14 Mayıs 2012 Pazartesi
O AN...
Hala şampiyonluğun, bir an bile kaybetmediğimiz inancımızın gerçekleşmesinin etkisindeyiz. Maçı, şampiyonluğu, Kadıköy'de maç bitimi sahada, soyunma odasında olanları, Florya'yı; Arena'da ki şampiyonluk kutlamasını yarın yazacağız. Ama şimdilik şu müthiş videoyu izleyip gelecek yazıya hazırlayın kendinizi. 2 Galatasaray'lı kardeşimiz stresten maçı izlemeyip, sonucu sokaklarda görecekleri şampiyonluk turuyla öğrenmeyi tercih etmişler ve maç sonlarına doğru olanları videoya kaydetmişler. Videonun Youtube sayfasında, yorumlar bölümünde videoyu çekip yükleyen arkadaşımızın bir cevabı var. Şöyle demiş;
"Güzel yorumlar için sağolun.Aslında bu videonun öncesi ve sonrası da var.Evden çıkarken, kızımla vedalaşırken çekmeye başladım. Kendi forumumuzda arkadaşlarla paylaşmak istedik ama acayip hızlı bir şekilde yayıldı. Arabada ağladığım yetmedi, ben bile her izleyişimde tekrardan ağlıyorum :)"
Galatasaray'lılığını böyle kalpten yaşayan, şampiyonluğu öğrendiği anda gözyaşlarına hakim olamayan gerçek taraftarlara sahip olmak büyük bir lütüf.
Etiketler:
arena,
Florya,
Galatasaray,
gözyaşı,
o an,
stres,
Şampiyonluk,
tur
11 Mayıs 2012 Cuma
10 Mayıs 2012 Perşembe
Llorente...
Kaybetmenin tüm acısını kalbinin en derinliklerinde hisseden, maç sonu gözyaşlarına hakim olamayan oyuncu candır. Takımı için her şeyini verir. Tıpkı Llorente gibi.
9 Mayıs 2012 Çarşamba
John, Tommie ve Peter...
Az önce facebook'ta okudum bu hikayeyi. Spor tarihinin en dokunaklı ama bir o kadar da etkileyici hikayelerinden biri olduğunu söylesem abartmış olmam sanırım. Lafı çok uzatmadan hikayeyi paylaşmak istiyorum. Lütfen sonuna kadar okuyun.
FOTOĞRAFA BAKTIĞINIZDA EE NE VAR BUNDA ŞİMDİ DİYORSUNUZ? OKUYUN VE ANLAYIN!...
BAŞKALARININ DA OKUMASI VE ANLAMASI İÇİN PAYLAŞIN!
200 metrede altın ve bronz madalya kazanan Amerikalı iki siyah atletin, Tommie Smith ve John Carlos’un siyah deri eldivenli yumrukları havada, başları önde posteri yıllarca hayal dünyamızı ve asıl oda duvarlarımızı süslemişti.
İtiraf ediyorum ki, Aynur Çağlı’nın o muhteşem haberini okuyana kadar aynı karede önde duran, gümüş madalyalı Avustralyalı beyaz atlete hiç dikkat etmemişim. Adı Peter Norman imiş. İşte bu atlet 2006 yılında öldü. Haberin ve konunun tekrar gündeme gelmesinin sebebi budur.
Gelelim hikayeye...
Mexico City’de 200 metre finali koşulmuş. Amerikalı (siyah) atletler Tommie Smith ile John Carlos birinci ve üçüncü gelirken, ikinciliği Avustralyalı (beyaz) Peter Norman kazanmış. Madalya töreni için bekledikleri sırada, Carlos, Peter Norman’ ın yanına gelerek sormuş:
- İnsan haklarına inanıyor musun?
- Evet, inanıyorum.
- Peki ya Tanrı’ya?
- Bütün kalbimle...
Bunun üzerine, iki siyah atlet kafalarındaki eylem planını açıklamışlar, Norman tereddütsüz katılmış:
- Ben eyleminizi destekleyeceğim, bana ne yapmam gerektiğini söyleyin!
İlk defa, o günler için müthiş bir provokasyon hatta devrim sayılacak bir eylem planlıyor iki genç adam: Amerika’daki ırk ayrımcılığını ve siyahlara reva görülen fakirliği ve ikinci sınıf vatandaşlığı protesto edecekler. Ama nasıl?
Fikir Norman’dan geliyor. Bir çift siyah deri eldiven buluyorlar. Sağ tekini Tommie, sol tekini John eline geçiriyor. Fakirliği sembolize etmek için çıplak ayakla kürsüye çıkıyorlar. Başları kederle öne eğik, sıkılı yumruklarını havaya kaldırıyorlar. Önlerinde duran beyaz atlet Peter Norman da, dayanışmasını göstermek için kalbinin üstüne ‘İnsan Hakları İçin Olimpiyat Projesi Hareketi’nin kokartını iğneliyor. Amerikan milli marşı çalarken plan icra ediliyor ve eylem koyuluyor. Ve tabii (hatırlıyorum) dünya birbirine giriyor. Amerika ayağa kalkıyor. Olimpiyatlar bile gölgede kalıyor, dünya gazeteleri yumrukları havada siyah atletlerin fotoğrafını birinci sayfadan veriyor. Amerikan Olimpiyat Komitesi iki siyahın spor kariyerini o saniye bitiriyor.
Eylem amacına ulaşmış, Amerika’daki zenci azınlığın durumu dünya gündemine girmiştir. Smith ve Carlos spor hayatlarını (ve buna bağlı olarak geleceklerini) feda etmişler ama dünya tarihine geçmişlerdir. Dünyadaki yüz milyonlarca ezilmiş siyahın ilahı haline gelmişlerdir. Peki ya Avustralyalı beyaz Peter Norman? Meslektaşım Aynur’un anlattığına göre, Norman’ın da hayatı kararmış.
Tommie Smith diyor ki:
“Peter, bir beyazdı. O günlerde siyahların haklarını savunma cesareti gösteren, onurlu ve belkemiği sahibi beyaz çok azdı. Peter, Avustralya’ya döndüğünde kimse yüzüne bakmadığı gibi, herkes tarafından yargılandı. Onun da atletizm kariyeri bitti, spor çevrelerinden dışlandı. Tehditler, işsizlik ve tecrit nedeniyle öyle sıkıntılı günler yaşadık ki, üçümüzün de ilk evliliği sona erdi.”
Avustralya Devleti Norman’ı ölene kadar affetmemiş ama Norman intikamını mezara götürmüş. 1968 Olimpiyatları finalinde ikinci olurken kırdığı 200 metre Avusturalya rekoru hâlâ, 38 yıldır kırılamamış. Ölene kadar süren ‘eylem kardeşliği’. İki amerikalı ve bir Avustralyalı ‘lanetli’ atletin o gün başlayan ‘eylem kardeşliği’ ve dostlukları ömür boyu sürmüş. Aradan geçen 38 yıl boyunca, yazışmışlar, buluşmuşlar, görüşmüşler. Ta ki; 2006 yılında Peter Norman evinin bahçesinde kalp krizi geçirip 64 yaşında ölene kadar.
Ve şimdi, fotoğrafın sağına tekrar bakın
Melbourne’de yapılan cenaze töreni. ‘Onurlu beyaz atlet’ Peter Norman’ın tabutu, Tommie Smith (solda) ve John Carlos’un omuzlarında...
Etiketler:
amerika,
avustralya,
beyaz,
eylem,
fakirlik,
ırkçılık,
John,
Olimpiyat,
peter,
Siyah,
tommie
Turkey Wants Fair Play!
turkeyfairplayplatform.org adlı internet sitesi tarafından hazırlanan, "Türkiye Temiz Futbol İstiyor" ifadesiyle, futbolseverler ve temiz futbol isteyenler tarafından imzalanan beyaz bir topun UEFA'ya gönderiliş hikayesi. Topa imza atan insanların söylediklerine dikkat edin. Her biri konuya fazlasıyla hakim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


