15 Kasım 2012 Perşembe

Tribünler Neden Boş?


Futbol: galibiyet, erkek basketbol: galibiyet, kadın basketbol: galibiyet, erkek voleybol: galibiyet, kadın voleybol: galibiyet, sutopu: üst üste 2 galibiyetten sonra mağlubiyet

Yukarıdaki maç sonucu durumu bilgileri, şube takımlarımızın, oynadıkları son Avrupa kupası mücadelelerinde elde ettikleri sonuçlar. Futbol'da Şampiyonlar Ligi'nde Cluj'u yendik, erkek basketbolda Eurocup mücadelesinde BC Donetsk'i, kadın basketbolda Euroleague'de USO Mondeville'i, erkek voleybol CEV Challenge Cup'ta UNICEF Bratislava'yı, kadın voleybol CEV Şampiyonlar Liginde Yamamay Busto Arsizio'yu yendik; ki kendileri şampiyon adaylarından. Son olarak su topu takımımız LEN şampiyonlar liginde, grubunda aldığı üst üste 2 önemli galibiyetten sonra, geçtiğimiz günlerde oynadığı 3. maçını ancak 11-8 kaybetti.

Hala anlayamadıysanız, özetle ve daha yalın şekilde yazıp sorayım. Toplamda 6 branşta, Avrupa kupalarında mücadele ediyoruz ve önemli galibiyetler alıyoruz. Kimi takımlarımız gruptan çıkma şanslarını sürdürürken kimileri de gruplarında namağlup lider durumda. Peki, hal böyleyken sevgili Galatasaray taraftarı;

FUTBOL HARİCİNDE O TRİBÜNLER NEDEN BOŞ KALIYOR?


Not : Görsel temsilidir.

14 Kasım 2012 Çarşamba

Zafer İçin...


Bugün Günlerden Galatasaray. Bugün günlerden Yenilmez Armada. Bugün Günlerden Sarayın Sultanları. Saat 18.00'da Sarayın Sultanları'nın Kadınlar Euroleague maçıyla başlıyor şölen. Ardından saat 21:00'da Yenilmez Armada Eurocup grup maçı için sahada. 2 maç tek biletle izlenebilecek.

Galatasaraylının tribün ana yasasında, arma için sahada mücadele edip formasını ıslatan aslan yürekleri yalnız bırakmak yazmaz. Vakti ve imkanı olan herkesi Abdi İpekçi'ye bekliyoruz.

12 Kasım 2012 Pazartesi

Hangisi Daha Önemli?

Mersin maçıyla birlikte, GSFans.org için maç yazıları yazmaya başlayacağımı söylemiştim önceki gün, kendi twitter hesabımdan. İlk yazımı bugün yazdım ve siteye ekledim. Aynı yazıları burada da yayınlayacağım elbette. Blogu epey bir süre boş bırakmak durumunda kaldık elde olmayan sebeplerden dolayı. Yavaş yavaş yeniden hareketlendirmekte fayda var. İşte ilk yazı. Keyifli okumalar.




Hangisi Daha Önemli?

Uzun süren kötü gidişatın ardından alınan Cluj galibiyetinin pozitif etkisiyle gitti Galatasaray Mersin’e. Puan sıralamasındaki pozisyonları gereği, her 2 takım için de galibiyetle sahadan ayrılmaları gereken bir maçtı. Galatasaray, önceki gün oynadığı maçtan aldığı puanlarla liderliğe oturan Antalyaspor’dan liderliği geri almak ve farkı yeniden 2 puana çıkarmak, Mersin’se, 8 puanla bulunduğu alt sıralardan biraz olsun yukarıya tırmanmak için oynayacaktı.

Ancak daha 5. dk geride kalırken bunun böyle olmayacağı ortaya çıktı. O dakikalardan itibaren, sosyal medyada da epey tepki alan Mersin’in “Çanakkale geçilmez” tarzı oyunu, bizi zor bir maçın beklediğini göstermişti. Buna rağmen, henüz 15. dk geride kalmadan oyununu rakip sahaya yıkan ve savunma hattını rakip yarı sahanın ilk metrelerine kadar çıkaran bir Galatasaray vardı. Bu yakın mesafe oyun tarzı, ilk yarıda Galatasaray’ın istatistik hanelerine birkaç pozisyon ve direkten dönen 2 top olarak yansıdı.

Lakin, ihtiyaç olan asıl şeyi, golü bulamadık. Galatasaray’ın oyunu umut veriyor ancak Mersin, o hep söylediğimiz, şikayet ettiğimiz “Türk futbolunun gelişmesini önleyen (ki gerçekten öyle)” futbol tarzını sahaya yansıtmakta inat ediyordu. 2. yarıya aynı kadroya çıktı Galatasaray. Bu; Terim’in ilk yarıdaki oyun tarzından ve hem takım bazında hem de bireysel bazda performanslardan memnun olduğunu gösteriyordu. Nitekim bu tercih, 2. yarının başlarında gelen golle ne kadar doğru olduğunu gösterdi. Gol gelmişti ancak, Mersin aşılması zor savunma oyununa devam ediyordu.

İlerleyen dakikalarda Mersin, kısa bir süre puana yönelik hamleler yapmaya karar verdi ve açık oynamaya başladı. Bu dakikalarda kazanılan bir korner sonrası, Galatasaray’ın baş belası Nobre, ön direkte topa yükselerek, bizim defansın adeta uyumasını da fırsat bilerek golü attı. Maç bu skorla (1-1) biterken, bize de Mersin’in oynadığı futbol temelinde biraz kritik yapmak kaldı.

Mersin dün oynadığı futbolla, bir nevi kendini sahadan mağlup ayrılmaya, ya da en iyi ihtimalle, maçın da tamamlandığı şekliyle, beraberliğe mahkum etti aslında. Eğer Mersin dün açık bir futbolu tercih etseydi, hem kendisinin hem de rakibinin maçı kazanma şansı değişecekti. Mersin belki de sahadan 3 puanla ayrılacak ve puan sıralamasında kısmen de olsa rahatlayacaktı.

Özetle; her 2 takım için de, sezon sonuna 2 yönlü etki edecek bir sonuç alındı. Mersin bu maçta kazandığı 1 puanla, belki sezon sonu hedefine ulaşacak, ligde kalma mücadelesi verenlerden olursa belki de ligde kalacak. Ya da tam tersi, bu maçta kaybettiği 2 puanla belki sezon sonu hedefinin dışında kalacak. Belki de ligden düşecek. Aynı şey Galatasaray için de geçerli. Alınan 1 puan belki Galatasaray’ı şampiyon yapacak, ya da kaçan 2 puan şampiyonluğa mal olacak. O zaman yazıya başlık olarak attığımız soruyu tekrar soralım. Hangisi daha önemli? Alınan 1 puan mı kaçan 2 puan mı?


İSMAİL ŞEN
GSFans.org.com

NOT : Yazının GSfans.org'taki sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

10 Kasım 2012 Cumartesi

Seninle ve Sensiz 74 Yıl...


Senin için zaman, 1938 yılının soğuk bir Kasım gününde, saat 9' u 5 geçe durdu.

Oysa duran sadece zamandı. Sen yaşamaya devam ettin.


29 Ekim 2012 Pazartesi

89...


88 yıl boyunca nasıl kutladıysak, 89. yılda da, hatta 90, 91, 92, 93...gittiği yere kadar -ki ödünüz kopsa da o gittiği yer sonsuza kadar- Cumhuriyetimizi kutlamaya devam edeceğiz. Yaşadığımız sürece. Herkesin 29 Ekim Cumhuriyet bayramı kutlu olsun.