Milli Takım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Milli Takım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Mart 2012 Cuma
BASKETBOL MİLLİ TAKIMIMIZ - 2 - Guard Sıkıntısı
Basketbolda milli takımımızla ilgili bir seri yazı yazacagım demiştim.İlkini yazdık.Şimdi sıra ikincisinde,daha önceki blogda'da demiştim.Yanlış gördügüm ve sıkıntılı olan yerler var.En azından kendimce onları yazagım diye,neyse geçelim yazıya...
Biliyorsunuz.Basketbol milli takımımızda çok iyi bir jenarasyon var.Her pozisyonda fazlamız bile varken,Guard konusunda sıkıntılıyız.Kerem Tunçeri'nin yaşlanması,Ender Arslanın formdan düşmesi gerçi en son milli takımda ve Galatasaray'da iyidi.Lakin tekar geçirdigi sakatlık bir kez daha formdan düşürdü.Engin Atsür gibi bir yetenegin uzun bir sakatlık geçirmesinin ardından neredeyse guardsız bir milli takım kaldı.Bu sıkıntı şuan için en azından 2,3 senelirk bu sıkıntının bitmesi için tek yok devşirme bir guard'dı.O hakda Preldzic'e harcandı.Bilindigi üzere,Milli takımlara resmi müsabakalarda sadece 1 tane devşirme oyuncu hakkı veriliyor.3 numara pozisyonunda Hidayet ve Ersan gibi oyuncularımız olmasına ragmen bir 3 numra devşirmek.Tamamen mantıksızlık ve yanlıştır.Tabi birde arkasında başka bir "torpil" vardır.Onu söylemeyim gerekte yok zaten.Amerika milli takımında oynamayan lakin üst seviyede bir guard bulunup.Milli takıma kazandırmak varken,bu hak heba edildi.Gerçi hala olabilir.Sonuç olarak 1 tane hakkımız var.O hakkıda guard pozisyonuna ayırırız.Bu seferde Preldzic dışarda kalır.Kimse yanlış anlamasın Peldzic'i begenmedigimden veya milli takımımızın kalitesinde olmadıgı düşüncesinde değilim.Tam tersine çok begendigim,iyi bir oyuncu,lakin ihtiyaç yoktu.Preldzic gerçekten Türk olup.Devşirme hakkını almasa kesinlikle milli takımda oynamalı.Benim deginmek istedigim açık,sadece devşirme oyuncuyu eksik bölgemize almak.Sonuç olarak guard bir takımın herşeyidir.Hatta bu konuyu net anlatan bir deyiş vardır."Guardın kadar takımsındır" diye.
Sonuç olarak eger devşirme guard kazandırılmazsa.Biz bu sıkıntıyı en az 2,3 sene çekecegiz.Çok daha fazla olabilir.Çünkü alttan gelen oyuncular üst seviye oyuncular olabilecek mi ? Bu tamamen soru işareti.Hadi çok iyi bir oyuncu var.Geliyor deseler en az 3 senesi var.En kısa yol ve kısa vade de çözüm devşirmedir.Uzun vade de başka çalışmalar yapılır.O ayrıdır.Birde Kaan Kural hariç kimse bu sıkıntıyı dile getirmemeye başladı.Niyeyse tabi,niyesini ben çok iyi biliyorum.Aslında söylemeyecektim.Yanlız olmaz.Söyleyecegim.Fenerbahçeli Preldzic devşirme oyuncu olarak alınınca hoop bir anda eleştiriler durdu.Eminim bunu bir Galatasaraylı söylüyor diye yanlış anlaşılacak ama olsun.Bu gerçegi degiştirmez.Milli takım bu sıkıntıyı Hidayetle kapatmaya çalışacak.Hidayette nereye kadar oyun kuruculuk yapar.O da başka bir tartışma konusu,oyun içi lider olduguna,basketbol zekasına asla söz söylenemez.Birde şu var.İyi bir guard mı,yoksa iyi bir 3 numaramı derseniz.Basketboldan biraz nasibini almış herkes kesinlikle guard der.En yakın örnek Anadolu Efes Savanovic,Vujacic ve Ersan vardı.Hepside çok iyi 3 numaralar ama Efes'in hali ortada.Ersan sonradan gitti.Lakin Ersan gitmese bile bu durum degişmezdi.Çünkü Ersan'a da topu hazırlayan guard'dır.Özellikle Ersan gibi kendi hazırlamayan,hazır bekleyip bitirici bir oyuncuya,guard çok daha fazla önemlidir.Örnek vermek açısından başka konulara daldım.Lakin tam anlatabildim sanıyorum.
Son olarak.Bu guard sıkıntısı bu altın jenarasyon dedigimiz kadroyla alabilecegimiz.Çok kupadan edecek.Bir an önce çözüm bulunmalıdır.
Etiketler:
Basketbol,
Guard Sıkıntısı,
Milli Takım
14 Mart 2012 Çarşamba
BASKETBOL MİLLİ TAKIMIMIZ - 1 - Yeni Coaching
Basketbol milli takımımızla ilgili yapılan bazı yanlışlar üzerine bir kaç seri yazı yazacagım...
Basketbol milli takımımız ülkemizde düzenlenen 2010 dünya kupasında 2. Olarak gümüş madalya alma başarısını gösterdi.Bundan sonraki evre bana göre dogru yönetilmedi.Ben şimdilik en önemlisini ve ilkini yazacagım.Tanjevic sağlık sorunları nedeniyle milli takımdaki coach görevini bıraktı.Yerine onun yadımcılıgını yapan Orhun Ene getirildi.Açık söyleyeyim.Ben Orhun hocadan çok ümitliydim.Başarılı olacagınada emindim.Yanlız yanıldım.Benim gibi yanılanda çok,Orhun hoca bu milli takımın coach'u degil.Milli takımımıza daha iyi bir coach ve yardımcı grubu lazım.Çünkü bizim bu jenarasyonumuz.Bana göre yakaladıgımız en iyi jenarasyon bunu Orhun hocanın elinde heba edemeyiz.Orhun hocanın bu takımda beraber oynadıgı oyuncular var.Artı Orhun hoca iyi bir coach olmasına ragmen daha üst seviye bir coach değil.Bizim milli takımımızın,ihtiyacı oldugu coach degil.Zaten Orhun hocada bu takımı iyi yönetemiyor.Düzgün bir oyun sisteminde de oynatamıyor.Kesinlikle görevine son verilmeli.Onun yerine...
Şimdi onun yerine kim gelmeli onu biraz yazayım.Böyle o gitsin,bu gitsin demekle olmuyor.Aslında daha dogrusu tüm antrenörlerin degişmesi lazım.Yeni bir ekip kurulmalı.Kim olmalı bana göre isimler belli.Yeni head coach'umuz Erman Kunter,yardımcıları Hakan Demir ve Selçuk Ernak olmalı.Üçününde ortak özellikleri antrenörlük kariyerlerinin ve kimliklerinin milli takımımıza uymasıdır.Üçüde sistem adamıdır.Etkili savunma yaptırırla takımlarına ve bir düzen,tertip getirirler takımlara.Birde tabikide oyunculardan maksimumu almayı bilirler.Yani oyuncular onlarla he zaman oynayabileceginin en üstünü oynar.Şimdi gelelim tek tek degerlendirmeye...
Erman Kunter : Türk milli takımını daha önce 97 - 00 dönemlerinde çalıştırmış.Başarılar yakalamış ve milli takıma çıta atlatmış bir hocadır.Gerçi gitti her takımda bunu görebiliriz.Sonrasında Galatasaray'a gelip atlattıgı çıtada ortada.Erman hoca P&R hücumlarınıda çok iyi oynatır.Tek tek başarılarında bahsetmeyecegim.Nasıl iyi ve üst düzey bir coach oldugu herkesce biliniyor.Ortak özelliklerde yazdım ama Savunmaya,sisteme çok fazla önem veren biri işte tamda bu yüzden milli takıma gelmeli.Bizim milli takımımız.Çok iyi savunma yapan kimligiyle,oyunuyla vaar olan bir takımdır.Kesinlikle sistemli ve yaptıgı çok iyi savunmadan sonra gelen hücum organizasyonlarıyla başarıya ulaşıldı.Yani kısaca savunma bizim milli takımımız için temeldir.Erman Kunter'de bunun hakkıyla yapar.Cholet'de yaptıkları ortada.
Hakan Demir : Karşıyakada yaptıkları ortada,Elindeki bütçe ile ortaya koydugu oyun ortada.O da sistemci ve savunmacı bir coach,senelerdir zaten ligimizden tanıyoruz.Kesinlikle böyle bir rütbeyi hak etmiş biridir.Kendisi zaten başlı başına iyi bir coach'dur.Erman Kunter ile beraber neler yapabilecegini düşünmek bile beni heyecanlandırıyor.Türk oyuncusu biraz okşanmayı her zaman sever ve ister.Bu iki coach'da bunu yapar.
Selçuk Ernak : Selçuk hocayı basketbolu yakından takip edenler bilir.Ligimizde ve alt yapılarda uzun yıllar görev yapmış çok tecrübeli bir coach.Kendisi 2. Yardımcılık görevinde aynı zamanda genç milli takımların sorumlusu olabilir.Aynı zamanda milli takımlar düzeyinde de Çin milli takımında da görev almıştır.Basketbolumuz için önemli bir degeridir.Her zaman sistem ve düzen adamıdır.Savunma konusunada çok önem verir.Oyunculardan maksimum performansı almayıbilir.
Bu üç isim temel olarak milli takıma getirilmelidir.Ondan sonrasını keyifle izleyebiliriz.Sonra orada kendi sistemlerini yapılarını kurarlar.Bu üç isminde basketbol bilgisini zaten yazmaya gerek yok.Ki zaten haddimede düşmez o kadarı...
Etiketler:
Basketbol,
erman kunter,
hakan demir,
Milli Takım,
orhun ene,
selçuk ernak
7 Şubat 2012 Salı
PİBE...
Bazen televizyonda izlediğiniz ya da dinlediğiniz bir programla, ekranın altında akıp giden yazılar arasında okuduğunuz birşey, ilginç bir şekilde birbirini tamamlar ve size bir hikâye verir. Kısa bir süre önce Ntv Spor'da yayınlanan ve Kolombiya milli futbol takımının, ABD 94 Dünya Kupası'na gidiş serüvenini ve sonrasını, iki Escobar; Kolombiya'nın 94 Dünya Kupası'nda kendi kalesine attığı gol sebebiyle vurularak öldürülen oyuncusu Andreas Escobar, ve o'nun vurulması talimatını veren o dönemin uyuşturucu baronu Pablo Escobar üzerinden anlatan şahane belgeseli izlerken, aynı anda ekranın altında akıp giden yazılara gözüm takılıyordu ara sıra. Bir ara şöyle bir yazı okudum.
Çaykur Rize Spor Tek. Dir. Hüseyin Kalpar : "Kupa bizim hedefimiz değil."
Kolombiya, ABD 94 Dünya Kupasına giderken oldukça zorlu grup maçları oynamıştı ama en zorlusu en sona kalmıştı. Kolombiya'nın önündeki son engel Arjantin'di. Maç Kolombiya için çok kritikti ki çünkü kazanırsa dünya kupasına gidecekti. Tek maç tek şans.
O dönem Kolombiya; tarihinin en güçlü kadrolarından birine sahipti. Higuita, saçlarıyla ünlü Carlos "PİBE" Valderrama, Escobar, Asprillia ve niceleri. Karşılarında Arjantin gibi bir bahane varken, "kupa bizim hedefimiz değildi. Buraya kadar geldik ama Arjantin'i yenemeyiz" deyip maçı ciddiye almayabilirlerdi. Ama öyle yapmadılar. Daha önce oynadıkları maçlarda olmadığı kadar çok konsantre olup, inanıp muhteşem bir zafere imza attılar. Arjantin'i 5-0 yendiler. Valderama, "daha önce kimse Arjantin'e 5 gol atmamıştı" dedi. Öyleydi. Bu bir rekordu. Ve bu rekor tam 16 yıl boyunca, 2010 Güney Afrika Dünya Kupası, Güney Amerika elemelerinde, Bolivya'nın evinde Arjantin'i 5-0 yendiği maça kadar kırılamadı. İnanılmaz bir başarıya imza atılmıştı.
Şimdi gelelim bu konunun Hüseyin Kalpar'ın açıklamalarıyla olan ilişkisine. Kalpar, Çaykur Rizespor'un teknik direktörü ve Rize, 12 Ocak günü sahasında oynadığı Türkiye Kupası maçında Gaziantepspor'u 3-2 yenerek kupadan eledi ve tur atladı. 4. turda kiminle eşleşecekleri belli değil ama önemli de değil. Eğer inanırsan, tıpkı Kolombiya'nın yaptığı gibi eşsiz bir zafere imza atabilirsin.
Kupa neden Rize'nin hedefinde değil? Bank Asya'da oynadığınız için mi? Ya da küçük bir takım olduğunu düşündüğü için mi? Acaba Kalpar bu açıklamayı yaparken, kupada ilerlemenin ve hatta kupayı kazanmanın, Rize'ye getireceği popülariteyi ve maddi kazancı düşünüyor muydu? Kupayı kazanmanın karşılığı olarak federasyondan alacağı hakediş - ödül'ün yanı sıra, kulübe gelecek reklam ve sponsorluk tekliflerinin, artacak bilet satış gelirlerinin farkında mıydı? Böyle bir açıklama yaptığına göre belli ki değildi.
Kalpar, birkaç senedir Rize'de iyi işler yapıyor. 2 sezondur Süper Lig'i play-off'larda kılpayı kaçırıyorlar ama bu sezon direk çıkacaklar gibi. Ama görülüyor ki Rize Süper Lig'e çıkarsa Kalpar bu seviyeyi kaldıramayabilir. Sebebi 2 sorunun yanıtında gizli.
"İyi teknik direktör olmak için iyi futbol oynatmak yeterli midir?"
ya da
"sadece iyi futbol oynatmaya odaklanmak mıdır başarı?".
Etiketler:
5-0,
ABD 94,
Arjantin,
belgesel,
Çaykur,
Dünya Kupası,
futbol,
Hüseyin,
Kalpar,
Kolombiya,
Milli Takım,
NTV Spor,
PİBE,
Rizespor,
süper lig,
Ziraat Türkiye Kupası
31 Mayıs 2011 Salı
Sedat İncesu'ya ve Tek.San.Basketbol Milli Takımımıza Yapılanlar
Bu ülkede spor dünyası içinde bazen çok acayip şeyler oluyor.Ama ara sıra öyle şeyler yaşanıyor ve ortaya çıkıyor ki; sizde haliyle kızıyor ve sinirleniyorsunuz. Ama tüm bu olanların asıl kızması ve sinirlenmesi gereken "yetkililer" tarafından yapıldığını gördüğünüzde ise yaşadığınız şey koca bir hayal kırıklığı oluyor. Birazdan aşağıda okuyacağınız şeyler Salsa Basket: Tekerlekli Sandalye Basketbolunda Büyük Skandal! adresinden alındı. Dikkat; okuyacaklarınız tamamen gerçektir ve yaşanmıştır.Abartma, ekleme vs yok.
________________________________
Tekerlekli Sandalye Basketbolunda Büyük Skandal!
Başlık bir hayli iddialı ancak aşağıda yazanları okuyunca olana-bitene inanamayacaksınız. Tekerlekli Sandalye Basketbolu'nda Türkiye'nin bu noktalara gelebilmesini sağlamış; Milli Takım'a Avrupa İkinciliği, Galatasaray'a ise Kıtalar Arası Şampiyonluklar, Şampiyonlar Ligi Şampiyonlukları kazandırmış olan sayın Sedat İncesu'dan çok ama çok önemli açıklamalar var. Belki şu an "Amaan tekerlekli sandalyeyse ben okumam" diyeceksiniz ama birazcık zahmet edin, bu ülkede ne gibi pislikler var görün. Bu kadar büyük iğrençliklerin yaşandığı bir ortamda kalıp savaşmaya devam eden Sedat Hoca'ya destek olmayı bir basketbolsever olarak değil, bir insan olarak boynumun borcu biliyorum. Tahminlerinizin çok ötesinde pisliklerle karşılaşacaksınız. "Türk Tekerlekli Sandalye Basketbolunda Haysiyetsizliğin Tarihi" olarak adlandırabileceğimiz yaşananlar ve hocanın bu bağlamda anlattıkları o kadar uzun ki, madde madde veriyorum yaşanan pislikleri.
- Avrupa İkincisi Tekerlekli Sandalye Basketbol Milli Takımı Dünya Şampiyonası'ndan önceki son kampında kampta fizyoterapist ve sağlık görevlisi olmadığı için 15 gün boyunca idman yapamamış.
- Yine yukarıda bahsi edilen kamptan önce takımdaki oyuncuların sandaleyelerine 20 TL kaynak parası verilmemiş federasyon tarafından. Böyle bir şey bizde değil başka yerde olsa direk yeni sandalye alınır oyunculara, biz de sandalyeler tamir edilmiyor bile.
- A Milli Takım Oyuncuları federasyon ilaç paralarını ödemediği için, ilaç ücretlerini kendi ceplerinden vermek zorunda kalmışlar.
- Genç Milli Takım Kampı esnasında, kadrodaki 17 yaşında olan bir sporcu aynı gün iki kez mide kanaması geçirmiş. Ancak kampta, diğer kamplarda olduğu gibi, herhangi bir sağlık görevlisi bulunmamaktadır. Ölüm noktasına gelen oyuncunun hayatını antrenörleri kurtarmıştır. Bu esnada yetkililer 48 saat süresince telefonlarına bakmamış.
- Sedat İncesu'nun kuyusunu kazmak için 3-5 antrenör bir araya gelip Mili Takım'daki bazı oyuncularla anlaşmışlar. Sonradan bu durumu takım içerisindeki bazı oyuncular gereken yerlere bildirmiş. Sedat Hoca'nın ifadesiyle "İhanete ne Allah razı olur, ne kader, ne de alın teri döken Milli oyuncular."
- Oyuncuların sandalyelerine 20 TL vermeyen adamlar İngiltere'ye gitmiş, normal harcırahla da yetinmeyip sporcularınkinin yüzde elli fazlasını almışlar. Utanıp arlanmadan, İngiltere'den dönüşlerinin bir gün sonrasında ölüme terkettikleri sporcuyla birlikte İtalya'ya uçmuşlar. Genç Milli Takım için (!).
- İtalya'ya gitmişler o kadar masraf edip ama oyuncuların sandalyeleri kırık-dökük. Oyuncular kırık sandalyelerle turnuva oynamak zorunda kalmış. Beyefendiler paraları ceplere indirmeye devam ededursunlar.
- A Milli Takım'daki önemli oyuncuların ikisinin sandalye parasını Sedat Hoca ödemiş, başına gelecekleri bile bile... Gariban oyuncular da sandalye parasının dörtte birini ödemiş. Yeni sandalyeye sahip oyuncuların performansı uçmuş ancak takımın geri kalanı kırık sandalyelerle oynamaya devam etmek zorunda kalmışlar. Öyle bir duruma gelinmiş ki takımın oyun kurucusu Ali Asker'in sandalyesi kaynak tutmamaktaymış. Yine hocanın tabiriyle "Garibim asker itmeye, kurmaya çalışır oyunu; sandalye bir sağa gider, bir sola..."
- Utanmaz-arlanmaz adamın biri varmış federasyonda, başkalarının karılarıyla kafayı bozmuş. Bu adam ağza alınmayacak espiriler yapmış. Hoca uyarmış olmamış, as başkana gitmiş, o hallederiz demiş, yine olmamış ve nihayet... Nihayet bu ar-namus kavramından bihaber, utanmaz adam gitmiş iki milli sporcunun yanına, hem de takım finale doğru adım adım yürürken, ne söylemiş biliyor musunuz? Siz sakatsınız, eşlerinizi tatmin edemezsiniz onlar da sizi boynuzlar sakın evlenmeyin. Yahu bu nasıl bir laftır? Oyuncular ağlayarak gelmişler ve olanı-biteni hocaya anlatmışlar, hoca da asbaşkana gitmiş ama sonuç var mıdır sizce?
- Bu ar-namus kavramından bihaber zat, federasyonun her kampına gidermiş. Ama öyle bir gidermiş ki, akşam takımla beraber otobüse biner, sabah kahvaltısını yapıp biletini alıp geri dönermiş. Minimum iki yol parası, üç günlük harcırah da cebine kalırmış.
- Birmingham'da takım turnuva esnasında savaşmaktaymış. Yönetici beyefendilerse Londra'da alış-veriş, gezme, eğlenme sefasındalarmış. Takımın en değerli oyuncusu lobide acı çekerken bir tane yetkili yokmuş yanında. Sedat Hoca ambulans da getirtememiş, oyuncuyu taksiyle hastahaneye götürmek zorunda kalmış.
- Kampa bir masör bile gelmemiş, oyuncuların kasları taş tutmuş. Hoca bari bir masör gelsin, en olmadı psikolojik olarak rahatlasın sporcular demiş, o da yapılmamış. Sonrasında yetkilinin söylediklerini söylemekten ben utanıyorum ama o adam bu lafı etmekten utanmamışsa da yapacağım bir şey yok. Demiş ki değerli yetkili, bir masör bir de fizyoterapist yollayalım ikisini de fizyoterapist olarak tanıtalım ve bakalım oyuncuların gerçekten ihyitaçları var mı yoksa yalan mı söylüyorlar. Muazzam plan vallahi, tebrikler. Hasılı, durumlar bu şekilde. Yazılacak bir kısım şeyleri yarına sakladık. Merak eden takipçilerimiz Sedat İncesu'nun facebook hesabına bakabilir. Bizim sizlerden istediğimiz bu yaşananlara kayıtsız kalmamanız, bunları bir yerlerde bir şekilde duyurmanız, konuyla ilgisi olmayan bir adama bile neler olmuş neler milli takım kampında diyerek kamuoyu oluşturmanız. Bizi bir şekilde takip eden değerli basın mensupları varsa aramızda, lütfen onlar da ellerindeki imkanları kullansınlar. Bu gibi insanlardan kurtulmamız gerekiyor bu ülkede. Bu noktada gayretlerinizi esirgemeyiniz.
________________________________
Yazıyı okudunuz. Şimdi o yazının içinden küçük bir bölümü yeniden hatırlayalım;
"Tekerlekli Sandalye Basketbolu'nda Türkiye'nin bu noktalara gelebilmesini sağlamış; Milli Takım'a Avrupa İkinciliği, Galatasaray'a ise Kıtalar Arası Şampiyonluklar, Şampiyonlar Ligi Şampiyonlukları kazandırmış olan sayın Sedat İncesu"
İşte o Sedat hocamıza ve Galatasaray'ımızın göz bebeği "Engelsiz Aslanlar"ımız'a, Kıbrıs'ta düzenlenen TSBL play-off ilk ayak maçlarında;
-Daha önce ölümsüz kurucumuz Ali Sami Yen Beyefendi'ye küfür eden,
-Eski emektar oyuncuları ve kaptanları Rıza'nın babasının eski mesleği olan kapıcılığı gündeme getirip açtıkları pankartla,
hem eski kaptanlarını hemde babasını aşağılamaya kalkan,
-taraftar olmaya çalışan ama insan olamayan Beşiktaş'lı kargalar tarafından edilen küfürleri ve hakaretleri buraya yazamıyorum.
Ama tasavvur etmeniz çokta zor değil. Sedat hocamızın kilolarıyla dalga geçmeye çalışarak güya eğlenmeye kalkışan bu kargalara gerekli cevabı ve dersi vermek önce insan olarak sonra da Galatasaray taraftarı olarak boynumuzun borcudur.
Bu böyle biline...
Etiketler:
Ali Sami Yen,
Beşiktaş,
hakaret,
Kargalar,
Kıbrıs,
küfür,
Milli Takım,
Play-off,
rezalet,
Sedat İncesu,
Tekerlekli Sandalye Basketbolu
24 Mart 2011 Perşembe
Yabancı!
"Bugün Türk Milli Takımı'nda iki yabancı oyuncu yer alıyor. Bu durum ne kadar yabancı oyuncu hayranı olduğumuzu ortaya koyuyor."
Türkiye'de bir yabancı oyuncu hayranlığı olduğu doğru. Ancak bunun eleştirisini, biri yarı Türk olan diğeriyse artık Brezilyalılığını unutmuş ve milli takıma ciddi katkı veren iki oyuncu üzerinden yapmak ne kadar yabancı düşmanı olduğunu ortaya koymuyor mu sevgili Necati? Kafanı bunlara yoracağına "milli takıma girebilmek için neler yapmalıyım" diye düşünüp biraz daha fazla çalışman gerekmiyor mu sevgili Necati? Hata hep başkalarında mıdır sevgili Necati?
Etiketler:
Dünyadan Spor,
futbol,
Milli Takım,
Milli Takımlar,
Necati Ateş,
yabancı
3 Şubat 2011 Perşembe
9 Şubat!
2-3 Şubat Ziraat Türkiye Kupası Maçları...
4-5-6 Şubat Lig Maçları...
Üstüne sos niyetine 9 Şubat'ta Milli maç...
Bizim gezegen Cybertron,
maçlarıda Transformers'lar yapıyor değil mi?
Alkışlar(!) TFF'ye...
Ne demişler; "kılavuz'u karga olanın..."
Etiketler:
Ay-yıldızlar,
Milli Takım,
TFF,
Türkiye
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






