brezilya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
brezilya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2014 Pazartesi

Hasta la Victoria Siempre...

Olay oldukça ilginç ve dikkat çekici. Bugüne dek, tüm Latin Amerika topraklarındaki hiç bir ülkede (Küba dahil) hiç bir takımın böyle bir şeye kalkışmamış olması da şaşırtıcı aslında. Olayı benim için dikkat çekici kılan noktalardan biri de; aynı fotoğrafın poster haline getirilmiş kocaman bir versiyonunun da benim odamın duvarını süslemesi.


Brezilyalı futbol takımının formasında Che fotoğrafı

Formalarında Che Guevara portreleriyle sahaya çıkan bir takımın futbolcularını görseniz, onların Küba milli takımı oyuncuları olduğunu düşünmeniz pek de şaşırtıcı olmaz. Ancak, bu futbolcular Rio de Janeiro banliyösünde küçük bir Brezilya futbol takımının, Madureira Esporte Clube'nin oyuncuları.

Bu yılın başlarında Madureira yeni formalarından birinin tasarımında devrimci liderin Alberto Korda tarafından çekilmiş ünlü fotoğrafına yer vermeye karar verdi.

Şimdiye kadar bu forma sadece kulübün minyatür saha futbol liginde mücadele eden 7 oyuncudan oluşan takımı tarafından giyildi.

Bu yeni formayı giyen takım da, Brezilya'da yedi oyunculu lig şampiyonluğunu kazandı.

Dünyada futbol taraftarları ve Che Guevara destekçileri arasında etkisi o kadar olumlu oldu ki, kulüp Brezilya üçüncü liginde oynayan as futbol takımı kadrosuna da bu formayı giydirmeyi düşünüyor.

Formadaki Che Guavera'yla ilgili semboller fotoğraftan ibaret değil. Ünlü liderin sloganlarından biri de forma numaralarının hemen üstüne işlenmiş: Hasta la Victoria Siempre (Zafere kadar daima).

Özel forma, kulübün futbol takımının Küba'yı ziyaretinin 50. yıldönümünü anmak üzere hazırlanmış.

1963 yılında gerçekleştirilen ziyaret sırasında futbolcular, Arjantin doğumlu ünlü gerilla komutanıyla da bir araya gelmişti.


Küba ziyareti

Küba diktatörü Batista'ya karşı zaferle sonuçlanan gerilla mücadelesinde, Fidel Castro'nun yanında savaşmıştı Che Guevara.

Futbolcular ülkeyi ziyaret ettiklerinde de Küba devriminin üzerinden sadece dört yıl geçmişti.

Küba'da kaldıkları sürede beş maç yaptı Madureira ve beşini de kazandı. 18 Mayıs 1963'te Havana'daki son maçı izleyenler arasında spora çok meraklı bir isim de vardı: O sırada Sanayi Bakanlığı görevini üstlenmiş olan Che Guevara.

Madureira'nın 3-2 zaferiyle sona eren maçın ardından Che oyuncularla tokalaştı, birlikte resim çektirdi.

Garrincha ve Pele önderliğinde, 1958 ve 1962 yıllarında İsveç ve Şili'deki dünya kupalarında zafere ulaşan Brezilya milli takımının başarısının ardından, futbolseverler için Brezilyalı futbol takımlarını izlemek büyük bir olay haline geldi.

Madureira'nın o dönemdeki başkanı Jose de Gama'nın aklına da takımını bir dünya turuna çıkarma fikri geldi.

Dünya turu, Brezilyalı büyük kulüpler için önemli bir gelir kapısıydı, özellikle de sponsorluk anlaşmaları ve televizyon gelirlerinin pek gündemde olmadığı bir dönemde.

Dolayısıyla, Jose de Gama için Kolombiya, Kosta Rica, El Salvador, Meksika ve Küba'yı da kapsayan bir tura çıkmanın iyi bir adım olarak görünüyordu.

Brezilya'da yayımlanan Extra gazetesinin sorularını yanıtlayan tarihçi Ronaldo Luiz Martins, ''Girişimci bir ruha sahipti. Piyasaların yönelimini, başkalarından önce görüyordu'' sözleriyle değerlendiriyor Gama'yı.


İkonik imge

Che'nin fotoğrafları her zaman futbol hayranları arasında popüler olmuştur, birçoğu tişört ve bayraklarının üzerinde ünlü liderin resmini taşır.

Hatta Arjantinli futbol efsanesi Diego Armando Maradona'nın sağ kolunda bir Che dövmesi var.

Ama Barcelona Üniversitesi'nden Prof. Carles Vinas göre, bir profesyonel kulüp ilk kez resmi forması için Che'nin görüntüsünü seçmiş oldu.


Che de futbol oynadı

Aynı zamanda bir spor yazarı olan Vinas, Che Guevara'nın futbol ile bağlarının çocukluk yıllarına kadar uzandığını söylüyor.

İlk kez ülkesi Arjantin'de okulda futbol oynamaya başlayan Che Guevara, astım hastası olduğu için kullandığı solunum spreyini yakınında tutabileceği bir pozisyonu, kaleciliği seçmiş.

Ancak tarihçi Vinas, Che'nin asi karakterinin kendini ilk kez o sıralarda gösterdiğini söylüyor. Sağlığı için kötü olacağını düşünen ailesinin ısrarlarına rağmen futbol oynamaya devam etmiş Che.

Motorsikletle Güney Amerika'da gerçekleştirdiği seyahat sırasında da bir kaç kez futbol oynamış. Maç yaptıkları kişiler arasında Peru'daki cüzzam hastaları da var. Daha sonra babasına yazdığı mektupta şöyle diyor gerilla lideri:

''Manasız bir gösteriş gibi görünebilir belki, ama genelde bir hayvan muamelesi görenler için kendilerine normal birer insan gibi davranılmasının psikolojik yararları paha biçilemez.''

Madureira'nın yeni "devrimci" forması sayesinde, futbol ile Che'nin bağlantıları ölümünden 40 yıl sonra yeniden canlanmış oldu.

Kaynak: BBC Türkçe İnternet Sitesi

17 Ekim 2012 Çarşamba

Abdullah...


Bu bir sesleniştir. Milli takım dün akşam Brezilya 2014 Dünya Kupası grup maçlarında Macaristan'la karşılaştı ve Romanya maçından sonra bu maçı da kaybetti. Üstelik 3-1. O kadar canım sıkkın, o kadar kafam bozuk ki, doğrudan Abdullah Avcı'ya seslenme gereği duydum. Hoş; bunlardan, bu yazdıklarımdan o'nun haberi bile olmayacak ama ben içimi dökmek, düşüncelerimi yazmak, sorularımı sormak istiyorum.

Avcı, maç sonrası açıklamasında "İstifayı düşünmüyorum" demiş. Tamam, istifa etme. Hakikaten çok sık tek. dir. değişikliği ciddi manada istikrarsızlık yaratıyor. Eğer kendine güveniyorsan, "ben bunu başaracağım arkadaş" diyorsan devam et. Ama, Allah aşkına; kadro ve oyuncu seçimlerini, sistemini, teknik-taktik düzenini, oyun planını, çalışma tarzını, idman programını gözden geçir. Rotasyon deyip duruyorsun. Rotasyona önce kendinden başla o zaman.

Bu ülkede herkesin, her şey hakkında söyleceği bir şey vardır. Herkes her şeyi (bilhasa futbolu) çok iyi bilir(!), sende buna kızgınsın. Bir tek bu konuda haksız sayılmazsın. "Ağzı olan konuşuyor" modundasın şu an. Anlıyorum. Ama, kusura bakma hocam, bu kez o "herkes" haklı. Maalesef öyle.

İnatlaştın, "ben miyim tek. dir. siz misiniz?" dedin. Selçuk dedik, yedek bırakman yetmedi, bir iğneyle oynayabileceği sakatlığını bahane edip kadro dışı bıraktın. Semih'i kestin Macaristan maçında (ki bana göre Galatasaray cephesine güç gösterisi yapmaktı bu) yerine oynayan Egemen kırmızı görmediyse, bu maçın hakeminin çok kötü olmasındandır. Adım gibi eminim ki; Gökhan Gönül sakat olmasaydı Hamit'i de oynatmazdın, sırf Galatasaray'lı olduğu için.

Seni bu tartışmaların ortasına atanların, "Selçuk neden yok? Onur , Tolga varken neden Mert Günok?" sorularıyla tartışmaları başlatan Galatasaray cephesi olduğunu düşündüğün için. Evet hocam öyle. Biz o tartışmaları başlattık çünkü şanslıydık, hatalarını ve olabilecekleri daha en baştan görme şansımız oldu. Peki soruyorum ben şimdi. HAKSIZ MI ÇIKTIK HOCAM?

21 Eylül 2012 Cuma

Kaptan...



Fotoğraf; geçtiğimiz yıllarda, Formula 1 yarışları öncesi Ali Sami Yen stadında düzenlenen yardım amaçlı dostluk maçından. Cüneyt kaptanı tutmaya çalışan isme dikkat.
Ferrari'nin Brezilyalı pilotu Felipe Massa. Ama kaptan sanki ilk günlerindeymiş, hala futbol oynuyormuş gibi hırslı ve güçlü.

29 Mayıs 2012 Salı

Zor Ama İmkansız Değil...


Elemelerde oldukça zorlu rakiplerle oynadılar. Ev sahibiydiler, Ankara'daydılar. Hedef büyüktü.
Olimpiyatlar. Başardılar. Başkentte Hırvatistan, Almanya, Rusya gibi ekipleri yenerek olimpiyat vizesi alan sultanların, oimpiyatlardaki rakipleri de belli oldu.

Oynadıkları her turnuvada muhakkak bir kıta şampiyonuyla eşleşme gibi ilginç bir istatistiği olan sultanları bu kez daha zorlu rakipler bekliyor. O takımlardan biri, son olimpiyat şampiyonu, 2010 dünya şampiyonasının finalisti ve gümüş madalya sahibi Brezilya. Bir diğer zorlu rakipse, yine son olimpiyatlarda, 2008 Pekin'de finalde Brezilya'nın rakibi olan ve gümüş madalyayı takan ABD. Grubun diğer ekipleri ise 2 olimpiyat altını bulunan Çin, Sırbistan ve Güney Kore.

Kadın voleybolunda Avrupa'nın en iyi, en güçlü 5 ekibinden biri olan filenin sultanlarına bu zorlu yolda, Türk halkının ve taraftarlarımızn vereceği destek çok önemli. Londra'da kendilerini kesinlikle yalnız hissetmemeliler. Başkent'teki eleme maçlarında Rusya'yı bile 3-1'le geçerek, istediklerinde ve gerçek desteği arkalarında hissettiklerinde neler yapabileceklerini açıkça gösterdiler. Yolunuz ve şansınız açık olsun kızlar.

Sultanların olimpiyatlardaki maç takvimini ilerleyen günlerde duyuracağız.