ankaragücü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ankaragücü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2012 Çarşamba

Melekler ve Kumarbazlar...


Bir film geleceği görebilir mi? Ya da başka bir şekilde soralım. Bir yönetmen, bir yapıtında geleceği ve olacakları işaret edebilir mi? Söz konusu Türk futboluysa, olacaklara dair, gerçekleşme ihtimali yüksek tahminlerde bulunmak kimse için zor değil artık.

Ertekin Akpınar 2009 yılında bir film çekti. Adı; Melekler ve Kumarbazlar. Başrollerini Cem Davran, Hakan Gerçek, Hakan Meriçliler, Bülent Şakrak, Macit Sonkan gibi son derece deneyimli ve başarılı tiyatrocu/oyuncuların paylaştığı film, 17 Ağustos depreminden sonra Adapazarı'nda dört yakın arkadaşın yaşadığı buhranları, geleceğe dair kaygılarını, umutlarını, arayışlarını ve beklentilerini beyazperdeye aktarıyordu. Filmde, Hakan Gerçek'in hayat verdiği Selami karakterinin hayata tutunmak için seçtiği yol ise Sakaryaspor'uydu. Hem kendisi hem de Sakaryaspor için durum ne kadar içinden çıkılmaz gibi görünse de, o Sakaryaspor'unu desteklemekten ve geleceğin güzel günler getireceğine dair umudunu taze tutmaktan vazgeçmiyordu.

Gel gelelim; o güzel günler bir türlü gelmedi. Sakaryaspor gerçek hayatta da hala o filmde anlatıldığı kadar zor durumda ve yalnız. Son durumları şu. Özetle, eğer bugün yapılan kongre için bir başkan adayı çıkmadıysa (son durumla ilgili her hangi bir bilgi gelmedi henüz) Sakaryaspor'u kurtarmak için sadece 20 gün var. Hiç kimse, tıpkı Ankaragücü'nde olduğu gibi, tıpkı Ankaraspor'da olduğu gibi kulübe sahip çıkmıyor. Türk futbolu bir efsanesini daha kaybetmek üzere.

25 Şubat 2012 Cumartesi

"ANKARAGÜCÜ"müze Gitti...


25 Şubat 2012, yani bugün; saat 14:45 itibariyle küme düştü Ankaragücü.
21. yüzyılda, 2012 yılında bir ülkenin başkentinin en köklü kulübü, önce yamyamlara teslim edildi. Sonra kaderine terk edildi ve göz göre yok oluşa itildi.
Hırslarını, egolarını bir kulüpten daha önde gören, Ankaragücü'nü bir türlü paylaşamayan, "gücümüzü, aklımızı birleştirip bu kulübü içinde bulunduğu girdaptan kurtaralım" demek yerine, birbirlerine güç gösterisi yapmak ve kuyularını kazmaktan başka birşey yapmayan Ankaragücü'nün yalancı sahiplerine saygılarımı(!) sunuyorum.




26 Aralık 2011 Pazartesi

Sağ Bek...


2004 yılında A takıma çıktığında "geliyor" demiştik...Capone'den sonra, üstelikte altyapımızdan çıkan, öz evladımız olan bir sağ bek geliyordu. Gerets Kayseri'ye kiraladı o'nu. Kiralanmak yaramıştı o'na. 22 maça çıktı Kayseri'de. Döndüğünde formayı bir aldı pir aldı. Sonra insanın ayakta durmasının bile neredeyse imkansız olduğu bir sahada, buz pateni - futbol karışımı bir oyun oynanan Konya maçı esnasında rakip oyuncuyla çarpıştı, diz kapağı kırıldı. Dile kolay, tam 1 yıl sürdü tadavisi. Tam 1 yıl çabaladı yeniden geri dönebilmek için. Döndü de. Ama 1 yıl boyunca tedavi gören bir oyuncudan, sahaya çıktığı ilk maçta Sergio Ramos performansı bekliyor olacak ki beğenmedi ve satılmasına karar verdi
Les Adnans 2. Süper Lig'in başka bir sarı - lacivert' ini giymeye mecbur bıraktılar o'nu.



Oysa o kaptanlık bile yapmıştı bu takımın başında. Sağ kanatta, topla beraber dip çizgiye inerken bilirdik ki güzel bir orta gelecek. Hatta belki de gol. Kim bilir? Neyse uzatmayalım; bizim sarı fırtına geçtiğimiz günlerde Ankaragücü ile olan sözleşmesini fesh etti. Şimdi yeniden Galatasaray'a, yuvasına döneceği konuşuluyor. İşin başındaki kişinin, Galatasaray taraftarlarının Abdurrahim abisi, Abdurrrahim Albayrak olduğunu düşünürsek, bu transfere büyük ihtimalle bitti gözüyle bakmak mümkün. Açıkçası, dileğim bu transferin gerçek olması yönünde. Kim bilir? Belki bir gün yine takar o kaptanlık pazubandını. Hakettiği gibi.


Gel be çocuk. Gel de gülsün yine gözlerinin içi şöyle pırıl pırıl. Bizde gülelim seninle beraber zaferlere doğru koşar adım giderken. Kupaları kaldırmadan hemen önce, kupayı kucakladıktan hemen sonra. Çekilen onca çile, bitmeyecekmiş gibi gelen o zor günlerin ardından gelen gurur ve mutluluktan.