanmıyorum.

5 Mart 2012 Pazartesi

TBL LİDERİ GALATASARAY.M.P


    Türkiye basketbol liginin yeni lideri Galatasarayımız oldu.Dün Efes'i kötü başlamasına ragmen 65 - 74 yenerek liderlige yerleşti.9 sayı farkla kazanmasıda ikili avarajda da öne geçirmiş oldu.Oktay Mahmutinin cezası nedeniyle tribünden izledigi bir maçı daha kazanmak çok çok iyi oldu.Gerçi yardımcı coach'u Recep Şen'de takımı çok iyi yönetti.Efes vu maçta savunmada daha direnliydi.Yanlız karşısında da bir o kadar dirençli Galatasaray'ı buluncada maçın kontrolünü hiç eline alamadan kaybetti.   

    Galatasaray'da Jamon tam anlamıyla müthiş oynadı.Shipp attıgı 18 sayıyla takımının en skoreri oldu.Maçta üstün taraf Galatasaraydı.Lakin maçın sonlarında verilen teknik faulle galip geldigini belirledi.Şimdi burdan bir yere gelecegim.Bu teknik fauller 0 tölerans kuralıyla veriliyor.Yanlız bu durumu en azından maç sonunda biraz esnetmeleri lazım.Tamam Galatasaray bu maçı haketti.Lakin maçın skorurnun bu gibi teknik faullerle belirlenmesi bence yanlış ve emege saygısızlık oluyor.Onun dışında Efes'in yeni coach'u en dogru şeyi yapıyor.Dün gördük ki Efes çok dirençli bir savunma yapabiliyor.Galiba ben önce bu takımın savunmasını halledeyim sonra diger işlerle ugraşırım ancak öyle takım düzelebilir demiş ki bence çok dogru düşünmüş.Sonraki işide bence saha içinde bir lide belirlemek.Birde Barac'ı özel çalıştırmak olmalı.   

    Galatasaray'ın liderligi,ligi lider bitirmesi neden önemli.Play - off'lar var.Daha bir şey belli olmaz.Demeyelim Galatasaray taraftarının bu sene İpekçide nasıl bir atmosfer oluşturdugunu herkes biliyor.1. bitirirsek eger play - off'larda saha avantajı elimize geçiyor.Buda bütün serileri önde bitirmemizin anahtarı,İpekçide seyirci ve takım bütünlügü çok şükür müthiş yakalandı.Saha avantajı bizde olsun eminim şampiyon biz oluruz.İpekçide herkesi yenebilecegimizi gösterdik.Onun için bu sezon ligi lider bitirmek bence bizim için asıl hedef olmalı.Play - off'larda da artık seyirciyle işler çok daha kolaylaşır.Çünkü bu taraftar HİÇ GERİ ATMIYOR.TAKIMINADA GERİ ADIM ATTIRMIYOR.   

3 Mart 2012 Cumartesi

HER GÜZEL ŞEYİN BİR SONU VAR


    Euroleague'den elendik.Her güzel şeyin bir sonu var elbet,bize bu güzel heyecanları yaşatan herkese çok çok teşekür ederim.Euroleague'e ön elemelerden katılmamızla başlayan serüvende üzüntüden çok daha fazla sevincimiz oldu.Bu süreçte bizim için en büyük kazanç taraftar ve takım bütünlügü yakalandı.Bu öyle kolay saglanabilecek bir şey degil.Bir kerede yakalndıgı zaman kolay kaybolacak bir şeyde degil.Onun dışında bir büyük kazançta galiba yeni sezon başında ULEB'den gelebilmesi muhtemel A lisansı'dırSon maçta önemli bir maçı kaybetsekde buy sezon EL'de(Euroleague) en çok kazanan Galatasaray.M.P oldu.EL'de kendimizi ispat etmiş olduk.   

    Birazda gelelim EL serüveninde neler yaşadık.Kısaca anlatalım.Öncelikle ön elemelerle başladık.Önce PAOK ile sonra Asvel ve ardından ev sahibi Rytas'ı etkili ve güzel bir oyunla geçerek EL'e katıldık.Hep söylüyorum.Galatasaray bunun işaretini hazırlık maçlarında vermişti.Gruplara kaldıgımızda,rakiplerimiz Avrupa devi Barcelona,F4'lerin,F8'lerin gediklisi M.Siena,Bu sezon EL'de iddialı olan U.Kazan ve EL tecrübesi olan ve bu sene A lisans alan A.Prokom,yine EL tecrübesi olan U.Olimpia vardı.Kimilerine göre kolay sayılsada şuan bizim gruptan 3 takımın F8'de olması.O kişilere cevap olmuştur.O eleştirenlerin takımıda aynı zamanda Top 16'da bizim grup üçüncüsüne elendi.Yani bu kişiler basketbolu bilen yıllarını bu işe adamış kişiler nasıl olurda EL'de kolay grup hatta kolay maç olabilecegini düşünürlerde,yorum yaparlar anlamak zor.Bir ihtimal daha var.Galatasaray o kadara iyi oynadı.O kadar akıllı oynadı ki işini kolaylaştırınca herkese kolay geldi.O da Oktay Mahmuti'nin başarısıdır.
    Barcelona'yı İpekçide az daha yeniyorduk hemde son periyota 20 sayı geride girdsigimiz halde,atmosfer harika salon inliyor.Son periyot salonla beraber takımda coşuyor.O gün belki bom boş kaçırdıgımız.6 üçlükten 2'si girse bugün Barcelona ve CSKA ikilisini tek yenen takım olacaktık.Ki bunlar büyük ihtimal finalde karşılaşacaklar.Müthişde bir tribün show vardı.Avrupa basketbolunun ultrAslan ile tanıştıgı ilk maçdır.   
    M.Siena'yı ipekçide yine elimizdn kaçırdık.Siena çok önemli eksikler ile geldi.Lakin Siena,Sienadır.Hala çok büyük yıldızları sahadaydı.Bu sefer bir devi yeniyoruz derken 5 faulle atılması gerekn David Andersen'i İspanyol hakem atamadı.Sonuç olarak skor olarak yenildik.Yine tribün show'u vardı.Bu sefer bayraklar ön plandaydı.Ben sadece bu maça gidebildim.Zaman buluıp sadece bu maça gitmek kısmet oldu.Sonuç olarak herkes mutlu ayrıldı.   
    A.Prokom maçı eyvah işimizi zora sokacagız.Derken,bir anda takımın uyanması,taraftarın uyanması ile maç sonucunda berabere bitirdik.Uzatmalara gitti maç,oradaki müthiş destek ve takımında inanmasıyla maçı kopardık.O maçda herkes kabul ederki kötü oynadık.Kötü bir dönemdeydikde hem şu eleştiriyede cevap verilmiş oldu.Bu kötü niyetli bir eleştiri oldugunu düşünmüyorum."yenmesi gereken,kendinden daha aşagıda bir takıma karşı oynamak ekstra bir stres oluşturur.Yani bu Siena,Barcelona kadar rahat olmaz" deniyordu.Sonucunda bunuda kanıtlamış olduk.Bence çok dogru bir eleştiri EL'de gedikli olmak için atlanması gereken bir eşiktir.Ki onu tekrar Olimpia maçında yine gösterdik.   
    Olimpiakos ipekçiye geldi.Top 16'nın ilk iç saha maçı,yine muhteşem bir atmosfer,Işık show var.Takım inanmış.Olimpiakos eski gücünde degil "ama" diyen taraftarlar,yinede herkes inanıyor.Müthiş bir atmosfer çok iyi bir oyun tam aşldık maçı derken,Sloukas denen bir adam çıktı kendi sahasında üçlük attı.Maç bir anda uzadı.Aslında hayırlıda oldu.Stres altında bir anda moraller düşecek derken tekrar toparlanıp "hadi bakalım,şimdi yeni bir oyun,yeni bir başlangıç" denildi.Sonucunda maç kazanıldı.Oktay hocayı her maç için tebrik etme geregi duymadım.Çünkü zaten en büyügünü hak ediyor.Lakin bu maç için ekstra bir tebrik etmek lazım."Eyvah tam kazanıyorduk maç uzadı" demedi.Hemen takımını toparladı.Sonucunda maçı 1 sayı farkla aldı.   
    Anadolu Efes top 16'nın ilk maçı,Efes bize 1000 kişilik yer ayırdı.Lakin truva yapıldı.Sonucunda yaklaşık 1500,2000 civarında Galatasaraylı taraftar oradaydı.Deplasman Kendi sahamız oldu.Lakin o maçta çok kötü dönemimize geldigi için kaybettik.
    CSKA ipekçiye geldi.Herkesde bir heyecan yahu tadını çıkaralım maçın diyenler var.Bazılarıda acaba mı diyor.Bazılarıda gerçekten kazanacagımıza inanıyordu.Açık söyleyeyim ben acaba kazanabilirmiyiz diyenlerdenim.Bu sefer İpekçide çok bambaşka bir atmosfer var.Kareografiler,bayraklar,ışık showlar.Herkes motive maç başladı.İyi götürdük.Sonradan bir 10 sayı fark yaptı CSKA orada eyvah gidiyor derken,takım yine toparlandı.Sonucunda destansı bir zafer ile maçı kazandı.Tabi o sırada ULEB Galatasaray taraftarına bayılmış.Küçük bir belgesel yapıyorlar.Eminim çok iyi görüntüler çıkmıştır.Euroleague sitesinde bir hafta bu zafer konuşuldu.Bu takım belkide bu sezon ilk ve tek yenilgisini alıyor denildi.Sonuç olarak biz bir efsane maç daha kazandık.Eger o hafta Efes evinde Olimpiakos'u yenebilse bugün F8'i konuşuyor olurduk.  
    Anadolu Efes geldi.Onuda maçın kontrolünü hiç rakibe vermeden rahat yendik.   
    Son maça gelindi.Herkes nefesini tuttu ve izledi.Sonuç olarak daha EL'deki ilk sezonumuzda F8 oynama hakkı kazanabilirdik.Şu yanlış yapıldı.Bu yanlış yapıldı.Diye haddimi aşmayacagım çok kısa Spanoulis'i adam adama alıp,sürekli topuna etkili baskı yapmazsanız çok rahat oynar.Daha fazla teknige girmeyecegim.Sonuç olarak kazanacagımız maçı kayıp ettik.Top 16'da daha ilk sezonunda 3 galibiyet almak bile büyük başarıdır.   

    Olimpiakos maçı sonrası ve o maçla ilgili yazı yazmak istemedim.Sonrasında sıcagı sıcagına haksızlık yaparım.Birde şu yanlış bu yanlış deme cürretinde bulunmak istemedim.Yanlıııızzzz !   Bazıları bu takıma,hocaya,oyuncuların herhangi birine küfür etmeleri beni en fazla üzen şeydi.Bazıları kendi açtıgı sitede basketbol yazıyor diye kendini basketbol otoritesi sanmayacak !   Bazıları hayatında daha 1,2 senedir.Basketbol maçı izleyip bu yorumları yapmayacak !   Bazıları twitter'da kendini kanaat önderi sanmayacak !   Hele hele sadece twitter'da Galatasaray taraftarı olanlar bunu hiç yapmayacak.O gün kimsenin kalbini kırmamak için twitter'ın başından kalktım.Lakin herkesde haddini bilecek.Yahu ben bu işi 10 sene lisanslı oynadım.500'den fazla maça çıkmışımdır.Prof bile oldum.Bir 10 senedirde basketbol maçı izliyorum.Lakin ben bu arkadaşlar kadar iddialı konuşamıyorum basketbolda yarı cahil insandan hep korkmuşumdur.Bunlarda onlardan !   Yazık günah hak yemeyin !   Olimpiakos maçına kadar bu sezondan destansı bir sezon diye bahsedip sonrada sinirine yenilip bunları söyleymezsiniz !   İşin garibi bu takım Allah korusun EL ön eleme finalinde elenseydi.Bu takıma helal olsun,bravo aslanlar diyecek kişilerin tutup top 16'da 3 galibiyet almış bu takıma kfür etmeside ne denir ki büyüksün Oktay Mahmuti !  

    Son olarak bu takım sezon sonu şampiyon oldugunda sevinmezsiniz umarım "o kişiler" !  

29 Şubat 2012 Çarşamba

FİNAL - EİGHT İÇİN SALDIR GALATASARAY


    Yarın Galatasaray basketbol tarihinin en önemli maçlarından birine çıkacak.Herkesde heyecan dorukta.Günlerden beri bu maçı bekliyoruz.Hatta bu maçdan önceki maçlara bile taraftar olarak tam konsantre olmadık.Nedir bu maç,Olimpiakos - Galatasaray.M.P Euroleague top 16 son maçı,Galatasaray tarihinde ilk defa katıldıgı bu kupada F8 oynama hakkını son maça kadar getirmeyi başardı.Belkide yarın saatler 23 : 45 sularında Galatasaray'ın tarihinde ilk defa katıldıgı bu büyük organizasyonda F8'de olmasını kutlayacagız.Taraftar olarakda inanmış durumdayız.Takımımızında inandıgına süphemiz yok.Netice ne olursa olsun takımımızın bize yaşattıgı bu heyecandan dolayı hepsini şimdiden tebrik ederim.Çıkıp hepsi Aslanlar gibi oynayacak.Kaybederiz,kazanırız.Lakin sonuna kadar mücadele edeceklerinden ellerinden geleni yapacaklarından şüphemiz yok.SON TOPA KADAR sloganının hakkını her zaman verenler,yarında SON TOPA KADAR savaşacaklarıdır.Oktay Mahmuti'nin takımı bu maç taktiklerine göre dizayn ettigini eminim,Bu takım elemelerden bu noktalara gelmesi hatta elemeleri geçip Euroleague'e kalması bile süprizken bir anda bu konuma geldi.Taraflısı,tarafsızı açıkca buralara gelebilecegini tahmin etmiyordu.Tek bir kişi hariç coach Oktay Mahmuti onun aklında hep buralar vardı.O takımının neler yapabilecegini,kurdugu sistemde nasıl güzel oynadıgını çok iyi biliyordu.Sezon öncesi yapılan hazırlık maçlarındaki 10'da 9'luk galibiyet oranıda onu eminim ki çok daha ümitlendirmiştir.Bu oynadıgı 10 maçda çok önemli rakiplerle oynadı.Oktay Mahmuti sezon başındsan bu yana neredeyse bütün planlarını gerçekleştirdi.Tek biri hariç hep aklında olan bir 3,4 oynayan bir oyuncu,sezon başı Seibutis'i istedi,olmadı.Chuck Davis'i istedi o da olmayınca bu niyetinden vazgeçip,buradaki eksigi en iyi şekilde kapatmak için çalışmalara girdi.Çogu zaman kapatsada bazı maçlarda olmadı.İçerdeki Barca ve Siena maçında olmadı.Neyse Oktay hocamız için özel bir yazı yazacagım nede olsa çok detaya girmeyelim.Yanlız takımın buralara gelmesindeki en büyük etkenlerden bir taneside,taraftardır.Tek kelime ile MÜKEMMEL destek oldular.Yapılan tribün showları,tezehuratlar,her an her yerde sonuç ne olursa olsun sonuna kadar desteklediler.Bu Olimpiakos maçına gelebildiysek.Taraftarın büyük etkisi vardır.Olimpiakos bile bilet vermekten korktu.Güvenligi bahane ederek.Yaklaşık 1000 kişilik bir yer ayırsalardı,deplasmanı kendi sahamız haline getirirlerdi.Sonuç olarak.20 bilet verebiliriz deyip,işin içinden çıktılar.Orada Olimpiakos'a büyük bir taraftar destegi olacaktır.Lakin eger maçın sonuna kadar önde götürebilirsek,Bu taraftar destegi tam tersine dönebilir.Çünkü taraftarı ile problemleri var.Sonuç olarak bizler İNANDIK.Takım İNANDI.ZAFER İNANANLARINDIR !

    Şimdi hikaye bölümünü biraz kenara bırakalım ve maçın teknik boyutuna gelelim.Olimpiakos kan kaybında olasada başlarında İvkovic gibi çok degerli ve önemli bir coach var.Halada önemli oyuncuları var.Spanoulis ne zaman ne yapacagı belli olmaya bir oyuncu,Göksenin ve Jamon onun topuna baskıyı iyi yapmalı.Sadece iyi tutmakla olmayabilir.Bu sefer kendi oynamıyorsa oynatırır ki bu daha fena olur.Papadopoulos iyileşti.Daha fomunda degil ama iyi bir uzun,vucud vucuda zorlayabilecek bir oyuncu,Furkan ve Cevher savunabilir.Andric ayaklarının hızlı olmasıyla bu oyuncuya karşı etkili olacaktır.Hines'ı avantaja çevirebiliriz.Hines ile pota altında vucud vucuda oynamak bize avantaj getirecektir.Hines tutugu uzunu sürekli dışarı iten,uzun kollarıyla ona top aldırmamaya çalışan bir oyuncu.Sloukas şutör bir oyuncudur.Kesinlikle boş kalmaması lazım.Çok fazla atmaz ama attıgında hedefi bulur.Onun dışında bizim belirli bir tertipimiz ve sistemimiz var.Adam adama savunma + topa çok iyi baskı,hucumda da P&R(pick and roll) hucumlarından pota altından boş adamı bulma veya dışardaki boş adamı bulma.Çok iyi bir pas trafigi kuruyoruz.Kimse elinde topu fazla tutmadan hucum başına en az 4 pas yapıp gerekli pickler ve katlarla yanıltıp boş adamı buluyoruz.Takımına göre birebir içeriyi pentrelerle zorluyoruz ki bu tamda bu maçın esas taktigi olmalı.Bu takım o takım penetrelerde geçen maçda çok zorlandılar.Bu maçda zorlanacakları kesin,içerden bitiremezsek bile dışarda illaki boş adamı bulacagız.Güzel birde şut yüzdesi yakalarsak ki bu hayati önem arz ediyor böyle bir maçda.Maç içindeki,maça özel hamleleride tahmin etmek elbet zor.O da coach'umuz Oktay Muhmuti'nin becerisinde ki bugüne kadar o konuda ne kadar becerikli oldugunu herkes gördü.İvkovic'i bu konuda alt edecegi kesin.Çok daha önemli olan bir şeyde varki,MÜCADELE,çok fazla mücadele etmek lazım.Yılmadan,rakibi yıldırana kadar,yıpratana kadar durmadan mücadele etmeliyiz.40 dk iyi savunma lazım.40 dk iyi savunma bize maçı getirecektir.İllaki hucumda bir şeyler buluruz.Takım olarak oynayıp,maç içinde geriye bile düşsek sonuna kadar elimizden geleni yapmalıyız.Ki yapacagızda,ben inanıyorum kazanacagız.Başka unuttugum bir şey yoktur inşallah herkese saygılar sevgiler...

11 Şubat 2012 Cumartesi

Gelecek...



Galatasaray Medical Park bu sezon muhteşem bir performansa imza atıyor. Ligde play-off finali oynama ihtimali yine çok yüksek. EL'de son 8'e kalma şansı oldukça arttı ve artık son 4 şansı konuşuluyor bizim için. Ve tüm bunları oldukça kısıtlı bir bütçeyle yapıyor bu takım. Galatasaray MP'nin bütçesi 9 ile 10 milyon TL arasında. Pek çok EL takımının altında. Bu'da gelecek sezon'da EL'ye katılması garanti görülen, hatta yeni A lisans adaylarından biri olan takımın bütçesinin muhakkak arttırılması gerektiğini gösteriyor. Takımın bütçesinin en kötü ihtimalle 13-15 milyon TL seviyesine çıkarılması gerek. Peki bütçeyi arttırmak için neler yapılabilir? İşte bu postta konuyla ilgili naçizane önerilerimizi sunacağız.


1 - Mümkünse bir isim sponsoru daha bulunabilir. Takımın ismi Galatasaray MP Pegasus, Galatasaray MP Toyota, Galatasaray MP Unilever, Galatasaray MP Diversey vs şeklinde olabilir. (İsimler örnektir)

2 - Bu konuda tekliflerin kapımıza, ayağımıza gelmesini beklemek yerine gerekirse raporlarımızı ve tekliflerimizi çantamıza koyup biz şirketlere gitmeliyiz. Söz konusu olan Galatasaray'a hizmetse pekala bu yapılabilir.

3 - Şubenin başına kulüp içinden, yönetim kurulundan yada dışarıdan görevlendirme yoluyla kim gelirse gelsin muhakkak basketbolun içinden gelmiş, camiayı, basketbol dünyasını bilen, tanıyan, yöneticilik tecrübesi olan ve ilişkileri güçlü biri olmalı.

4 - Bilet fiyatları gayet makul ve uygun. Şu an 12 lira olan bilet fiyatları gerekirse 15 liraya çıkarılabilir. Kombine satışını teşvik edecek, cazip hale getirecek kampanyalar da düzenlenmeli.

5 - Daha fazla basketbol taraftar ürünü üretilmeli ve store'larda satışa sunulmalı. Çeşitli kampanyalarla, promosyonlarla satışlar teşvik edilmeli.

6 - Yani salon projesi hızlandırılmalı. Önümüzdeki 2 yıl içinde inşaatına başlanması sağlanmalı.

7 - Oyuncularla uzun süreli sözleşmeler yapılmalı. Bu sayede hem uzun süreli takım düzeni ve sistemi oluşturularak istikrar ve süreklilik sağlanmalı, hem de oyuncu satışından da gelir elde etme sisteminin temelleri atılmalı.

8 - Basketbol scouting sistemi kurulmalı. Bunun için etkin ve planlı şekilde çalışacak bir ekip kurulmalı.


Bunlar gibi pekçok çözüm yöntemi, proje ortaya konulabilir. Bunların gerçekleştirilmesinin hiç kolay olmadığını da biliyorum. Zaman, emek, çaba, para, koordinasyon, takım çalışması, organizasyon. Çok fazla şey gerektiriyor. Ama Galatasaray'ın geleceği için ve başkan Ünal Aysal'ın göreve gelmeden önce adaylık konuşmasında söylediği gibi "dünya çapında başarıda süreklilik" için bunlar gerekli.

30 Aralık 2011 Cuma

Geliyoruz...


Yaklaşık 2 buçuk saat sonra dünyanın en ateşli derbisi Avrupa'nın en büyük salonunda yaşanacak. Parkeler tutuşacak, asistler konuşacak.
Ve sonunda kazanan Mahmuti'nin Aslanları olacak.

Fenerbahçe Ülker - Galatasaray Medical Park
Beko Basketbol Ligi 12. Hafta
Sinan Erdem Spor Salonu
30 Aralık Cuma (Bugün)
Saat 20.00
Lig TV3



Not : Fotoğraf webaslan.com sitesinden alınmıştır.

28 Aralık 2011 Çarşamba

Gelen Giden...


Beşiktaş Milangaz, BBL'nin şüphesiz bu sezon en çarpıcı transferlerine imza atan takımlardan biri. Sezon başında, NBA'deki lokavt'tan faydalanıp Deron Williams'ı kadrosuna katan siyah-beyazlılar, Erwin Dudley (yeni adıyla Ersin Dağlı), Zoran Erceg gibi transferlerinin yanında, NBA'in güçlü takımlarından LA Lakers'ın oyuncusu Lamar Odom'la da anlaşma noktasına gelmişti ki; lokavt bitti. Ancak BJK Milangaz'da transfer bitmedi tabii ki. Deron Williams'ın yerine aynı ayarda bir oyun kurucuya ihtiyacı olan takım, lokavt sonrası NBA'de boşta kalan oyunculardan Porto Riko'lu guard Carlos Arroyo'yu renklerine bağladı ve Arroyo dün İstanbul'a gelerek yeni takımına katıldı. Bizde bu özelde bu sezon takımlarımızın NBA'deki lokavttan faydalanarak yaptıkları transferlere bir bakalım istedik. Bu ligden kimler gelmiş geçmiş, kimler hala burada?

Önce Galatasaray Medical Park'tan başlayalım. Galatasaray, uzun rotasyonuna bir takviye yapması gerekince arayışlara başladı ve NBA'de Atlanta Hawks forması giyen Gürcü asıllı Türk oyuncu Zaza Pachulia'yı renklerine bağladı. Zaza'nın tercih edilmesinde, yerli statüsünde oynayacak olmasının yanı sıra geçmişteki ilginç bir ayrıntı önemli rol oynadı.
O ayrıntıya şurada değinmiştik. Zaza, kaldığı kısa sürede hem takıma oldukça katkı verdi hem de Galatasaray taraftarının büyük sevgisini kazandı. Bugün hala twitter üzerinden Galatasaray taraftarlarıyla sohbet ediyor ve onlara olan sevgisini dile getiriyor. Zaza lokavt'ın sona ermesiyle NBA'e geri döndü ama giderken "seneye free agent'ım, gelebilirim" diyerek mesaj vermeyi de ihmal etmedi.

NBA'den transfer yapan bir diğer takım Anadolu Efes. Milwauke'den, 12 Dev Adam'ın da değişmez oyuncusu olan Ersan İlyasova ile birlikte, LA Lakers'tan Sasha Vuyacic'i kadrosuna katan Efes'te, Ersan geri döndü ancak Vujacic lokavta göre sözleşme yapmadığı için takımda kaldı.

Ve Türk Telekom. Lokavt'tan faydalanarak yapılan transferlerin belki de bir başka çarpıcı olanını başkent ekibi yaptı. Yıllardır NBA'de forma giyen, NBA'de all star seçilen ilk Türk oyuncu olma ünvanına erişen Mehmet Okur. O'nun da lokavt sürecini oldukça olumlu şekilde değerlendirdiğini söylemek mümkün.

Fenerbahçe Ülker'de NBA'den transfer yapan takımlardan biriydi. Marko Tomas'ın sakatlığı sonrası EL için pota altını takviye etme ihtiyacı duyan takım İsviçreli oyuncu Sefolosha'yı kadrosuna katmıştı. O'da kısa süren Türkiye serüveninin ardından NBA'e geri döndü.

Deron Williams, Carlos Arroyo, Zaza Pachulia, Mehmet Okur, Sefolosha, Vujacic...bunlar yalnızca NBA'den gelenler. Birde Avrupalı ve Avrupa'nın başka takımlarından gelen üst düzey transferler var elbette. Galatasaray'da Jaka Lakoviç, Jamon Gordon, Darius Songaila. Efes'te Barac, Savanoviç, Uruguay'lı Batista, İlievski. Fenerbahçe Ülker'de Bogdanoviç vs.

Gelen giden çok. Kalite bir hayli üst düzey. Ligimizle ilgili son yıllarda sıkça dile getirilen bir ifade var. "İspanya'dan sonra Avrupa'nın en iyi 2. ligiyiz." Takımlarımızın hem ligde hemde Avrupa kupalarında sergiledikleri performans, ve de salonların hiç boş kalmaması, şimdi bu düşünceyi şuna çevirmiş durumda; "İspanya'yı geçiyoruz artık." İspanya'yı geçiyor muyuz? İŞin o kısmının yorumunu basketbol kamuoyuna bırakmak lazım. Ama şuna hiç şüphe yok. Her maç son derece kaliteli, üst düzey ve hepsinden önemlisi "gerçek basketbol" oynanan maçlar izliyoruz ve ben bu durumdan son derece memnunum.


Top 16'da Sahne Zamanı...



Avrupa'nın kulüpler düzeyindeki en büyük basketbol organizasyonu olan Euroleague'de, grup maçlarının tamamlanmasının ardından Top 16 aşamasına gelindi. Kuralar bugün saat 14.00'da Barcelona'da çekilirken, bizde ekran başında heyecanlı bekleyişe dahil olduk. Euroleague'de mücadele eden 3 takımımızın da top 16'ya kaldığı sezonda, İspanya'dan sonra (4 takım) top 16'ya en fazla takım gönderen ülke olduk aynı zamanda. Çekilen kura sonucu gruplar şu şekilde oluştu.

E Grubu
Galatasaray Medical Park - Anadolu Efes - CSKA Moskova - Olympiakos

F Grubu
Real Madrid - Montepaschi Siena - Unicaja Malaga - Bilbao Basket

G Grubu
Panathinaikos - Emporio Armani Milano - Unics Kazan - Fenerbahçe Ülker

H Grubu
Regal Barcelona - Zalgiris Kaunas - Bennet Cantu - Maccabi Electra


Galatasaray E grubuna düştüğü için açıkçası diğer gruplar beni pek ilgilendirmiyor. E grubu ve Galatasaray'ın yapabileceklerine dair konuşabilirim ancak. Oldukça zor ama gayet güzel bir kura bana göre. CSKA EL'nin favorilerinden ama AK-47'yi (Andrei Kirilenko) kaybettiler;
ki bana göre takımın yüzde 25'i gitti. Olympiakos zaten bu sene hem paradan hem taraftardan yoksun. Ama Top 16'ya kalabilmelerini sağlayan şeyin EL tecrübeleri olduğunu unutmamak lazım. Yine de bizim gibi bir taraftarın önünde oynama alışkanlıkları yok. Korkabilirler. Bu ciddi avantaj. Efes ligde lider ama ciddi manada kadro verimliliği sıkıntısı yaşıyorlar. Ersan gitti, Vuyacic hala beklenenin biraz altında. ABD'li oyuncuları Kinsey sakatlıktan nasıl dönecek belli değil.

Kural basit, içerdeki maçları kaybetme dışarıdan da en az 1 galibiyet çıkar. Olursa eğer, biz buradan çıkarız. Fikstür'de bir hayli lehimize. Efes(D), Olympiakos, Cska(D), Cska, Efes, Olympiakos(D)

Final Four'un İstanbul'da olacağını düşünürsek motivasyon açısından da bir artımız olduğumuz söylemek gerek. Yolumuz açık, şansımız bol olsun.

21 Aralık 2011 Çarşamba

Bir İhtimal...


Bugün aklıma gelen bir senaryoyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Malum, basketbol şubemiz son 5 senedir oldukça önemli başarılara imza attı. Bu başarıların arkasında, iyi kadro seçimi, çalışkan ve başarılı teknik heyet, ve tabii ki doğru yönetimin büyük payı var. Ancak; özellikle geçen yıldan bu yana şubede ortaya çıkan maksimum enerji, yönetim bazında bazı ufak değişiklik ihtiyaçlarını doğurdu. Haklı olarak yorulan isimler var. Bunların başında gelen şube yöneticisi Hakan Üstünberk'in sezon sonunda görevi bırakacağı konuşuluyor. Kendisi Adnan Polat yönetimiyle birlikte göreve gelmiş, Ünal Aysal ise dışarıdan görevlendirme yöntemiyle o'nu şubenin başında tutarak görevine devam etmesini sağlamıştı. Büyük bir özveri ve Galatasaray sevgisiyle şubeyi bugünlere getirenlerin başında gelen Üstünberk'in ardından, o göreve kimin gelebileceği aklımı kurcalayan bir noktaydı. Ta ki bugüne dek. Yaşanan süreçte, şike İddianamesinin kabulü ve dünde ek delil dosyalarının açıklanmasının ardından ortaya çıktı ki, Mehmet Ali Aydınlar yönetiminin ömrü artık çok az. Şimdi seçim olsa ve yine aday olsalar alacakları oy sayısı iki elin parmaklarını geçmez. İşte bu noktada, halen mevcut federasyon bünyesinde görev yapan, bundan önce TBF bünyesinde de yöneticilik yapmış Lütfi Arıboğan'ın bu görev için biçilmiş kaftan olduğu kanaatindeyim. Kendisi federasyonlar bazında yöneticilik ve idarecilik tecrübesine sahipken, bir şubeyi gayet başarılı şekilde yöneteceğine şüphem yok. Ayrıca Arıboğan'ın iyi bir yönetici olmasından ziyade, Galatasaray için başka bir önemli özelliği var. Arıboğan, eski bir basketbolcu ve Galatasaray'ın eski kaptanlarından. Aşağıdaki fotoğraflarda (Fast Break dergisinin fotoğrafında, ayakta sol başta) Galatasaray forması giydiği yıllardan iki kare görebilirsiniz. Ne dersiniz? Sizce de olur mu?




16 Aralık 2011 Cuma

Top 16 Yolunun Kısa Hikayesi


Dile kolay. Ön elemelerle başladı Euroleague serüveni bu takımın. Son derece zorlu takımlarla oynadığı maçları kayıpsız geçti Mahmuti'nin Aslanları. Sonra grup aşamasına geldi sıralar. Eurolegaue'de ilk senesini geçirecek olan bir takım için kolay bir gurup oluşmadı aslında. Barcelona ve Montepaschi Siena gibi güçlü, Unics Kazan, Union Olimpija gibi gelenek sahibi takımlar düştü gurubumuza. Ama öyle bir başladı ki bu takım sezona, herkes guruptan çıkacağına inandığını söylemeye başladı. Bizlerde öyle. Maçlar başladı. Takım, oyun, taraftar herşey muhteşemdi. Sonra kısa bir düşüş oldu, biraz endişe hissettik. Ama inancımızı kaybetmedik. Her maç tribünde binlerce aslan, sahada'da Mahmuti'nin Aslanları, son topa kadar birlikte savaştık. Ve nihayet çarşamba akşamı Abdi İpekçi'de oynadığımız son maçta Union Olimpija'yı 80 - 59 mağlup ettik ve EL'de mücadele eden Türk takımları arasında top 16'ya kalan ilk takım olduk. Ne desek, ne kadar gururlansak az. Bu takım çok daha iyi yerlere gelmeyi hakediyor; gelecek de. Şimdi sırada Top 8 hedefi var. Rakipler daha zorlu, maçlar daha sert olacak. Ama biliyoruz ki Mahmuti'nin Aslanları, son topa kadar taraftarıyla birlikte savaşacak.

Olimpija maçının ayrıntıları ve maç fotoğrafları Resmi Sitenin maç sonu raporu sayfasında.


Oyuncularımızın, teknik heyetin ve yöneticilerimizin maç sonu açıklamaları da şöyle. Özellikle Ender'in taraftarla ilgili söylediklerine dikkati çekmek gerek.

15 Aralık 2011 Perşembe

Ve Top 16'dayız.



Galatasaray MP, dün akşam oynadı, kazandı ve elemelerden geldiği Euroleague'de Top 16'ya kaldı. Maça dair ayrıntıları yarın yazacağız.
Siz şimdilik, şu maç sonu ortaya çıkan harika görüntülerin tadını çıkarın.

13 Aralık 2011 Salı

Top 16 İçin, Cimbom İçin...




Galatasaray bu sene basketbolda bir devrim yaptı. O devrimin bizi ne kadar güzel yerlere götüreceğine şahit olmak için yarın herkes Abdi İpekçi'de olmalı. Barcelona maçı kadar önemli, ve psikolojik olarak kritik bir maç. Asıl bu maçta yer almalısın takımının yanında. Yarın, saatler 19:15 olduğunda, Abdi İpekçi'de ilk üçlü 12 bin kişiyle çekilmeli.
Biletler burada. Maç günü gişelerden de satış olacak.
Durma, koş YENİLMEZ ARMADA'YA.





Not : Görsel ultrAslan.com sitesinden alınmıştır.

8 Aralık 2011 Perşembe

2 İyi 1'de Kötü...


Son anda olmadı. Çok istedik Galatasaray'ın zaferleriyle dolu bir hafta yaşamayı ama Montepaschi Siena taş koydu. Dün Fenerbahçe galibiyetiyle başlayan Galatasaray haftası, bugün Dişi Aslanların 75-67'lik ZVVZ USK Prague galibiyetiyle sürdü. Kızlarımız bu galibiyetle birlikte, grupta 8 galibiyet - 1 mağlubiyet ve 17 puanla yeniden lider. Finali Mahmuti'nin Aslanları yapacaktı. İtalya'da ki maçta yenildiğimiz Siena'yı yendiğimiz taktirde Top 16'yı garantiliyorduk. Kalan maçlar formalite icabı oynanacaktı. Ama dedik ya; son anda olmadı.
Yine muhteşem bir atmosferde oynanan karşılaşmayı, "önde olduğumuz maçı elimizde tutma telaşı, kaçan serbest atışlar ve hakemlerin 4 tane çok kritik hatalı kararı yüzünden" kaybettik.
Sağlık olsun. Bu takımın bu kadar kısa sürede geldiği noktayı düşünürsek, ne olursa olsun ayağa kalkıp alkışlamamız gerektiğini söylemek yanlış olmaz. Günün son güzel haberiyse kadın voleybolcularımızdan geldi. Takımımız CEV Cup 2. tur 2. maçında, Güney Kıbrıs temsilcisi Apollon Limassol'u 3-0 mağlup ederek son 16'ya kalmayı başardı.Tüm takımlarımız lig ve Avrupa mücadelelerinde yollarına aynen devam ediyorlar. Galatasaray armasını zirveye taşımak ve bizi gururlandırmak için.

2 İyi 1'de Kötü...

Son anda olmadı. Çok istedik Galatasaray'ın zaferleriyle dolu bir hafta yaşamayı ama Montepaschi Siena taş koydu. Dün Fenerbahçe galibiyetiyle başlayan Galatasaray haftası, bugün Dişi Aslanların 75-67'lik ZVVZ USK Prague galibiyetiyle sürdü. Kızlarımız bu galibiyetle birlikte, grupta 8 galibiyet - 1 mağlubiyet ve 17 puanla yeniden lider. Finali Mahmuti'nin Aslanları yapacaktı. İtalya'da ki maçta yenildiğimiz Siena'yı yendiğimiz taktirde Top 16'yı garantiliyorduk. Kalan maçlar formalite icabı oynanacaktı. Ama dedik ya; son anda olmadı. Yine muhteşem bir atmosferde oynanan karşılaşmayı, "önde olduğumuz maçı elimizde tutma telaşı, kaçan serbest atışlar ve hakemlerin 4 tane çok kritik hatalı kararı yüzünden" kaybettik. Sağlık olsun. Bu takımın bu kadar kısa sürede geldiği noktayı düşünürsek, ne olursa olsun ayağa kalkıp alkışlamamız gerektiğini söylemek yanlış olmaz. Günün son güzel haberiyse kadın voleybolcularımızdan geldi. Takımımız CEV Cup 2. tur 2. maçında, Güney Kıbrıs temsilcisi Apollon Limassol'u 3-0 mağlup ederek son 16'ya kalmayı başardı. Tüm takımlarımız lig ve Avrupa mücadelelerinde yollarına aynen devam ediyorlar. Galatasaray armasını zirveye taşımak ve bizi gururlandırmak için.

4 Aralık 2011 Pazar

Seri...


Engelsiz Aslanlar 111 - 26 Şanlıurfa (Basketbol)

Antalya Bşb 76 - 88 Galatasaray MP (Basketbol)

Galatasaray MP 86 - 73 Optimum Ted Ankara (Basketbol)

Galatasaray 3 - 0 Beşiktaş (Voleybol)

Gençlerbirliği 0 -1 Galatasaray (Futbol)


Gördüğünüz tablo Galatasaray takımlarının bu haftasonu sergiledikleri performans. Gurur duymak için ne güzel bir sebep. Post'u güzel bir motto'yla bitirelim;

5'i bir yerde sıra Fener'de...

24 Kasım 2011 Perşembe

Koç Murat Özyer Söyleşi'si!


"Koç Murat Özyer. Galatasaray erkek basketbol takımının tarihinde, yakın geçmişte elde edilen başarılarda büyük payı olan, ve şu anda TB2L'de Optimum TED Kolejliler' in başında bulunan değerli hoca. Önceki gün, twitter hesabından Balıkesir'de olduğunu yazınca hemen olaya müdahil oldum tabii. Kendisine "ne kadar daha burada olduğunu" sorduğumda, "yarın (dün) 16:30'da salondayım" deyince bize de Kurtdereli Spor Salonu yolu göründü. Şanslıydık, güzel ve çekişmeli bir basketbol maçı izledik. Maçtan önce sözümüzü aldık, maçtan sonra da söyleşimizi gerçekleştirdik..."

Bu cümlelerle başlıyor GSFans.org'un Murat Özyer söyleşisi. Basketbol İkinci Ligi' nden başında bulunduğu TED Kolej'e, Galatasaray'dan Türk basketboluna ve NBA lokavt'ına kadar bir çok şey konuştuk hocamızla. Söyleşinin devamı GSFans.org Özel | Murat Özyer ile Türk Basketbolunu Sizler İçin Konuştuk... başlığımızda. Keyifli okumalar.

21 Kasım 2011 Pazartesi

1...2...3 yada Güm Güm Güm



Bugün çok çalıştık blog için ama bunu da yazmazsak olmaz çünkü resmen aklımı başımdan aldı şu olay. Video Galatasaray MP - Regal Barcelona maçının başlama anından. Askerde topçu / füzeciydim ben. Belli dönemlerde atışlarımız olurdu. L-70 sınıfı toplarla yaptığımız atışlarda toptan çıkan sese hasta olurdum. İşte aynen öyle bir ses. Hiç nerede olduğunuza bakmayın, kökleyin sesi. Baştaki "1...2...3" kısmında çıkan ses çok acayip çok.