bursa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bursa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2013 Salı

Bursa Seni Unutmaz...

Hayat işte. Birileri geliyor, birileri gidiyor. Ama bazı insanlar, yaptıklarıyla "birileri" kavramının çok ötesine geçiyor. Televizyon'da son dakika haberi olarak geçtiklerinde şoke oldum resmen. O kadar beklemiyordum ki!

Sonra radyoda bir haber okudu spiker. "Trabzonspor başkanı Sadri Şener, yapılacak olağan genel kongrede aday olmayacağını açıkladı" diye. Aklımdan bir şeyler geçti şöylesine; "bak; bazıları zoru görünce, işler beklediği gibi gitmeyip karışınca nasıl kaçıyor. Sen kaçmadın. Bursaspor'un en zor zamanlarında hep ayakta ve en öndeydin. Ama sen de en olmadık zamanda gittin be başkan."

Rahmetli Özhan Canaydın ve Nejat Biyediç' den mütevellid severim Bursa'yı da Bursaspor'u da. Nur içinde yat başkan. Allah sevenlerine sabırlar versin.

21 Şubat 2013 Perşembe

Taraftar Baskısı...



“Bursa’da taraftar var. O arenaya çıktığın zaman Bursaspor taraftarı oynatıyor takımı. Sıkıysa oynama. Ankaragücü’nde de vardı o. İç sahadaki maçlarda futbolcu istemese de oynuyordu. Tribünden dehşet bir fırtına geliyor çünkü. Bu bir avantaj teknik adam için ama bazen de tabi dezavantaj olabiliyor. Atatürk Stadı arena. Ben o sahaya çıktığımda boks yaparım boks, kendime inanıyorum çünkü. Bursaspor niye büyük kulüp? Çünkü taraftar gücü var. İstanbul’daki takımlara bakıyorsun; o taraftar olmasa diğerlerinden farkı var mı? Bana göre yok.”

Böyle demiş Hikmet Karaman. En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim. Kendisi bu ülkede hazzetmediğim insanlardan biridir. Sebepleri ayrı bir yazı konusu. Onları da yarın öbür gün yazarız. Gelelim şu açıklamanın benim için ne anlama geldiğine.

Gaziantepspor'dan ayrılıp adı Bursaspor'la anılmaya başlandığında "eyvah" dedim. "Umarım Bursaspor yönetimi öyle bir hata yapmaz" diye temenni ederken resmi açıklama geldi. Aynı günlerde Bursaspor taraftarı kendisini istemediğini belirterek tesislerde bir protesto gerçekleştirmişti.

Ortada böyle bir durum varken, yani daha göreve gelmeden önce açıkça istenmeyen adam ilan edilmişken doğruca taraftara hitap eden ve onları öven bir açıklama yapmanın tek amacı, olası zor ve sinir bozucu günler öncesi tepkiyi önlemek, taraftarın ve tribünün gazını almak olabilir ancak. Tam da kendisine göre, kurnazca bir hareket.

28 Aralık 2012 Cuma

Çok Fazla...


"Ben Bursa ya bu stadın çok fazla olduğunu düşünenlerdenim.
Bu sene bile ortalama 11.000 kişiye oynadılar her maç.
Büyük takım maçları dışında 45.000 kişilik bu stadı doldurmaları neredeyse imkansız.
Proje güzel,yeri güzel ama kapasite olarak çok fazla bence."


Yukarıdaki ifadeler; bir taraftar forumunda, Bursa'nın yeni stad inşaatına ait bilgi ve fotoğrafların paylaşıldığı sayfaya yorum yapan birine ait. Galatasaray'ın stadı inşa edilirken de çok gördüm bu kafaları. Bu tipler, o süreçte enteresan bir akıl tutulması yaşadılar. Önce Galatasaray'ın stadının kapasitesinin az olduğunu, kapasitenin en az 65 bin'e yükseltilmesi gerektiğini söylediler. Üstüne, yetmiyormuş gibi, bu yapılmadığı için kulübe, yönetime, yüklenici firmaya bir güzel saydırdılar.

Sonra, stad bitti. Açıldı ve kullanılmaya başlandı. İlk zamanlarda bir yabancılık sorunu vardı.Taraftarın stada alışması ve sahiplenmesi zaman aldı. Buna bir de ulaşım sıkıntıları eklenince Galatasaray ilk maçlarını yarı yarıya seyirci sayılarına oynadı. Fırsat kaçar mı hiç? Kaçmadı tabii ve bu tipler yine ortaya çıktılar. (Evet, doğru tahmin ettiniz. Stad açıldıktan sonra, olumsuz bir şeyler söyleme fırsatı bulana kadar hiç ortada gözükmediler) Bu kez de; stadın kapasitesinin çok fazla olduğunu, en fazla 40 bin olması gerektiğini, bu stadın hiç bir zaman dolmayacağını söyleyip durdular.

Şimdi de Türkiye de yapılan diğer yeni stadlara kafayı takmış durumdalar. Şehrin, stadın nereye yapıldığının hiç önemi yok. Bursa, Konya, Antalya, İzmir, Eskişehir vs... Onlar sadece eleştirir. Dün bu yazıyı görünce isyan ettim artık.

Bi bitin birader. Allah aşkına bi bitin artık ne olur ya.

"Bu sene 11 bin kişiye oynadılar stad yapmayalım, falanca şehrin-takımın taraftarı maçlara gitmiyor stad yapmayalım" bla bla bla...

Giderler kardeşim. Stada alışmaya, konforlu ortamda maç izlemeye başlayınca giderler.
Bu sene 11 bin gider, seneye 25 bin gider 3 sene sonunda aidiyet duygusu da gelişince 40 bin de gider. Yahu stadlar oldu 45-50 yaş. Anadolu'daki en genç stad 30 yaşındadır. Tribünler zıplarken çökecek nerdeyse. Yeni çıkan yapı denetim yasalarına göre depreme dayanıklılık testleri yapılsa, çoğu stada giriş yasaklanır.

Ne olsun istiyorsunuz? Bir Armand Cesari faciası da biz mi yaşayalım yani?

19 Aralık 2011 Pazartesi

Tribün Büro...



Hep söylerim ya, "Tribün bir kültürdür; dilini bilmeyen o'nu anlayamaz" diye. İşte tam bu ifadeye uygun bir protestoya sahne olmuş Bursa Atatürk Stadı'nın Maraton tribünü geride bıraktığımız hafta sonu. Bursaspor taraftarı, tüm maçlarda görev yapan Emniyet Foto/Film birimlerinin, Bursa Emniyet Müdürlüğüne bağlı birimini, görüntüleme işlemlerinin artık rahatsız edici boyutlara geldiğini söyleyerek fotoğrafta gördüğünüz şekilde protesto etmiş. Üzerlerine, yanyana geldiklerinde "TRİBÜNBÜRO" kelimesini oluşturan tişörtler giyen taraftarlar, ellerine aldıkları kameralarla güvenlik güçlerini görüntülemişler. Konuyla ilgili açıklamaları da şurada. Ne yalan söyleyeyim, yöntem benim çok hoşuma gitti. İşi şiddete dökmeden, yakıp yıkmadan, kırıp parçalamadan,
kan akıtmadan...zekice ve esprili. Taşı gediğine koyan. Alkışlar Bursa taraftarına.