Deplasman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deplasman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2013 Salı

3x3



Galatasaray; hafta arası şampiyonlar liginde, hafta sonunda da ligde çok önemli 2 maç oynadı. Arada da şampiyonlar ligi çeyrek final kura çekiminin heyecanını yaşadı. Kuranın sonucu, yaşanan heyecanı kat be kat arttırdı ve hemen Real Madrid maçları konuşulmaya başlandı. Bu beni o an biraz endişelendirdi çünkü hafta arasında Schalke 04'e karşı alınan muazzam galibiyet ve atlanan tur üstüne, başta futbolcularımız olmak üzere tüm teknik ekibin ve yönetimin kalpten bir şekilde turu geçebileceklerine olan yoğun inançlarını dile getirmeleri, ve yine başta sosyal medya olmak üzere, internet sitelerinde ve forumlarda taraftarın da bu konudaki inancının tavan yapması Real Madrid eşleşmesinin bir anda gündemin ilk sırasına oturmasına sebep oldu.

Oynamamız ve muhakkak kazanmamız gereken bir lig maçı vardı ve Schalke maçı öncesi oynadığımız Gençlerbirliği maçı, öncesi ve sırasında yaşananlarla benim hala aklımdaydı. Ancak; atladığım bir nokta vardı. Fatih Terim.

Gençlerbirliği maçında yaşadığımız, başta formasyon kaynaklı taktik sorunlar ve Sneijder'den, yabancı sınırlamasına takıldığımızdan dolayı bölgesinde oynatamadığımız için istediğimiz gibi faydalanamayışımızı, Fatih Terim dehası saha içindeki basit bir pozisyon kaydırmasıyla çözüverdi. Schalke maçından önce, ben dahil taraftarın büyük çoğunluğu internette çeşitli formasyonlar, kadrolar, ilk 11'ler denedi. Hepsinde, Sneijder olması gereken mevkide, forvet arkasındaydı ama bunu yapabilmek için bir yabancıdan, solda Riera'dan, sağda Eboue'den ya da ortada Melo'dan vazgeçmek gerekiyordu.

Ama işte o Fatih Terim, Schalke maçında Selçuk'u sol içe kaydırıp Sneijder'i asıl bölgesine koydu. Selçuk solda hiç sırıtmadığı hatta çok iyi oynadığı maçta Sneijder'de gayet faydalıydı. O maç, Fatih Terim dışında kimsenin aklına gelmeyen, ama Fatih terim'i Fatih Terim yapan o taktik deha sayesinde kazanıldı. İmparator, haftasonu Kayseri deplasmanında aynı kadroyu aynı formasyonla sürdü sahaya.

Sonuç; sağdan gelen Drogba'nın ters topuna "sol içten" koşu yapan ve topu kafayla ceza sahsına giren Sneijder'in önüne asistleyen Selçuk, ve o müthiş taktik deha ürünü formasyon değişiminin sonucu olan ilk gol. Akabinde maç boyu oynanan muazzam futbola eşlik eden 2 gol daha ve gelen 3 puan.

Maç öncesinde gelen Mourinho'nun Galatasaray'ı izlemek üzere Kayseri'ye geldiği bilgisi, akabinde tribünde Fatih Terim ve Mourinho arasındaki samimi görüntüler ve Mourinho'nun takımın soyunma odasına inip başarı dilemesi, sosyal medyada yapılan "PFDK Terim'i soyunma odasına sokmadı biz de Mourinho'yu getirdik" şeklindeki ince esprilere neden oldu maç sonunda. Heyecanlı, keyifli ve mutlu biten bir haftaydı. Biz de yazıyı güzel bir sloganla bitirelim.

Şampiyonluk şarkısı düşmesin dillerden.

4 Aralık 2012 Salı

NORMALİZMA...


Şampiyonlar liginde grup maçları sona eriyor bugün ve yarın. Galatasaray’da son grup maçında Braga deplasmanında. Hatırlayacağınız üzere, Portekiz temsilcisi TT Arena’da ki maçta Galatasaray’ı kimsenin beklemediği şekilde 2-0 mağlup etmiş ve Galatasaray için işlerin epey karışmasına sebep olmuştu. Kuralar çekildiğinde, “Galatasaray bu gruptan kesin 2. çıkar. Hatta lider çıkma şansı dahi var” diyen (ben dahil) çoğu insanın düşüncelerini alt üst etmiş ve yine hesap kitap işlerine dalmamıza sebep olmuşlardı. Bizim için “normal olmayan” gerçekleşmişti.


Akabinde yine arena’da oynadığımız ve yine “normal olmayan” hava koşulları altında "oynatılan" maçta Cluj’la da berabere kalınca, “normal olmayan” ihtimaller konuşulmaya başlanmış, “biz bu gruptan çıkamayız, 3. olup UEFA’ya gidelim bari” cilerin sesleri “normal olmayan” şekilde yükselmeye başlamıştı. Ama; Galatasaray’ın pek çoklarına anormal gelen lakin biz inananlar için artık bir “normalizma” halini almış olan “Avrupalı karakteri” Manchester maçında ortaya çıkınca ipleri yeniden elimize aldık. O maçta özellikle takım savunmasında sergilenen performans ve orta sahanın hücuma olan müthiş desteği galibiyeti getirmişti.



Yarın akşam da aynı tarz oyunu beklediğimi söylemeliyim. Hafta başından bu yana konuşulan, Fatih Terim’in maça tek forvetle çıkma ihtimali ise beni en çok umutlandıran şey. Özellikle Gaziantepspor maçında, orta alanın ve kanatların “normal olmayan” şekilde hücuma neredeyse hiç destek vermemesi, üstüne forvet oyuncularının da top almak için orta alana gelmemesi bize belki de 3 puana mâl oldu. Tek forvetli bir oyun tarzı, orta alanın 1 fazla olması demek. Son maçlarda Melo ve Selçuk 2’lisinden istediğimiz verimi alamıyoruz. Bu 2’linin yanına eklenecek Engin, Yekta, Emre Çolak ya da Aydın’dan biri takımın hücum gücüne müthiş bir artı katacaktır. Yerine göre Melo ya da Selçuk’un yükünü azaltacak, böyle ce bu 2 oyuncunun gerektiğinde savunmaya da yardım etmesini sağlayacaktır.



Son maçlarda epey şikayet ettiğimiz beklerin hücuma katkı verememesi sorununun temelinde yatan şey de bu. Bekler hücuma gittiklerinde kademelerine stoperler girer. Sağ bek hücumdaysa sağ stoper kademe de, sol bek hücumdaysa sol stoper kademededir. Stoper’in boşalttığı alan da ön libero kademe yapar. Ancak Melo bazen savunmaya yardım etmeyi “normal olmayan” şekilde o kadar unutuyor ki, stoper’ler mecburen beklere “çıkmayın” demek zorunda kalıyor. Kendim futbol oynadığım dönemlerde de bu sorunu zaman zaman yaşardım. İşte tek forvetli kalabalık orta saha bunu ortadan kaldıracak. “Normal olan” gerçekleşecek.


Galatasaray; alıştığımız, bildiğimiz baskılı ve Fatih Terim jargonuyla söyleyecek olursak “en iyi savunma hücumdan başlar” oyununu oynarsa bu akşam sahadan galip ayrılması sürpriz olmaz. “NORMALİZMA” gerçekleşir. Galatasaray “kendi liginde” yoluna kaldığı yerden devam eder.

İsmail ŞEN
GSfans.org


12 Kasım 2012 Pazartesi

Hangisi Daha Önemli?

Mersin maçıyla birlikte, GSFans.org için maç yazıları yazmaya başlayacağımı söylemiştim önceki gün, kendi twitter hesabımdan. İlk yazımı bugün yazdım ve siteye ekledim. Aynı yazıları burada da yayınlayacağım elbette. Blogu epey bir süre boş bırakmak durumunda kaldık elde olmayan sebeplerden dolayı. Yavaş yavaş yeniden hareketlendirmekte fayda var. İşte ilk yazı. Keyifli okumalar.




Hangisi Daha Önemli?

Uzun süren kötü gidişatın ardından alınan Cluj galibiyetinin pozitif etkisiyle gitti Galatasaray Mersin’e. Puan sıralamasındaki pozisyonları gereği, her 2 takım için de galibiyetle sahadan ayrılmaları gereken bir maçtı. Galatasaray, önceki gün oynadığı maçtan aldığı puanlarla liderliğe oturan Antalyaspor’dan liderliği geri almak ve farkı yeniden 2 puana çıkarmak, Mersin’se, 8 puanla bulunduğu alt sıralardan biraz olsun yukarıya tırmanmak için oynayacaktı.

Ancak daha 5. dk geride kalırken bunun böyle olmayacağı ortaya çıktı. O dakikalardan itibaren, sosyal medyada da epey tepki alan Mersin’in “Çanakkale geçilmez” tarzı oyunu, bizi zor bir maçın beklediğini göstermişti. Buna rağmen, henüz 15. dk geride kalmadan oyununu rakip sahaya yıkan ve savunma hattını rakip yarı sahanın ilk metrelerine kadar çıkaran bir Galatasaray vardı. Bu yakın mesafe oyun tarzı, ilk yarıda Galatasaray’ın istatistik hanelerine birkaç pozisyon ve direkten dönen 2 top olarak yansıdı.

Lakin, ihtiyaç olan asıl şeyi, golü bulamadık. Galatasaray’ın oyunu umut veriyor ancak Mersin, o hep söylediğimiz, şikayet ettiğimiz “Türk futbolunun gelişmesini önleyen (ki gerçekten öyle)” futbol tarzını sahaya yansıtmakta inat ediyordu. 2. yarıya aynı kadroya çıktı Galatasaray. Bu; Terim’in ilk yarıdaki oyun tarzından ve hem takım bazında hem de bireysel bazda performanslardan memnun olduğunu gösteriyordu. Nitekim bu tercih, 2. yarının başlarında gelen golle ne kadar doğru olduğunu gösterdi. Gol gelmişti ancak, Mersin aşılması zor savunma oyununa devam ediyordu.

İlerleyen dakikalarda Mersin, kısa bir süre puana yönelik hamleler yapmaya karar verdi ve açık oynamaya başladı. Bu dakikalarda kazanılan bir korner sonrası, Galatasaray’ın baş belası Nobre, ön direkte topa yükselerek, bizim defansın adeta uyumasını da fırsat bilerek golü attı. Maç bu skorla (1-1) biterken, bize de Mersin’in oynadığı futbol temelinde biraz kritik yapmak kaldı.

Mersin dün oynadığı futbolla, bir nevi kendini sahadan mağlup ayrılmaya, ya da en iyi ihtimalle, maçın da tamamlandığı şekliyle, beraberliğe mahkum etti aslında. Eğer Mersin dün açık bir futbolu tercih etseydi, hem kendisinin hem de rakibinin maçı kazanma şansı değişecekti. Mersin belki de sahadan 3 puanla ayrılacak ve puan sıralamasında kısmen de olsa rahatlayacaktı.

Özetle; her 2 takım için de, sezon sonuna 2 yönlü etki edecek bir sonuç alındı. Mersin bu maçta kazandığı 1 puanla, belki sezon sonu hedefine ulaşacak, ligde kalma mücadelesi verenlerden olursa belki de ligde kalacak. Ya da tam tersi, bu maçta kaybettiği 2 puanla belki sezon sonu hedefinin dışında kalacak. Belki de ligden düşecek. Aynı şey Galatasaray için de geçerli. Alınan 1 puan belki Galatasaray’ı şampiyon yapacak, ya da kaçan 2 puan şampiyonluğa mal olacak. O zaman yazıya başlık olarak attığımız soruyu tekrar soralım. Hangisi daha önemli? Alınan 1 puan mı kaçan 2 puan mı?


İSMAİL ŞEN
GSFans.org.com

NOT : Yazının GSfans.org'taki sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

8 Haziran 2012 Cuma

Spor Hariç Vol 5...


Tam, deplasmana giderken yada kazanılmış bir deplasmandan dönerken dinlemelik şarkı.
Berlin'den çıkan en iyi Türk rapçilerinden biri; Killa Hakan ve Kruezberg City...




Bir ara bir ara bir daha sor

Kreuzberg city Kottbusser Tor

Bir ara bir ara bir daha sor

Berlin Kreuzberg Küçük İstanbul

Yaşam ne kadar zor onu bana sor
Gözlerim mor çektiğim her duman kor
Yor kafanı boş yere hemde kaç kere
Paçaları sıvadım ama malesef boş çıktı dere
Koştur koştur dur it köpekle tartış
Yerinde iç konuş dur dedik ama o abartmış
Ye Aaa demeden dersin Bee
Aldın mı şimdi boruyu seni hergele

Ses çıkarma bakma gözümden akan yaşa
İnanma melül bakışı nazlı kaşa
Taşa yatırdı bütün varlığı servet para pulu
Kızma amcası yahu oda Allah kulu
Ben işte burdayım burda her zamanda varım
Bir gün Killa gelmediyse inanır gelir yarın
Sarın kafaları kırak trak trak
Yerinde iç otur dur yerinde bırak

Bir ara bir ara bir daha sor

Kreuzberg city Kottbusser Tor

Bir ara bir ara bir daha sor

Berlin Kreuzberg Küçük İstanbul

Pardon iki kart geldi birde karton
Ton ton yeşillik var üstüne bonbon
King Kong ismim Killa bunu bil ha
Yırtarım üstünü başını kimdir Killa
Binlerce rap sever var hepsi bekler
Bakarım mini roglu kızlar yanar etekler
Sen yerinde rahat ol rahat yat üstadım
Senin ruhunla oynayana ben düşmanım

İyi bir çekin bitmez ki işler
Her attığım yumruğa sandım düşecek dişler
Kişler atlar baksın ps*kopatlar
Kartlar ağzı açık bekler timsahlar
Gel gülüm gel yanaş yanıma ama akıllı ol
Yoksa gideceğin yer mezar yada karakol
Param bol değil ki susupta kalak
Şu kurtlar sofrasından bi parçada biz alak

Bir ara bir ara bir daha sor

Kreuzberg city Kottbusser Tor

Bir ara bir ara bir daha sor

Berlin Kreuzberg Küçük İstanbul

Kafam bozuldumu kızarım ısırırım hart
Parçalarımı okurum sıra sıra pat pat
Caddemde duvarlarda 36 yazar
Herkes birbirine bakar birbirine nazar
Bay Killa Hakan geldi susun la ooo
Killa Hakandan görünüşte harbi hiphop show
Bu yollar işte böyle tek tek çıktık
Kimi zaman tıkandık günlerce hıçkırdık
Bayrak yere düşmedi yüksek tuttuk havada
Kurtulan balık kaçar kurtulamayan tavada
Gel gülüm hele gel gelde seyret bak
Şimdi konuş hadi bakalım kimdedir hak
Temiz girer çıkarım aktır flow
Her dakka sağlam tek sağlam show
Killa Tuffdır Tuff ya her konuda mafya
Sihirli adam gibi büyüledi bizi hayret bak ya!!

Bir ara bir ara bir daha sor

Kreuzberg city Kottbusser Tor

Bir ara bir ara bir daha sor

Berlin Kreuzberg Küçük İstanbul

2 Haziran 2012 Cumartesi

Spor Hariç Vol 4...



Nereden baksanız 15 gündür, her gün açıp arka arkaya onlarca kez fasılasız dinlediğim bir şarkı. İnsan aşık olunca kulağa bir başka geliyor böyle şarkılar. Yorum da tek kelimeyle enfes.
Daha önceki Spor Hariç başlığıyla paylaştığımız şarkıları görmek için de şöyle alayım sizi.
Keyifli dinlemeler. Şarkının sözleri de şu şekilde;

Ayrı ayrı uyusak uyansak
Yaz gelse açılsak
Ayrı ayrı iki yarımdan
Bir tamam olsak

Sizi yalnız severken
Birden sen ve ben olsak
Beni sensiz bırakmasan hatta
Sevgili olsak

Mandalinalar tezgahta
Kokusu girse kanıma
Beni uyandırsa seni kandırsa
Tamamdır aşık olsak

Tamamdır aşık olsak

Yeniden taşınır gibi
Yeni bir yere alışır gibi
Yeni doğmuş bebek gibi
Olursun diyorlar
Sevenler biliyorlar

Yeniden taşınır gibi
Yeni bir yere alışır gibi
Yeni doğmuş bebek gibi
Olursun diyorlar
Biliyorlar

6 Aralık 2011 Salı

Spor Hariç Vol 3...



arkadaş sen bu değilsin
görünüş sadece giysin
arkadaş niye gücendin
alıştım karıştım ben sana
rüyanda görsen inanma

arkadaş sen bu değildin
bilmem sadece ismin
arkadaş niye değiştin
alıştım karıştım ben sana
rüyanda görsen inanma

arkadaş sen bu değilsin
yaşın sadece fikrin
arkadaş niye gücendin
alıştım karıştım ben sana
rüyanda görsen inanma

sana boynumuz eğri sanma
hakkımızı gelir alırız zorla
saklayacak yüzüm yok
rüyanda görsen inanma
______________________________

Duman / Rüyanda Görsen İnanma.
Şahane yol şarkısı olur deplasmanda.

3 Aralık 2011 Cumartesi

Sahanın En İyisi İmzayı da Attı!


Eksiklerle ve soru işaretleriyle gitti Cimbom Başkent'e. Rakip, ligin sürpriz yapmayı seven ve iyi futbol oynayan ekiplerinden Gençlerbirliği'ydi. Büyük bir keyifle izledim bu sefer maçı. Genel olarak iyiydik. Özellikle takım savunması çok iyiydi. Orta alanda da iyi pas yaptık. Gençlerbirliği gibi sürpriz yapmayı seven takımlara karşı topu ayağında tutmak çok önemlidir. Oyuncu bazında da dikkatimi çeken isimler var.

1 - Gökhan Zan : Sakatlıkan çıkan ve uzun süredir oynamayan bir oyuncudan böyle bir performans beklemezdim. Savunmada çok dikkatliydi, bölgesini iyi kapattı, kademelere çok iyi girdi. Rakibe top bırakmadı.

2 - Hakan Balta : Terim gelince birşey oldu bu adama. Sezon başından beri gayet iyi. Bugün işin savunma kısmında çok dikkat çekiciydi. Karşısında bu ligin en iyi 5 kanat oyuncusundan biri olan Hurşut olmasına rağmen o'na pek hücuma çıkma şansı tanımadı. Hurşut'un orta saha çizgisinden öteye geçebildiğini çok az gördüm. Hücum kısmında da gayet iyiydi. Eskiye oranla daha çok ileri çıkıyor ve daha hızlı geri dönüyor. Ters kademeleri de çok iyiydi bugün.

3 - Eboue : Son 3 haftadır çok iyi. Her geçen gün üstüne koyuyor ama bugün bana göre sahanın en iyisiydi. Gol attığı için değil çalışkanlığı ve savunma becerisi için. Beşiktaş maçından olanlardan sonra taraftarın o'na sahip çıkması, destek olması o'nu çok olumlu etkilemiş. Fazlasıyla belli oluyor.

4 - Melo : Önceki maçlara oranla biraz hareketsiz kaldı ve çok geride oynadı bugün ama yine de görevini yaptı. Orta alanda toplara ilk basan isimdi.

5 - Sercan : Çift forvetli sistemde sağ ön tarafa yakın olmak koşuluyla oynadığında faydalı olacağı belli oldu ama kesinlikle tek forvet oynayabilecek bir oyuncu değil. En büyük artısı, golde de gördüğümüz gibi; kontrol + pas ve tek pas oynamayı biliyor ve gayet iyi yapıyor.

6 - Emre Çolak : Hiç kendimizi yormayalım, bundan sonra direk Riera'nın yerine oynasın bence. Oyuna girdikten sonraki 15 dakika boyunca, Riera'nın oyunda kaldığı 50 dakikadan daha faydalıydı. Gol öncesi sol dipte ısrarla topu bekleyip, top boşa çıkınca beklemeden orta yapması güzeldi.

7 - Baros : Çıkarken yine sekiyordu. Sakatlanma pahasına, herşeyini ortaya koyarak oynuyor. Gol atamasa bile attırmak için çabalıyor. Rakip defansı yine çok zorladı. Böyle bir oyuncuya sahip olduğumuz için çok şanslıyız.

Maçın özeti;




Şimdi sırada Çarşamba günü oynayacağımız Fenerbahçe maçı var. Derbi öncesi önemli bir moral faktörü oldu bu galibiyet. Dilerim seriye çarşamba günü kaldığımız yerden devam ederiz.

19 Kasım 2011 Cumartesi

Dokunma Birader İşte...



Önceki gün akşam saatlerinde şok bir haber düştü spor ajanslarına ve internet sitelerine. Bende haberi ilk twitter'da gördüm ve okudum. Alınan karara göre, lig'in geri kalan bölümünde 4 büyük takımın taraftarları deplasman maçlarına gidemeyecek, gitse bile stada giremeyecekti. Kararı 4 büyük kulübün ortak şekilde aldığı söylense de bizler konunun hiçte öyle olmadığını düşünüyor ve bu konu üzerinde gerek internet sitelerimizde gerekse sosyal medyada fikir alışverişinde bulunuyorduk ki, olayın aynen bizim düşündüğümüz gibi olduğunu ortaya koyan bir açıklama geldi Galatasaray'dan. Kararın tamamen federasyonun ve kulüpler birliğinin baskısıyla alındığını net biçimde ortaya koyuyordu. Açıklamayı okumak için buradan buyrun. Haberin şoku atlatılır atlatılmaz hemen taraftar gruplarınca protesto organizasyonları konuşulmaya ve hayata geçirilmeye başlandı. Bunlardan ilkini bugün Fenerbahçe-Eskişehir maçında göreceğiz. Fenerbahçe taraftarları maç başladıktan sonra 10 dakikalığına tribünleri tamamen boşaltacak ve sonra geri dönecek. İyi kötü bir mesajdır. Tebrik etmek lazım. Bir diğer protesto unsuru ise internette devam etmekte. "Renklerimiz farklı, derdimiz aynı" sloganıyla açılan deplasmanımadokunma.com adlı internet sitesiyle bir imza kampanyası başlatılmış durumda. Şu ana dek 14 bin 597 taraftarın destek verdiği kampanya nihai sonuç alınana kadar sürecek. Pek öyle görünmese de umarım bu saçma karardan bir an önce dönülür ve bir daha böyle kararların altına imza atılmaz.

15 Haziran 2011 Çarşamba

"Deplasman'da Bir Maç" tan Daha Fazlası...


Galatasaray CC dün akşam, BBL final serisinde bir maça çıktı.Kağıt üzerinde serinin 5. maçı, Fenerbahçeli'lere göre ise şampiyonluk maçıydı. O kadar şampiyonluk maçıydı ki, o kadar eminlerdi ki salonu balonlarla bayraklarla falan süslemişlerdi. Maçtan sonra oyuncularımızın yaptığı "antreman için salona geldiğimizde salonun balonlarla süslenmiş olduğunu gördük.Bu bizi daha da motive etti" açıklaması bu işi ne kadar bilmediklerini, karşılarındaki takımı ne kadar ciddiye aldıklarını(!), rakiplerinin bu ülkeye basketbolu getiren kulübün temsilcisi olduğunu, YENİLMEZ ARMADA diye bir ünvana sahip olduğunu unuttuklarını ortaya koyuyordu. Sonuçta onlar tüm bu saçmalıkları ortaya koyarken biz onlara koyuverdik. Maç boyunca genelde skoru önde götüren aslanlar son periyotta biraz sıkıntı yaşamasına rağmen, takımına "rakiplerinin karşı koyamayacağı bir savunma yaptıran" koç Oktay Mahmuti, takımının son 49 saniyedeki 4 hücumun 2'sini gerçekleştiren Fenerbahçe'den 2 hücumda da sayı yememesini sağlarken, hücumda da takımına çok başarılı 2 set oynatarak son 2 hücumdan 3 sayı çıkarmasını bildi ve seriyi 3-2'ye getirerek Abdi İpekçiye taşıdı. Şimdi söz sırası yeniden bizde. Abdi İpekçi'deki son maçta seriyi 3-3 yaparak biraz daha dizlerini titretme şansımız var. Yaparız, biliyorum.
Çünkü Abdi İpekçi'de ki maç için satışa çıkan biletler bugün 30 dakika içinde tükendi.

Maçın ayrıntıları, oyuncularımızla koç Oktay Mahmuti'nin açıklamaları ve fotoğraflar için Resmi Site | Maç Sonu Raporu

Maça, oyuncularımıza dair görüşleriniz için GSFans.org | BBL Final Play Off 5.Maçı : Fenerbahce Ülker 71 - 72 Galatasaray Cafe Crown özel maç başlığımız

Gelecek maça dair görüşleriniz için GSFans.org | BBL Final Play Off 6.Maçı : Galatasaray Cafe Crown - Fenerbahçe Ülker

9 Mart 2011 Çarşamba

Yok Artık Nikebron James...



Başlık biraz -hatta epey- saçma oldu farkındayım ama şuna da söyleyecek bir şey bulamadım ki arkadaş ya. Adamlar yapmış yani. Huzurlarınızda Nike'ın Fransa için hazırladığı deplasman forması. Diğer fotoğraflar ve tanıtım videosu için sizi FootbaLLove blog'un ilgili sayfasına alayım. Şöyle buyurun lütfen. Unutmadan Nike'ın Fransa için hazırladığı iç saha formasıyla ilgili yazıyı da paylaşalım, o formayı da göründe iyice oturduğunuz koltuktan düşün. Buradan buyrun.

8 Şubat 2011 Salı

"Adi"das!




Spor ve Galatasaray blogunda bunların ne işi var?
Bu ne şimdi? diye sorabilirsiniz.
Haklısınızda... Bu durumu yazmak istememin sebebi, Adidas'la sözleşmemizin feshedilmesinden kısa bir süre sonra farketmiş olmam. Konuya gireyim.
Mevzuyu daha iyi anlayacaksınız.

En üstteki Bayer Leverkusen'in, ikincisi Wolfsburg'un,
sonuncuda gördüğünüz üzere Fener'in.
Bunlar deplasman formaları...da bunun deplasman forması mantığıyla bir alâkası olabilir mi allah aşkına?

Kanımca şöyle bir şey olmuş...bu takımların, (özellikle de alman takımlarının)
varsa tasarım sorumluları, yoksa bu konularla ilgilenen kulüp yetkilileri sıra deplasman forması tasarlamaya(!) gelince adidas yetkililerine
"tamam, hadi away kit'leri tasarlayalım" demiş.
Adidas yetkilileri'de bunlara;

"o iş tamam, siz hiç kendinizi yormayın.Biz bu sene standart bir deplasman forması hazırladık.Her isteyene ve ihtiyaç duyana bu formayı göndereceğiz" demiş ve bunları birde kafalamış herhalde ki ortaya böyle saçma bir durum çıkmış.
Fener'in tasarımcılarıda "ulan biz bu formayı böyle dümdüz alıp görütürürsek satış matış yapamayız, g.tümüzde patlar...bari şunun üzerinde ufak tefek birkaç oynama yapalım, birde afilli isim bulalımda tasarım diye kakalarız" demiş.
Sizin aklınıza başka bir senaryo geliyor mu? Benim gelmiyor işte.

Sözleşmeyi feshederek ucuz yırtmışız sanki.
Bunlar bu saçma şeyi seneye bize de uygulamaya kalkabilirdi yani...

30 Ocak 2011 Pazar

Konsantrasyon


Ali Sami Yen'de maç izlemeye giden gitmeyen herkes bilir.
Efsanedir bu pankart, başta kapalı'da sonra stad'ta.
Hatta deplasman maçlarına götürülürdü.İşe de yarardı hani.
Şimdi yeniden konsantre olma zamanı.
Efsane tribünlerdeki yerini alsın yeniden.