Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Ocak 2014 Pazar
2014 Spor Takvimi
2013' ü öyle böyle bitirdik, 2014' ün ilk ayını da yarıladık nerdeyse. Peki 2014' te bizi bekleyen spor organizasyonları neler? Açıklanmış ve takvimi belli olanları aşağıya listeledik. Sabırlı beklemeler.
Ocak: Bizde Süper Lig tatile girdi ama bu ay İngiltere, İtalya ve İspanya'da yarış tam gaz devam edecek. Türkiye Kupası'nda ise ocak ayında yoğun mesai var. Ay ortasından itibaren iki gruptaki tüm zorlu mücadeleleri atv ve a Haber ekranlarından takip edebilirsiniz. Ayın en görkemli spor organizasyonu ise kuşkusuz Avustralya Açık Tenis Turnuvası. 13 Ocak'ta başlayacak olan turnuva, 26 Ocak'ta sona erecek.
Şubat: Bizle beraber Almanya, Fransa da futbola geri dönecek. Dünyanın en görkemli spor organizasyonlarından biri olan ve kurallarını bilmeseniz bile sizi ekran başına kitleyen NFL'in SuperBowl finali 2 Şubat'ta New Jersey'de oynanacak. Ayın en önemli organizasyonu şüphesiz, komşu Rusya'daki Kış Olimpiyatları. 7-23 Şubat arasında Soçi'de yapılacak Kış Olimpiyatları için Putin kesenin ağzını açtı ve 50 milyar dolar harcadı. Açılış töreninin büyük bir gövde gösterisine dönmesi bekleniyor. Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'nde Chelsea ile oynayacağı ilk maç ise 26 Şubat'ta. Trabzonspor da Avrupa Ligi'nde 20 Şubat'ta Juventus deplasmanında. Rövanş 27 Şubat'ta Trabzon'da.
Mart: Atletizmde Dünya Salon Şampiyonası 7-9 Mart arasında Polonya'da. Paralimpik Kış Olimpiyatları ise 7-16 Mart arasında yine Soçi'de. Galatasaray, 18 Mart tarihinde Londra'da Chelsea ile rövanş maçına çıkacak. Formula 1 sezonu Melbourne'da açılacak. Avustralya Grand Prix'si 16 Mart'ta, Malezya ise 30 Mart tarihinde.
Nisan: Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi'nde çeyrek final maçları da ayın ilk 10 gününde oynanacak. 13 Nisan tarihinde Londra Maratonu koşulacak. Formula 1'de nisan ayının durakları Bahreyn, Çin ve Teksas. Ay sonunda ise Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi'nde yarı final maçları var.
Mayıs: Atletizm tutkunları 9 Mayıs tarihini ajandalarına yazsın. Doha'da Diamond Lig var. Ay boyunca bisikletseverlerin gözü İtalya Bisiklet Turu'nda olacak. Avrupa Ligi finali, 14 Mayıs tarihinde Torino'da. İngilizler FA CUP finalini Wembley'de 17 Mayıs tarihinde oynayacak. Dünya Kupası nedeniyle geçen sezondan daha erken sona erecek olan lig maratonlarının kreması, 24 Mayıs'ta Lizbon'daki Şampiyonlar Ligi finali olacak. Roland Garros Tenis Turnuvası 25 Mayıs'ta başlayacak ve 8 Haziran'a kadar sürecek.
Haziran: Biz yine yokuz ama Dünya Kupası, Brezilya'da bir başka güzel olacak. Kumandanıza sahip çıkın, çünkü 12 Haziran'da başlayacak olan Dünya Kupası'nın finali 13 Temmuz'da. Formula 1 sevenler için Kanada, Avusturya Grand Prix'leri haziran ayında. Atletizmde Diamond Lig, 14 Haziran'da New York'ta. Tenisseverlerin olmazsa olmazı Wimbledon Açık ise 23 Haziran'da başlayacak ve 6 Temmuz'da sona erecek.
Temmuz: Dünya Kupası'nın 13 Temmuz'daki finali en önemli gün ama 5-27 Temmuz arasındaki Fransa Bisiklet Turu ekran başında görsel bir şölen vaat ediyor. 5 Temmuz'da Paris'te, 18 Temmuz'da ise atletizm meraklıları için Monako'da Diamond Lig var. Almanya ve Macaristan Grand Prix'leri de temmuz ayında.
Ağustos: Avrupa'da tüm futbol ligleri yine bu ayda start alacak. İngiltere Premier Lig'de ilk hafta maçları 16 Ağustos'ta. 18-24 günleri arasında Berlin'de Avrupa Yüzme Şampiyonası var. Zürih ise 12-17 Ağustos günleri arasında Avrupa Atletizm Şampiyonası'na ev sahipliği yapacak. 23 Ağustos-14 Eylül arasında ise İspanya Bisiklet turu var. Belçika Grand Prix'si 24 Ağustos'ta. 24 Ağustos'ta Birminhgham'da ve 28 Ağustos'ta Zürih'te Diamond Lig var. Amerika Açık Tenis Turnuvası da ayın son haftasında, 25 Ağustos'ta başlayacak ve finali 8 Eylül tarihinde.
Eylül: Sonbaharla birlikte Şampiyonlar Ligi heyecanı yine başlayacak. Eylül ayında İspanya Santander'deki Dünya Yelken Şampiyonası dışında büyük organizasyon yok. Formula 1'in durakları İtalya, Monza (7 Eylül) ve Singapur'da (21 Eylül).
Ekim: Ayın 3'ünde Çin'de başlayacak ve dokuz gün sürecek Dünya Jimnastik Şampiyonası'nı kaçırmayın. Futbolda Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi'nde grup maçlarının yanı sıra milli maçlar da ekim ayında yoğunlaşacak. 5 Ekim'de Japonya'da, 12 Ekim'de Kış Olimpiyatları'na da ev sahipliği yapan Soçi'de Formula 1 yarışları var. MotoGP ay boyunca, Japonya, Avustralya ve Malezya'da koşulacak.
Kasım: 2014'te belki de en kısır ay. Spor takviminde kasım ayında büyük bir şampiyona yok ama her dalda liglerde yarış kızışacak. Basketbolda Euroleague maçları kaçmaz. 2 Kasım'da Austin'de, 9 Kasım'da Sao Paolo'da, 23 Kasım'da ise Abu Dabi'de Formula 1 yarışları var.
Aralık: Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi'nde 2015 yılında yola devam eden takımlar belli olacak. 3-7 Aralık arasında Doha'da Dünya Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası var.(Pazar Sabah)
Kaynak: Aceto Balsamico Blog
Etiketler:
2013,
2014,
Basketbol,
F1,
futbol,
kış,
Olimpiyat,
spor,
Şampiyonlar Ligi,
takvimi,
Tenis,
yelken
4 Nisan 2013 Perşembe
UEFA, Platini ve Kapitalist Futbol Hastalığı

Dün gece, Avrupa'nın kulüpler düzeyindeki en büyük kupası olan Şampiyonlar liginde bir maç oynandı. Real Madrid - Galatasaray.Galatasaray maçı 3-0 kaybetti. Yenilmek, 3 gol yemek sorun değil. Sonuçta bu Real Madrid ve böyle bir skor bir hayli ihtimal dahilinde.Beni sinirlendiren ve zoruma giden, hakemin aleni şekilde Real Madrid'i kollaması. Bu tamamem Platini'nin yarattığı bir sistem.
Büyük finallerde büyük takımlar olmalı, daha fazla bilet, daha pahalı yayın hakkı satışları, daha çok ve paralı sponsor, daha çok bahis geliri mantığının yarattığı sonuç, dün akşam sahada rezaletin de ötesinde bir hakem performansı izlememize sebep oldu.
Avrupa'da, uluslar arası kategoride organizasyonlar düzenlenmeye başlandığından beri değişmeyen acı bir gerçeğin, "Türk takımlarına karşı Avrupa'lı rakip takımı kollayan yabancı hakem" gerçeğinin, olabilecek en iğrenç şekliyle yüzleştik dün gece.
Verilmeyen 2 penaltı, yanlış kararlar, tarihe geçecek nitelikte bir ters kararın sebep olduğu 3. gol. Ve daha fazlası. Platini'nin; Barcelona, Real Madrid, Borussia Dortmund, Bayern Münih' li yarı final rüyasının(!) gerçekleşmesi için her şey yapıldı. 3. golü yememize sebep olan yanlış kararı doğru vermiş olsaydı o pozisyonun gereği aynı zamanda sarı kart olacaktı.Böylece Ramos, son dakikada gördüğü 2. sarı karttan dolayı kırmızı kartla oyun dışı kalacak ve daha fazla ceza alacaktı.
Dünya; dün akşamdan sonra bu maçı Real Madrid' in zaferi olarak hatırlamamalı. UEFA ve Platini' nin utancı olarak hatırlamalı.
Maça ve Galatasaray'ın performansına gelecek olursak. Çok kötü oynadığımızı söyleyemeyiz. Zaman zaman istediklerimizi yaptık.Kendi oyunumuzu sahaya yansıtabildik. Pozisyonlar bulduk, bolca şut denedik ama bir türlü ihtiyacımız olan golü bulamadık.Özellikle ilk 20-25 dakikada, ceza sahası içinden ve yakın çevresinden bulduğumuz 4-5 şut şansı vardı ki; rakip kaleciye ve savunmaya "her an vurabilirim" mesajı vermek adına önemliydi. O tedirginliği sürekli yaşamaları gerekliydi.
Ancak oyunun geneline bakıldığında, devamlılık gerektiren işlerde eksik kaldığımızı görmek zor değil. Daha hızlı düşünmeli, daha çabuk pas yapmalı ve gol bulmalıydık. İşin savunma yönünde de zaman zaman kritik hatalar yaptık. Real Madrid' in forvet arkasındaki üçlüsü Ronaldo - Mesut - Di Maria üçgeninin, kusursuz uyguladığı "değişken" hücum anlayışı karşısında bazen ne yapacağımızı şaşırdık. İlk 2 golü de bu sebeple yedik zaten.
Olmadı. Sağlık olsun. Sezon başında da söylediğim gibi; neredeyse baştan sona yeni kurulmuş ve çoğu oyuncusunun şampiyonlar ligi tecrübesi olmayan bir takım içinşampiyonlar liginde gidebildiği son nokta başarıdır. Biz bunun ötesine geçtik ve ilk senemizde çeyrek finale yükseldik.
Yine de henüz herşey bitmiş değil. Oynanmamış olan 2. maçın sonucunun ne olacağını söyleyemeyeceğimiz için, çok küçük bir ihtimal de olsa şansımız var. Arena'daki maçı 3-0 kazanıp maçı uzatmalara götüremeyeceğimizi söyleyemeyiz. Tıpkı aksini söyleyemeyeceğimiz gibi.
İsmail ŞEN
GSFans.org / Galatasaray Blog
Etiketler:
3-0,
champions,
futbol,
Galatasaray,
Hakem,
hastalığı,
kapitalist,
League,
michel,
platini,
Real Madrid,
referee,
Şampiyonlar Ligi,
UEFA
6 Mart 2013 Çarşamba
Şimdi Hedef O Kupa...

CEV Şampiyonlar Ligi 4'lü Finali, 9-10 Mart 2013 tarihlerinde, Galatasaray Daikin'in ev sahipliğinde Burhan Felek Spor Salonu'nda düzenlenecek. Şampiyona'nın bilet satışları, son 4'e kalan takımlar, gelişmeler, son haberler, maç takvimi ve çok daha fazlası, özel olarak hazırlanan web sitesinde.
Final Four'a katılan takımlar; ev sahibi Galatasaray Daikin, Vakıfbank, Azeri ekibi Rabıta Bakü ve bu sezon ki gedikli rakiplerimizden, İtalya takımı Unendo Yamamay Busto Arsizio. Vakıfbank bu kupanın 2011 şampiyonu. Rabıta Bakü; kupanın hatta finalin gediklilerinden. Vakıfbank 2011'deki finalde onları yenerek uzanmıştı kupaya.
İşimiz hiç kolay değil. Ama imkansız da değil. Antrenör Massimo Barbolini ve oyuncular kendilerine güveniyorlar. Sonuçta bu noktaya kadar geldiler ve daha iyisini de yapabilirler. Final Four'da ilk ayak maç takvimi şöyle;
09/03/2013 17.00 Galatasaray Daikin İSTANBUL – Vakıfbank İSTANBUL
09/03/2013 14.00 Rabita BAKU – Unendo Yamamay BUSTO ARSIZIO
Biletler, biletway.com sitesinde satışta ve fiyatlar da şu şekilde: 1. Kategori > 100 TL, 2. Kategori > 50 TL, 3. Kategori > 30 TL (Tükendi), 4. kategori > 20 TL
Galatasaray taraftarının bu önemli finalde takımı yalnız bırakmayacağına inanıyorum.
Etiketler:
burhan felek,
busto arsizio,
CEV,
daikin,
Galatasaray,
hedef,
kadınlar,
kupa,
massimo barbolini,
o,
rabıta bakü,
Şampiyonlar Ligi,
şimdi,
unendo yamamay,
vakıfbank,
voleybol
20 Aralık 2012 Perşembe
Gelsenkirchen...
Şampiyonlar Ligi'nde son 16 kuraları çekildi. Rakibimiz Schalke 04. Hamit'in evine bir dost ziyareti yapacağız gibi görünüyor.
Son 16'ya kalanlar belli olduğundan ve kuralar konuşulmaya başlandığından beri, başta Fatih Terim olmak üzere takımdaki pek çok kişinin, yöneticilerin ve tabii ki taraftarın gönlünden de Schalke 04 geçiyordu. Allahtan başka birşey istesek olacakmış yani.
Programın belli olan kısmı ise şöyle;
ilk maç, 12-13 Şubat 2012 tarihlerinde, Ali Sami Yen Spor Kompleksi TT Arena'da oynanacak. Deplasmanda oynanacak maç da pek deplasman havasında olmayacak zaten.
Etiketler:
Ali Sami Yen,
fatih,
futbol,
Galatasaray,
gelsenkirchen,
Schalke 04,
son 16,
Şampiyonlar Ligi,
Şubat,
terim,
TT Arena
4 Aralık 2012 Salı
NORMALİZMA...
Şampiyonlar liginde grup maçları sona eriyor bugün ve yarın. Galatasaray’da son grup maçında Braga deplasmanında. Hatırlayacağınız üzere, Portekiz temsilcisi TT Arena’da ki maçta Galatasaray’ı kimsenin beklemediği şekilde 2-0 mağlup etmiş ve Galatasaray için işlerin epey karışmasına sebep olmuştu. Kuralar çekildiğinde, “Galatasaray bu gruptan kesin 2. çıkar. Hatta lider çıkma şansı dahi var” diyen (ben dahil) çoğu insanın düşüncelerini alt üst etmiş ve yine hesap kitap işlerine dalmamıza sebep olmuşlardı. Bizim için “normal olmayan” gerçekleşmişti.
Akabinde yine arena’da oynadığımız ve yine “normal olmayan” hava koşulları altında "oynatılan" maçta Cluj’la da berabere kalınca, “normal olmayan” ihtimaller konuşulmaya başlanmış, “biz bu gruptan çıkamayız, 3. olup UEFA’ya gidelim bari” cilerin sesleri “normal olmayan” şekilde yükselmeye başlamıştı. Ama; Galatasaray’ın pek çoklarına anormal gelen lakin biz inananlar için artık bir “normalizma” halini almış olan “Avrupalı karakteri” Manchester maçında ortaya çıkınca ipleri yeniden elimize aldık. O maçta özellikle takım savunmasında sergilenen performans ve orta sahanın hücuma olan müthiş desteği galibiyeti getirmişti.
Yarın akşam da aynı tarz oyunu beklediğimi söylemeliyim. Hafta başından bu yana konuşulan, Fatih Terim’in maça tek forvetle çıkma ihtimali ise beni en çok umutlandıran şey. Özellikle Gaziantepspor maçında, orta alanın ve kanatların “normal olmayan” şekilde hücuma neredeyse hiç destek vermemesi, üstüne forvet oyuncularının da top almak için orta alana gelmemesi bize belki de 3 puana mâl oldu. Tek forvetli bir oyun tarzı, orta alanın 1 fazla olması demek. Son maçlarda Melo ve Selçuk 2’lisinden istediğimiz verimi alamıyoruz. Bu 2’linin yanına eklenecek Engin, Yekta, Emre Çolak ya da Aydın’dan biri takımın hücum gücüne müthiş bir artı katacaktır. Yerine göre Melo ya da Selçuk’un yükünü azaltacak, böyle ce bu 2 oyuncunun gerektiğinde savunmaya da yardım etmesini sağlayacaktır.
Son maçlarda epey şikayet ettiğimiz beklerin hücuma katkı verememesi sorununun temelinde yatan şey de bu. Bekler hücuma gittiklerinde kademelerine stoperler girer. Sağ bek hücumdaysa sağ stoper kademe de, sol bek hücumdaysa sol stoper kademededir. Stoper’in boşalttığı alan da ön libero kademe yapar. Ancak Melo bazen savunmaya yardım etmeyi “normal olmayan” şekilde o kadar unutuyor ki, stoper’ler mecburen beklere “çıkmayın” demek zorunda kalıyor. Kendim futbol oynadığım dönemlerde de bu sorunu zaman zaman yaşardım. İşte tek forvetli kalabalık orta saha bunu ortadan kaldıracak. “Normal olan” gerçekleşecek.
Galatasaray; alıştığımız, bildiğimiz baskılı ve Fatih Terim jargonuyla söyleyecek olursak “en iyi savunma hücumdan başlar” oyununu oynarsa bu akşam sahadan galip ayrılması sürpriz olmaz. “NORMALİZMA” gerçekleşir. Galatasaray “kendi liginde” yoluna kaldığı yerden devam eder.
İsmail ŞEN
GSfans.org
Etiketler:
aydın,
braga,
Deplasman,
emre çolak,
futbol,
Galatasaray,
melo,
normalizma,
Selçuk,
Şampiyonlar Ligi,
yekta
22 Kasım 2012 Perşembe
Metamorfoz...
Sözlük anlamı; başkalaşım, başkalaşma, hızla değişim.
Galatasaray’ın da, Karabük ve Manchester United maçları arasında yaşadığı süreci ve değişimi en iyi anlatan ifade. Karabük maçında tele tel dökülen, rakibinin hiç bir atağına karşılık veremeyen, sahada maçı çevirmeye yönelik hiçbir olumlu refleks gösteremeyen Galatasaray, bu maçta sahada yapması gereken her şeyi yaptı. Savunma da dikkatli ve düzenli, orta alanda baskılı ve sert, hücumda ise tempoluydu. Bir önceki maçın, tam anlamıyla dökülen oyuncuları bu maçın adamları oldular. Orta sahada Melo, kanatlarda Hamit ve Amrabat daha 10 dakika geçmeden, “bugün oynamaya niyetliler, anlaşıldı” dedirtti bana.
Hiç mi hataları olmadı derseniz, oldu elbette. Misal Amrabat’ın, Fatih hoca’nın da dediği gibi bir an önce pas oyununa alışması lazım. Zira topu alıp götürme alışkanlığı dün birkaç topu ezmesine, birkaç hızlı hücumda da rakip savunmanın yerleşmesine neden oldu. Ama bunları oynadıkça aşacaktır.
Savunmada Semih’in geri dönüşü, Cris – Dany tandemiyle yaşadığımız sıkıntıların hiçbirini yaşamamamızı sağladı. Semih’in dengeli ve tatlı sert oyunu maç boyunca defans bloğunu ayakta tuttu. Hızlı ve güçlü hücum oyuncularına sahip olan bir takıma karşı 93 dakika boyunca bu konsantrasyonda oynamak kolay değildir. Orta alanın en önemli 3 bölgesi şüphesiz ö libero ve kanatlardır. Amrabat – Melo – Hamit üçlüsünün maç boyunca hücuma yaptığı katkı tartışılmaz. Zaten Hamit de maç sonunda UEFA tarafından maçın adamı seçilerek bu oyunun mükafatını aldı.
Hücum alanında Fatih hocanın farklı bir planı olduğu, sahaya sürdüğü Burak – Elmander ikilisi ile ortaya çıktı. Riera ve Eboue destekli kanatlara, ortadan eklenen Melo’nun (ve 2. yarıda oyuna giren Engin’in) yaratacağı rakip alanda baskının kazandıracağı yerden alınan topların yetmeyeceğini düşünmüş olmalı ki, hava hakimiyetini de elde bulundurmak adına 2 uzun forvetle sahadaydı. Nitekim planı büyük oranda tuttu ve gol, önce Melo’nun kafa vuruşu sonrası kazanılan kornerde, topa yükselen Burak’ın kafa vuruşuyla geldi.
Sonuç; başta zihnen olmak üzere fiziken de müthiş bir değişim gösteren, Avrupalı kimliğini, hangi organizasyonda olursa olsun, kazanması gereken bir maçı mutlaka kazanan karakterini sahaya yansıtan bir Galatasaray ve altın değerinde bir 3 puan. Taraftar için söylenecek şeylerse çok az. Çünkü emeklerinin karşılığını anlatacak ifadeler, yeryüzünde konuşulan hiçbir dilde yok. Onlar sadece Galatasaray’a aşık. Ve aşkın insana yaptırabildiklerinin çok daha ötesine geçiyorlar her seferinde.
Şimdi ipler artık bizim elimizde. Gel bakalım Braga.
İsmail ŞEN
GSfans.org
Etiketler:
amrabat,
Burak,
cris,
dany,
Eboue,
fatih terim,
Galatasaray,
galibiyet,
hamit,
maç,
Manchester United,
melo,
riera,
Semih,
Şampiyonlar Ligi,
Taraftar,
TT Arena
15 Kasım 2012 Perşembe
Tribünler Neden Boş?
Futbol: galibiyet, erkek basketbol: galibiyet, kadın basketbol: galibiyet, erkek voleybol: galibiyet, kadın voleybol: galibiyet, sutopu: üst üste 2 galibiyetten sonra mağlubiyet
Yukarıdaki maç sonucu durumu bilgileri, şube takımlarımızın, oynadıkları son Avrupa kupası mücadelelerinde elde ettikleri sonuçlar. Futbol'da Şampiyonlar Ligi'nde Cluj'u yendik, erkek basketbolda Eurocup mücadelesinde BC Donetsk'i, kadın basketbolda Euroleague'de USO Mondeville'i, erkek voleybol CEV Challenge Cup'ta UNICEF Bratislava'yı, kadın voleybol CEV Şampiyonlar Liginde Yamamay Busto Arsizio'yu yendik; ki kendileri şampiyon adaylarından. Son olarak su topu takımımız LEN şampiyonlar liginde, grubunda aldığı üst üste 2 önemli galibiyetten sonra, geçtiğimiz günlerde oynadığı 3. maçını ancak 11-8 kaybetti.
Hala anlayamadıysanız, özetle ve daha yalın şekilde yazıp sorayım. Toplamda 6 branşta, Avrupa kupalarında mücadele ediyoruz ve önemli galibiyetler alıyoruz. Kimi takımlarımız gruptan çıkma şanslarını sürdürürken kimileri de gruplarında namağlup lider durumda. Peki, hal böyleyken sevgili Galatasaray taraftarı;
FUTBOL HARİCİNDE O TRİBÜNLER NEDEN BOŞ KALIYOR?
Not : Görsel temsilidir.
Etiketler:
Avrupa,
Basketbol,
boş,
CEV,
challenge cup,
erkek,
eurocup,
Euroleague,
futbol,
Galatasaray,
kadın,
kupa,
neden,
sutopu,
Şampiyonlar Ligi,
Tribün,
voleybol
20 Eylül 2012 Perşembe
Düşler Sahnesi...
Dün gece, uzun bir aradan sonra çıktık yeniden Şampiyonlar Ligi maçımıza. Olmamız gereken yerdeydik. Sahne Old Trafford'tu. Nam - ı diğer "Düşler Sahnesi." Manchester takımı ve taraftarı daha önce sayısız renkli düş görmüştü orada. Ama biz ilk kabuslarını izletmeyi düşünüyorduk. Kuralar çekildiği günden beri herkes bu maçı konuşuyordu. 93-94 sezonunda, Manchester'la olan eşleşmemizin UEFA'ya Şampiyonlar Ligi'nin statüsünü değiştirten sonucu ve İstanbul'da yaşananlar konuşulmaya başlandı hemen.
Zaman böyle geçti. Ve 19 Eylül 2012 geldi.
Maçtan önce motivasyon had safhadaydı. Hem takımda hem de taraftarda.
"Aslan Gibi Savaş Galatasaray" dedik. Savaştı. Tam 107 yıldır olduğu gibi, yine boyun eğmedi Galatasaray Türk olmayan takımlara. 1-0 kaybettik ama çok daha önemli şeyler kazandık. Biz dün akşam sergilediğimiz performansla, Şampiyonlar Ligi'nde bundan sonra oynayacağımız maçları şimdiden kazandık. Rakiplerimizde o tedirginliği şimdiden yarattık. Maç sonu topla oynama oranları ManU %49 Galatasaray %51'di. 3 direkten dışarı çıkan top. Hakem(!) Wolfgang Stark tarafından verilmeyen net 2 penaltı.
Bir ara 10 kişi savunma yapan ve efsane oyuncusu Gary Neville'a; "Manchester United'ın 10 kişiyle defans yaptığını hayatımda hiç görmemiştim. Hem de Old Trafford'da görmek tam bir kabustu." dedirten bir ManU. Biz dün akşam böyle bir takımı elimizden kaçırdık.
Ama olsun. Çok daha önemli bir şeyi, imparatorun da dediği gibi; "kaybetmekten korkmadığımızı ve vazgeçmeyeceğimizi" dünya aleme gösterdik. Yolun açık olsun Galatasaray'ım. Kupalar ve zaferler seni bekler.
Maçın özeti ve imparatorun maç sonu açıklamaları aşağıda.
Etiketler:
1-0,
düşler,
fatih terim,
Galatasaray,
imparator,
Manchester United,
old trafford,
sahnesi,
Şampiyonlar Ligi
20 Mayıs 2012 Pazar
Will...
Futbol üzerine yapılmış çok az iyi film var dünya sinematografisinde. Şöyle bir düşündüğümde ilk aklıma gelenler, sayısız kez izlediğim (ve her yayınlandığında kesinlikle izleyeceğim); başrollerinde Michael Cain, Sylvester Stallone gibi oyuncuların yanısıra; Pele, Ardiles, Bobby Moore, Mike Summerbee ve daha pek çok futbolcunun rol aldığı Zafere Kaçış. 2. dünya savaşında işgal kuvvetlerinin elinden kaçma planları yapan ve bunun için futbolu kullanan bir grup esir askerin hikayesi anlatılır bu filmde. Filmin en etkili bölümü de işgal kuvvetleri yani Nazi Almanyası ile esir askerlerden oluşan takımın yaptığı maçtır.
Bir diğer etkili film ise 3 filmlik bir seriden oluşan Goal. Şimdi bunlara; hikayesi İstanbul'da, Olimpiyat stadında son bulan bir film eklendi. Will. Aslında geçen yılın sonlarında vizyona girdi ama nedense tanıtım konusunda biraz zayıf kaldılar.
Dünya futbol tarihine geçen ve İstanbul'da oynanan Milan-Liverpool Şampiyonlar Ligi finalini anlatan Will, oldukça hüzünlü bir hikayeye sahip. 11 yaşındaki Will Brennan, babasıyla birlikte İstanbul'da oynanacak olan finale 2 bilet alır ve yolculuk hayli güzel başlar. Ancak baba Gareth'ın birdenbire hayatını kaybetmesiyle yıkılan Will, babasının hayalini gerçekleştirmek için yolculuğuna devam eder ve İstanbul'a ulaşır. Kazanılan kupa, bir anlamda babasına gönderdiği bir hediyedir. Futbolun basit bir oyun olmadığını anlatan bir başka başyapıt.
Etiketler:
ardiles,
bobby moore,
film,
final,
futbol,
goal,
istanbul,
liverpool,
michael cain,
milan,
pele,
stallone,
sylvester,
Şampiyonlar Ligi,
Will,
zafere kaçış
24 Kasım 2011 Perşembe
Murphy Futbol'a El Atmış...
Bana göre bir Murphy kanunu sayılmalıdır çünkü çok ilginçtir, çoğunlukla gerçek olur ve futbolla ilgilidir. Ne mi? Atamayana atarlar.
Dün akşam Şampiyonlar Ligi'nde oynanan Shaktar Donetsk - Porto maçı'da bunu bir kez daha kanıtlar nitelikteydi. Shaktar dün akşamki maçta; yüzde 60 oranında topa sahip oldu, 14 net gol pozisyonuna girdi, 9 kez korner kullandı, 6 kaleyi bulan isabetli şut çekti ama maçı kazanan 2-0'lık skorla Porto oldu. Shaktar - Porto maçı da, istatistik biliminin anasını ağlatan maç olarak futbol tarihi kayıtlarındaki yerini aldı. Ayağa kalkıyor, ceketimi ilikliyor, saygılar sunuyorum Murphy.
Etiketler:
2-0,
atamayana atarlar,
bilim,
futbol,
istatistik,
kanun,
Murphy,
Porto,
Shaktar,
Shaktar Donetsk,
Şampiyonlar Ligi
8 Nisan 2011 Cuma
GSFans.ooooooooorg...

Blogumuzu takip eden ancak internet sitemizi bilmeyen bazı dostlar zaman zaman soruyorlardı, "Galatasaray'la ilgili yazılarında genelde GSFans.org sitesine yönlendiriyorsun, çok mu güveniyorsun bu siteye?" diye. Tabii benim aynı zamanda GSFans.org'un adminlerinden olduğumu bilmedikleri yada siteye girdiklerinde öğrendikleri için bu şekilde bir soruyla karşılaşmamız gayet doğal. :) Siteme tabii ki güveniyorum çünkü uzun zamandır yayında, çok iyi bir ekip tarafından yönetiliyor, çok iyi bağlantılarımız var ve hepsinden önemlisi harika bir üye profilimiz var. Dile kolay, gün itibariyle tam 12 bin 710 üyemiz var. Üye olmayıp sitemizi ziyaretçi olarak takip eden renkdaşlarımız da var. :)
GSfans.org yayın hayatına TTarena.biz olarak, Aslantepe'nin inşaatını takip etmek ve Galatasaray sevdalısı insanlarla bu takibi, inşaa sırasındaki gelişmeleri ve Galatasaray'a dair daha pek çok şeyi paylaşmak amacıyla kuruldu. İnşaatın sonlarına gelinirken, domain değiştirerek inşaat takip sitesi kimliğinden sıyrıldı ve bambaşka bir kimlik ve görünümle güçlü bir taraftar sitesi olarak geri döndü. O günden bugüne giderek daha fazla büyüyen GSFans.org'un bugün, bu yazının yazılmasını sağlayan olayın yaşanması ile büyüklüğü bir kez daha ortaya çıktı. Arda Turan'ın adının anıldığı La Liga ekibi Atletico Madrid'in taraftar siteleri, kaynak olarak 3 internet sitesi ile birlikte GSFans.org'u referans aldı. Aşağıda söz konusu olayın fotoğrafını görebilirsiniz.
Bu da söz konusu sitenin linki > http://www.colchonero.com/arda_turan_del_galatasaray_one_more_time_as-itemap-6-95230-1.htmGSFans.org bu noktaya kolay gelmedi.Şimdi size, GSFans.org'un bu noktaya gelişinde bugüne kadar neler yaptığını anlatacağım. İlk zamanlarda, inşaat esnasında inşaatın yetkilileri tarafından takip edilen ve birinci sırada tercih edilen siteydik. Öyle ki; şantiye müdürümüz sayın Sarper Ünlü üyemizdi [gerçi hala üyemiz :) ] ve sık sık sitemize uğrar bilgi paylaşır, sorularımıza yanıt verirdi. Daha sonra, kulübümüzün stadla ilgili bürokratik işlerinden sorumlu YK üyesi sayın Işın Çelebi sitemize demeç verdi. İlerleyen zamanlarda istikrarlı yükselişini sürdüren GSFans.org, Galatasaray dergisinde yer buldu ve 93. sayıda Galatasaray taraftarları ile buluştu. Daha sonra basın alanına doğru yönelen GSFans.org iki değerli spor yazarı ile, Ahmet Çakır ve Oğuz Dizer'le röportajlar gerçekleştirdi. Önümüzdeki günlerde ise, yine Galatasaray basınının önemli muhabirlerinden Kadir Çetinçalı ile bir röportaj gerçekleştireceğiz. Öte yandan transfer konusunda da önemli bağlantılara sahip olan sitemiz, Misimoviç transferi ile ilgili çok önemli bir ayrıntıyı, Misimoviç'in aslında satın alınmayıp, satın alma öncelikli olarak kiralandığını tüm basından çok daha önce ortaya çıkarmış ve "Misimoviç'i Almadık...Sadece Kiraladık" başlığıyla duyurmuştur. Sitemizin bir başka yeniliği ise oldukça dikkat çekiciydi. Taraftar sitesi çatısı altında yapılabilecek şeylere pek çok yenilik getiren GSFans.org, basketbol takımlarımızın maçlarını özel maç başlıklarından canlı aktararak, çeşitli sebeplerle maçları izleyemeyen üyelerimizin, ziyaretçilerimizin ve Galatasaray'lıların bu heyecandan mahrum kalmamasını sağladı. İlerleyen zamanlarda da, GSfans.org Taraftar Sohbetleri, Ara Güler'in Gözünden Galatasaray Tribünleri, GSFans.org Taraftar Ödülleri ve GSFans.org Ödüllü Taraftar Yarışması gibi projeleri bir bir devreye sokacak olan GSFans.org'u, yani bizleri takip etmeye devam edin.
GSFans.org'u Twitter'da ve Facebook'da takip etmek için;
Twitter > GSFans.org
Facebook > TTArena.biz
Facebook > ASLANTEPE TÜRK TELEKOM ARENA [TTArena.biz]
Facebook > GSfans.org | Galatasaray Taraftar Sitesi
Etiketler:
Basketbol,
Bisiklet,
Dünyadan Spor,
Formula 1,
futbol,
Galatasaray,
GSFans.org,
internet sitesi,
Milli Takımlar,
Motor Sporları,
NBA,
Şampiyonlar Ligi,
Tenis,
Türk Telekom Arena,
voleybol
7 Nisan 2011 Perşembe
Van "Dev" Sar ve El Clasico...
Şampiyonlar Liginde çeyrek finalin diğer maçları dün akşam oynandı. Barça Camp Nou'da, Lucescu'nun komutasında yıllardır başarıdan başarıya koşan Shaktar'ı 5'ledi. Bu skor şampiyonlar liginde yarı final'de de bir El Clasico izleyebiliriz demek. Maçın özeti aşağıda. Gecenin bir diğer maçıda Londra'daydı. Chelsea; evi Stamford Bridge'te ManU'ya, Rooney'nin golüyle 1-0 mağlup oldu. Bu arada ManU' nun maçı aslında Rooney golü attığında değil, 40'lık dev Van Der Sar'ın aşağıdaki videonun 3:50'sinde yaptığı müthiş kurtarışla kazandığını söyleyelim. O top gol olsa...
Etiketler:
1-0,
5-1,
Barcelona,
Barça,
Camp Nou,
Chelsea,
Çeyrek Final,
Dünyadan Spor,
El Clasico,
futbol,
Lucescu,
Manchester United,
ManU,
Rooney,
Shaktar,
Shaktar Donetsk,
Stamford Bridge,
Şampiyonlar Ligi,
Van "Dev"Sar,
Van Der Sar
6 Nisan 2011 Çarşamba
Tothenham ve İnter Fena Çakıldı...
Dün akşam oynanan Şampiyonlar ligi çeyrek final maçlarında futbolseverler müthiş maçlar izledi. Real Madrid, Crouch'un gördüğü kırmızı kartla damgasını vurduğu maçta, Bernabeu'da Tothenham'ı 4'lerken, gecenin en acayip skoru San Siro'dan çıktı. Magath'ı gönderdikten sonra takımın başına Ralf Rangnik'i getiren Schalke, deplasmanda İnter'i 5-2 mağlup etti. Hafta sonu oynanan Milano derbisinde Milan'dan 3 yiyen İnter'de, üstüne bu şok mağlubiyeti yaşayan teknik direktör Leonardo'nun geleceği başkan Moratti'nin iki dudağı arasında gibi görünüyor. Milan'a yenilerek ligi zaten büyük oranda kaybeden İnter'de şampiyonlar ligi de giderse durum fena. Rövanş maçını sabırsızlıkla bekleyeceğiz deyip konuyu kapatalım. Her iki maçın da özet görüntüleri aşağıda.
Etiketler:
2-5,
4-0,
Adebayor,
Crouch,
Çeyrek Final,
Dünyadan Spor,
futbol,
İnter,
Leonardo,
Moratti,
Ralf Rangnik,
Real Madrid,
San Siro,
Santiago Bernabeu,
Schalke 04,
Stankoviç,
Şampiyonlar Ligi,
Tothenham,
Tothenham ve İnter Fena Çakıldı...
9 Mart 2011 Çarşamba
Ayıp Be Kardeşim...
Dün akşam Barça'nın 3-1 kazandığı Şampiyonlar Ligi rövanş maçında, Messi'nin Arsenal'a attığı ilk gol. Resmen dalga geçti kaleciyle.
Etiketler:
Arsenal,
Barça,
Dünyadan Spor,
futbol,
Messi,
Şampiyonlar Ligi
Kaydol:
Yorumlar (Atom)









