9 Şubat 2013 Cumartesi
Yeni Başlangıç...
Galatasaray pazar günü, ligdeki en önemli maçlarından birine çıkıyor.
2. sırada ve kendisini 4 puan geriden takip eden MP Antalyaspor’a karşı hem oyun hem de fizik olarak çok iyi olmaktan başka şansımız yok. Galibiyetin yolu; hızlı atak, sert savunma, iyi paslaşma ve bulduğun pozisyonları değerlendirmekten geçiyor.
Fatih hoca’nın; Melo’nun yokluğunda orta alanda Sneijder’i sahaya sürebileceği beklenirken, aynı şekilde 2 haftadır kulübede olan Burak’ın da bu hafta 11′de yer alacağı tahmin ediliyor. Mutlak kazanılması gereken bir maçta Fatih hoca’nın, elindeki hücum gücünü maksimum oranda sahaya yansıtacak bir kadro seçiminde bulunacağını söylemek zor değil.
Bu noktada, bu düşüncesinin sahada doğru şekilde sergilenebilmesi için iş biraz da kanatlara kalıyor. Afrika Kupasından döndüğü için formasını geri alacak olan Eboue’nin Hamit’le, Riera’nın da önünde oynayacak olan Emre yada Amrabat’la yardımlaşarak sık sık hücumu desteklemesi çok önemli. Sadece orta alandan yapılacak baskı yeterli olmayacağı gibi, orta alanda mücadele eden oyuncularımızın beklenenden daha erken yorulmasına sebep olabilir.
Takımın bir an önce ortadan kaldırılması gereken sorunlarından biri de, golü ya da golleri bulduktan sonra istemsiz şekilde geriye çekilmesi. Yeni transferler Sneijder ve Drogba’nın, bu sorunun ortadan kalkmasında çok önemli bir role sahip olduğunu düşünüyorum. Nedenine gelince. Her sorunun kaynağında 2. bir sorun vardır. Galatasaray’ın bu sorununun kaynağında ise, topu ileride tutmakta yaşadığı sıkıntı yatıyor.
Sneijder ve Drogba sahadayken, onlara katılacak Umut, Burak Elmander üçlüsünden 1 veya 2′sinin, yukarıda bahsettiğimiz orta saha ve kanat oyuncularının desteğiyle, 3. bölge dediğimiz hücum bölgesinde ortaya çıkacak muazzam pres gücü ve bunun zamanla sürekli kılınması sorunun tek çözümüdür. Bu maçla birlikte, bu yöntemin ilk ayağı diyebileceğim Sneijder’li kısmını 90 dk. nın en az 80 dk. sına yayabilirsek, çözüme yönelik büyük bir kalıcı adım atmış oluruz.
Saha içinde herşey normal gittiğinde ve saha dışında, masa başında ligin şampiyonu tayin edilmeye çalışılmadığı sürece Antalyaspor maçının, şampiyonluğa doğru koşmaya başlamadan önce atılan ilk adım olacağına ve bir seri başlatacağına inanıyorum. Bekleyip görelim.
İsmail ŞEN | GSfans.org
Etiketler:
antalya,
başlangıç,
futbol,
Galatasaray,
Medical Park,
spor,
spor toto,
süper lig,
yeni
7 Şubat 2013 Perşembe
Sıfır...
ÇÖKÜŞ
Daha aday kadrolar açıklandığında belli oldu yine bir saçmalık olduğu. 22 kişilik aday kadroda sadece 1 sağ bek, 1 ön libero ve 1 sol kanat oyuncusu vardı. Maç başladığında ilk sorduğum soru şu oldu; '' Arda ve Nuri nerede oynuyor?'' Sahaya çıkan 11'e ve taktik düzene baktığında, tekli forvetin arkasında hücum alanını destekleyen ikili olarak oynamaları
gerekirken, ikisi de sağ çizgiye gömülmüş, varyasyonlar ve 2'ye 1'lerle topu dip çizgiye indirip, rakip savunmanın göbeğinde ikili markajda olan Mevlüt'e top çıkarmaya çalışıyorlardı.
Sağ ve sol bekler çalışmıyor, topu ileride tutması için sahada olan oyuncular çizgide oynayıp beklerin yapması gereken işi yapıyorlardı. İşin daha kötüsü, bu durumu düzeltmek için kenardan uzun süre müdahale gelmedi. Abdullah Avcı'nın milli takım seviyesini kaldıramadığının ve sınıfta kaldığının en son göstergesiydi bu.
İkinci yarıda yapılan değişiklikler oyunun hücum alanında daha dinamik oynamamızı ve bir kaç önemli pozisyon bulmamızı sağlasa da; bu soyunma odasında iyi taktikler verildiğinden değil, o pozisyonları yaratan oyuncular olan Arda, Selçuk, Hamit, Burak, Umut'un birbirlerini çok iyi tanıyor olmalarındandır. Tamamen kendi takımlarında yakaladıkları uyum, ve o 5'liden 4'ünün çok uzun süredir birlikte oynuyor olmasının yarattığı avantajı kullanma düşüncesidir o hareketliliğin sebebi.
Özetleyecek olursak; 2008 Avrupa Şampiyonasına müthiş şekilde sirayet eden ''sahada kim oynarsa oynasın biz bir takımız'' diyen ve kaybetmeyi asla kabullenmeyen takımdan eser kalmadı. Hiddink sonrası dönem doğru yönetilemedi ve acele edildi. ''Revizyon yapmak gerek'' deyip, nerede revizyon yapılması gerektiğine, ve ''Abdullah Avcı'nın tecrübesi bu süreci doğru yönetmek için yeterli mi?'' diye bakılmadan höngürlös işe girişildi. Haluk Ulusoy'dan sonraki süreçte federasyonu sürekli parmağında oynatan ve işaret ettiklerini seçtiren siyasi irade hep olduğu gibi yine ortaya çıktı ve işini (!) yaptı.
Sonuç; Avcı dönemiyle başlayan ve önlenemeyen kontrolsüz bir düşüş. Sürekli kaybediyoruz ve ''nasıl kazanabiliriz?'' e dair hiçbir planımız yok. Zaman ne gösterecek bilmiyoruz. Şimdilik; bazı insanlar olmamaları gereken mevkilerde olmaya, yanlışlarında ve hatalarında ısrar etmeye devam edecekler. Birileri sesini yükseltmediği sürece biz de seyretmeye devam edeceğiz.
İsmail ŞEN
Etiketler:
2-0,
A milli,
Abdullah,
Avcı,
Çek Cumhuriyeti,
çöküş,
futbol,
hazırlık,
maç,
mağlubiyet,
sıfır,
takım,
Türkiye
5 Şubat 2013 Salı
48...
''Sergen; buraya gel, hiç acele etme. Ben şimdi topu sana yuvarlayacağım.
Sen topa basacak ve geri kaçacaksın. Tamam mı, anlaştık mı?''
Kazanılan bir frikik öncesi, yanındaki kişi bu ülkenin en iyi sol ayaklı ve en iyi frikik kullanan yerli oyuncularından biri; Sergen olsa dahi komuta hep ondaydı. O bu yüzden "comandante" idi. Görülemeyeni görür, tahmin edilemeyeni gerçekleştirirdi.
Ve o; Gheorghe Hagi bugün 48 yaşına girdi. İyi ki doğdun Hagi.
Etiketler:
48,
comandante,
efsane,
frikik,
futbol,
Galatasaray,
gheorghe,
hagi,
iyi ki doğdun,
sergen,
usta,
yaş günü
3 Şubat 2013 Pazar
Gelecekten İşaret...
Bugünkü Bursaspor - Galatasaray maçından bloga taşınabilecek tek şey belki de şu kare. Sahalarda sık sık görmek istediğimiz türden anlar. Kim bilir? Belki de yakında gerçekleşmesi muhtemel bir takım arkadaşlığına doğru atılan adımlardır bunlar. :)
Etiketler:
Aziz,
bursaspor,
dostluk,
futbol,
Galatasaray,
gelecekten,
işaret,
kare,
maç,
Serdar,
sneijder,
spor toto,
süper lig,
wesley
28 Ocak 2013 Pazartesi
Blue Elephant...
"Gelmeeeeeez" totemi tuttu. Deyim yerindeyse başkanın bir rüyası gerçek oldu. Geçen yıldan beri istediği bir transferdi sonuçta ve nihayet "Mavi Fil" Didier Drogba resmen Galatasaray'da.
Sneijder transferi ile birlikte başkan, transfer edilebilirlik ve yönetim becerisi konusunda çıtayı çok yukarılara koydu. Bizden başka kimsenin erişmesi imkansız artık. Aday olurken söz verdiği gibi, başarı ve süreklilik anlamında da hedeflerini çoktan tutturdu ve gözünü çok daha büyük başarılara dikti. Dikkat edin, geçen yıldan bu yana alınamaz denilen kim varsa aldı. Muslera, Eboue, Ujfalusi, Hamit, Melo. Bu adamların hepsine "gelmez, alamazlar" deniyordu. Hepsi geldi. Üstüne Sneijder ve Drogba.
Eğer Schalke turunu geçer ve çeyrek finalde Barça, Real yada ManU'dan biriyle eşleşmezsek finali görme şansımız bile var. Geriye söylenecek tek şey kalıyor.
"TEK EKSİK O KUPA. ŞİMDİ KORK AVRUPA..."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




