5 Ekim 2010 Salı

Böyle birşey olmuş...







Plaj voleybolunda Milli Takım, Milli Takım'ı yendi

 
Plaj voleybolunda Uluslararası Voleybol Federasyonları Birliği (FIVB) Chennai Challenger Turnuvası'nda 2 Türk Milli Takımının karşıya karşıya gelmesi ilginç bir görüntü ortaya çıkardı. 

Türkiye'nin 2 takımla mücadele ettiği ve Hindistan'ın Chennai kentinde yapılan turnuvada, Selçuk Şekerci-Volkan Göğtepe ve Murat Giginoğlu-Hakan Göğtepe ikililerinden oluşan Türk Milli takımları yarı finalde eşleşti. Çekişmeli geçen karşılaşmada Giginoğlu-Göğtepe ikilisini 21-16'lık setlerle 2-0 yenen Şekerci-Göğtepe ikilisi finale yükseldi.
M.Giginoğlu-H.Göğtepe çiftinden oluşan Türk Milli Takımı'nın 3'üncülük mücadelesi vereceği turnuvada final ve klasman maçları yarın yapılacak.

NTV Spor

4 Ekim 2010 Pazartesi

Seviyorum bu blog'u...



Şeref sizsiniz..


 


"Kurt kocayınca köpeklerin maskarası olurmuş." çok güzel özetlemiş atalarımız. Geçen sene içeride, dışarıda önüne geleni tokatlayan Galatasaray'a kimse birşey söylemiyordu. Hatta bırakın birşey söylemeyi, tek bir kelime olumsuz yazan yoktu. Tam tersi bırakın olumsuz yazmayı, herkes Barcelona olmaktan bahsediyordu. Biz kazandıkça yazılarda tek bir eleştiri yazısı olmuyor, tam tersi her hafta sınıf atlıyorduk. Puan kayıpları olduğunda da sezon öncesinde ki yada bir ay evvel yaşanan konular su yüzüne çıkarılıyordu. Biz alıştık zaten basının türlü ayak oyunlarına, türlü dalaverelerine... Sabır taşı olsa çatlar artık insan ve baktık ki, kimseden çıt çıkmıyor bizde sesimizi yükseltelim dedik.

Devamı için  http://fossacimbom.blogspot.com/2010/10/seref-sizsiniz.html

Efsane, Şampiyon ya da Baba...

Michael Schumacher F1'i neden bırakmadığını açıkladı.






Michael Schumacher, kendisi hakkında çıkan, yeniden emekli olacağı söylentilerini bir kez daha yalanlarken, yarışmaya neden devam ettiği ile ilgili de samimi açıklamalar yaptı...

İşte The Schum'un gizli blogunun son sayfasına karaladıkları:


"Kim ne derse desin, 2011'de yarışmaya devam edeceğim, buna mecburum.

Gerçek şu ki, evde yapmam gereken işlerin bir listesi çıkartılmış durumda, neredeyse iki sayfa... Ve yarışmaya devam ettiğim sürece, kızım Gina-Maria'nın odasını Hanna Montana posteriyle dekore etmemek için çok sağlam bir özrüm oluyor.

Veya eşim evde benden yardım istediğinde, 'Üzgünüm canım ama Ross'la uzun bir telefon görüşmesi yapacağım, otomobille ilgili önemli konuları konuşmalıyız' ya da 'Hayatım en az 3 saat spor salonundan çıkamam, inan ben de sana yardım etmek isterdim' diyebiliyorum.

En kötü ihtimalle kaşlarını çatıp 'İyi, ben de Ralf'i ararım' diyor ve beni rahat bırakıyor.

Eğer yarışmayı bırakırsam ne bahanem kalacak ne de saklanacak bir yerim. Dolayısıyla padok alanında Lee McKenzie ile sıkıcı sohbetlere ve o korkunç yarış kıyafetlerini giymeye devam edeceğim"

Murat Kosova Evine Döndü!



Müjdeyi az önce twitter'dan Sine Büyüka (nam-ı diğer rock_n_doll) verdi. Doktor ait olduğu topraklara geri döndü.Ayrılma kararını zaten anlayamamış ve kendisini başka bir kuruluşla, başka bir ekranla tüm çabalarıma rağmen bağdaştıramamış biri olarak bu karara en çok sevinenlerden biri olduğumu söylesem yalan olmaz. Evine hoş geldin Murat Kosova.

Gökhan Karataş'ın Elano Görüşleri



Elano'nun değeri

Avrupa'ya havlu atınca yerden yere vurulan, ligde kötü başlangıçtan sonra 4'te 4 ile kara bulutları dağıtan, son olarak Karabükspor karşısında yine yokları oynayan bir Galatasaray fotoğrafı var önümüzde. Beklenen seviyeye ulaşılmasa da, hedef tahtasındaki yönetim ve Rijkaard, 'büyük takım iyi oynamadan kazanabilmeli'den hareketle kredilerini artırmıştı. Ancak Karabük'te bir kez daha görüldü ki, Arda ve Baros'suz Cimbom, şampiyonluk yarışını sezon sonuna kadar sürdürecek kapasitenin uzağında.
'Üç büyükler'in, kendilerinden çok güçsüz bir rakibe yenildikleri maçların ardından ".. milyon euroluk takım" konulu yorumlar yapılır. Özellikle adı sanı duyulmamış takımlar karşısında Avrupa arenasına erken veda edilmesiyle birlikte bu tarz kıyaslamaları manşetlerde görmek mümkündür. Bizzat kulüp başkanları ve yöneticiler de, zaman zaman övünmek adına rakamlara sarılır.
".. milyon euroluk takım" eleştirisinde vurgulanan maddi değer, futbolcuların bonservis bedellerinin alt alta yazılması sonucu ortaya çıkıyor. Euro bazında kapasite, büyüklük hesabı açısından da esas alınabiliyor. Hangi futbolcunun kadroya girip girmediği, sakatlar, cezalılar, son maçlarda alınan sonuçlar, psikolojik etkenler... Bu maddeler ise değer hesabının dışında. Haliyle ortaya çıkan tablo gerçekçi değil.
Galatasaray Futbol Takımı için 120 milyon eurodan fazla bir değerden bahsediliyor. Dünyaca ünlü futbolcuları kadrosunda barındıran bir takım için normal. Ne de olsa Kewell, Elano, Baros, Arda ve Misimovic kadroda. Diğer yanda Servet krizi, Misimovic'in etkisizliği, sakatlar, yönetimdeki sarsıntılar vs.
Bu konuyu, Elano özelinde inceleyelim. Hafta başında ülkesinin yolunu tutan Brezilyalı için 'ailevi nedenlerden dolayı' açıklaması yapıldı. Mutsuz olduğu bilinen Elano'nun, kulüp aramaya gidip gitmediği merak konusu. Nitekim yönetim tekliflere açık. Brezilyalı milli futbolcunun değeri 12 milyon euro. Yani Elano'yu transfer etmek isteyen kulüp, 7 milyon euroya sözleşme imzalayan oyuncu için bir yıl sonra neredeyse 2 katı bir ücret ödemeli.
Yönetim, geçen sezonun ardından 2010 Dünya Kupası'na umut bağlamıştı. Güney Afrika'da 2 maçta 2 gol ve 1 asistle oynasa da Sambacı, maddi anlamda beklentiyi karşılayamadı. Transfer dönemi boyunca 10 milyon euro olarak belirlenen bonservisi ödeyen çıkmadı. Biraz altında bir rakama da alıcısı olmadı.
Mehmet Topal'ı 5 milyon euroya satan, Uğur ve Emre'den 1.5 milyon euro kazanabilen Galatasaray'ın, 26 futbolcudan oluşan A takımı için 120 milyon eurodan söz ediliyor. Buna göre, 7.5 milyon dolara alınan Delgado'nun bedava, bonservisine 5 milyona euro ödenen Lincoln'ün 2.1 milyon euroya güle oynaya gönderilmesi şaşırtıcı gelecektir.
Söz konusu, sarı-kırmızılılara özel bir durum değil. Hercules, 14 milyon euroluk Guiza için 5 milyon euro ödemedi. Nitekim Fenerbahçe'den Real Madrid'e rekor bir ücretle giden Elvir Baliç'in, İspanyol ekibinin değerinin 20 milyon dolar yukarı çektiği iddia edilemez. Değerlerin az veya çok olduğundan ziyade bu hesap, sağlıklı bir görüntü vermiyor. Futbolda da tıpkı diğer ticari gelişmeler gibi önemli olan arz-talep meselesi ve zaman. Endüstriyel futbolda bugün ve yarın arasında dağlar kadar fark var.


Gökhan Karataş · Tarih: 2 Ekim 2010